Her gün hayatımıza farklı yazarlar dahil olsa da bazı yazarlar vardır ki ardı sıra gelen hiçbir yazar, tesiri altında kaldığımız yazarın boşluğunu dolduramaz!...
O yazarlar ki, içimizde yer etmiştir. Ruhumuzda kalan derinliği ölçülemez etkileri yıllar boyu süregelir.
Rengarenk kitaplarla dolu bir dünya!...
Ama o rengarenk kitaplar, fani olan bir insana bile bazen elveriyor.
Bazen bize tek bir mısra, tek bir cümle nasıl yeterse, işte öyle!...
İşte Shakespeare de, benim nazarımda boşluğu hiç bir zaman doldurulamayacak bir yazar. Belki süreç içinde, Shakespeare'den bile daha iyi yazarlar ile karşılaşacağım. Gelecek belirsizliklerle dolu bir muamma.
Kim bilir!... Fakat, Shakespeare'in gönlümdeki yeri hiçbir zaman değişmeyecek!...
Shakespeare'in yapılarında komedi ve trajedi iç içe. Anlatımın zaman zaman grotesk anlatıma dönüşmesi ile de ilgi uyandırır. Kaba gülünçlüklerden ya da tuhaf şakalaşmalardan yararlanarak karşıt görüntüleri ya da bir araya gelmeyecek olan mevzuları, şaşırtıcı bir biçimde birleştirip abartılı bir güldürü tarzına dönüşmesi takdire değer!...
Shakespeare okurken bir taraftan yüzünüze istem dışı tebessüm yayılırken diğer yandan derin düşünceler eşliğinde varlığınızı,
" Neden, daha önce benim aklıma böyle bir cümle kurmak gelmedi? " diye, sorgularken bulmanız kaçınılmaz! Gülünç ve abartılı bir güldürü tarzı ile kaleme alınmış olsa da, öz de ciddi olan bir tiyatro oyunun okura kattığı değerler muhteşem!...
Kelime oyunu denilince, zihne dolan ilk isim Shakespeare. Freud, kaleme almış olduğu yazılarında Shakespeare'in kendisini etkilediğini her daim dile getirir.
Hani kelimelerin hisler karşısında tarifi yoktur deriz, zaman zaman da olsa! Oysa ki Shakespeare hisleri telaffuz etmekle kalmaz üstüne üstlük, kelime oyunlarıyla okuru ters köşeye