·240 syf.····Okunma: 15 Ekim 2020 21:40 Bazen bir olayın içine düşersiniz, o olay sizin kurtuluşunuz gibi görünür lakin ölüm fermanınızdır!
Hikayedeki kişilerin adının, izinin, cinsinin pek bir önemi yok. İster Güldiyar olsun, ister Dursun, ister Bahriye... Kitabın atmosferi baştan sona puslu bir kör kuyu... İçine girdikçe güneşin azaldığı bir kuyuda sadece tek bir yön var; o da dibine doğru ilerlemek. Daha dibe, daha derine...
Güldiyar, Bahriye ve Muzaffer bir ailedir. Bir de Hüseyinleri vardır ama nerede olduğu bilinmez. Her gün aynı şekilde işleyen zaman, bir gün Muzaffer'in öğle yemeğini evde unutması neticesinde değişir. Ailenin mafyanın eline düşmesiyle beraber olaylar bir çığ gibi büyüdükçe büyür.
Toplumumuzun merak dürtüsünün ne boyutlarda olduğunu gözümüze sokan yazarımız, Güldiyar'ın yaşadığı alanı hayvanat bahçesine çevirmiş ve insanımızın "seyir" tutkusundan yararlanıp enfes bir kitap yazmayı başarmıştır.