Leonardo da Vinci’nin elinin altında bir 3B yazıcı
olsaydı, belki de dünya tarihi bambaşka bir şekilde cereyan ederdi.
3
Bitkiler, köklerini saran mantar tabakası ve akustik
titreşimler sayesinde iletişim kurabiliyor.
30
Görgü uzmanı: Tümüyle küreselleşmiş toplumda
yabancılarla anlaşmak eskisinden de önemli. Kişiler
arası görgü uzmanlarından yardım alabilirsiniz. Gele-
ceği parlak bu mesleğe siz de katılın!
52
UZAYDA GEĞİRMEK MÜMKÜN DEĞİL
Geğirme, midedeki havanın yemek borusunu
kullanarak dışarıya çıkmasıdır. Genelde konu-
şurken, nefes alırken ya da yemek yerken hava
yuttuğumuz için oluşur. Mide, yutulan havanın
uyguladığı basınçtan kurtulmak için yemek
borusunu kullanır ve havayı dışarıya salar.
Yerçekimsiz ortamda hava yutsak bile, bunlar
baloncuk olarak yüzecekleri için midemizdeki
sıvı ve katı maddeleri etkileyemezler. Dolayısıyla
herhangi bir rahatsızlık oluşmaz.
86
L A Z E R L İ G Ö Z A M E L İ Y A T L A R I
G Ö R Ü Ş S O R U N L A R I N I N A S I L
DÜZELTİYOR?
KISA YANIT
HASARIN
OLDUĞU BÖLÜM
LAZER IŞINIYLA
ÇİZİLEREK
DÜZELTİLİYOR.
Günümüzde miyop, hipermetrop ve
astigmatın tedavisinde kullanılan en
yaygın cerrahi yöntem lazerle uygulanan LASIK yöntemi.
LASIK’te korneanın üst yüzeyinde ince bir tabaka kesilerek
kapakçık şeklinde açılıyor ve ortaya çıkan kornea yüze-
yinde morötesi bir lazer ışını kullanılarak göz dereceleri
düzeltiliyor. Lazer ışınları, gözdeki bozulmanın olduğu nok-
taya kenetleniyor ve çizik atarak sorunu ortadan kaldırıyor.
Hastanın korneasına yeniden şekil verilmesinin amacı
ise lazer ışınlarının tedavi edilecek olan noktaya doğru
bir açıyla ulaşmasını sağlamak. Bu esnada bir bilgisayar
aracılığıyla hastanın kornea şeklinin haritası çıkarılıyor.
Ardından tam olarak ne kadarlık bir dokunun kaldırılması
gerektiği hesaplanıyor. Mikrokeratom adı verilen hassas
bir mekanizma ile kornea yüzeyindeki bu katman ince bir
şekilde kesiliyor. Böylece korneanın açısı lazere uygun
bir duruma getirilmiş oluyor. Lazerden yollanan ışınlar
göze zarar vermeden, sadece korneaya düşecek şekilde
ayarlanıyor ve ufak darbelerle buradaki dokuyu buharlaş-
tırması sağlanıyor. Sonuçta kesilen katman kendiliğinden
eski yerine kıvrılıyor, dikiş atılarak müdahale edilmesine
gerek kalmadan iyileşiyor.
93
Bir yetişkin
bedeninde ortalama 40 litre su olduğunu düşünürsek,
günde yüzde 7,5 oranında bir yenilenme olduğunu
söyleyebiliriz.
93
Y E Ş İ L Ç A Y I N , S İ Y A H Ç A Y D A N D A H A
FAYDALI OLDUĞU DOĞRU MU?
KISA YANIT
EVET
Aslında tüm çay türleri tek bir
bitkiden elde ediliyor ve hepsinde
güçlü bir antioksidan olan kateşin bulunmakta. Çayın
besin değeri ve antioksidanlar açısından zengin olması
tamamen işlenme tekniğine bağlı. Dünyadaki çayın dörtte
biri farklı şekilde işlenerek yeşil çaya dönüşüyor. Yeşil çay
üretiminin büyük bir kısmı Asya ülkelerinde gerçekleş-
tirilmekte. Çaylar, yaprakları henüz körpe iken toplanıp
kurutuluyor. Ardından fermentasyon yöntemi uygulanıyor.
Yani yapraklarına yüksek sıcaklıkta şok soldurma yapılıyor
ve böylece içindeki enzimler aktifleşemiyor, fermentasyon
olmadığı için yapraklar yeşil olarak kalıyor. Siyah çayda
ise yüksek oksidasyon ile kurutma yöntemi uygulanıyor.
Yeşil çay fermentasyona uğramadığı için antioksidan
içeriği daha zengin. Kateşinler üzerinde yapılan bilimsel
çalışmalarda yeşil çayın mucizevi bir içecek olduğu kanıt-
landı. Kateşinler kanser riskini azalttığı gibi, kolestrolü
Y E Ş İ L Ç A Y I N , S İ Y A H Ç A Y D A N D A H A
FAYDALI OLDUĞU DOĞRU MU?
dengede tutuyor, tansiyon ve kan şekerini ayarlıyor. Ayrıca
sürekli tüketildiğinde kalp ve damar hastalıkları riskini azal-
tıyor, yağ yakımının hızlanmasına yardımcı oluyor. İçindeki
kafein sayesinde yorgunluğa karşı da birebir; performansı
arttırıyor, stresi azaltıyor, gribal enfeksiyonlara karşı direnç
kazandırıyor. Beslenme uzmanları, yeşil çayın tüm bu etkile-
rinden faydalanmak için günde 3 fincan kadar tüketilmesini
öneriyorlar. Böylece 300 mg. kateşin alınmış oluyor.
95
VÜCUT SAATİNİ
09:00 Testosteron salgıları zirvede
10:00 En yüksek dikkat seviyesi
14:30 En uyumlu olunan zaman
15:30 En hızlı reaksiyon
17:00 Kalp ve damarların en verimli çalıştığı, kasların en
güçlü olduğu saat
18:30 En yüksek kan basıncı seviyesi
19:00 Vücut ısısı azami düzeyde
21:00 Güneş’in etkilerinin tamamen kaybolması nedeniyle
melatonin üretiminin ve uykulu hissetmenin
başlangıcı
22:30 Bağırsakların yavaşlamaya başlaması
02:00 Derin uykuya geçiş
04:30 Uyku esnasında enerjinin korunmaya başlaması,
vücut ısısının düşüşü
06:45 Kan basıncında artış (Kalp krizlerinin en yoğun
yaşandığı saatler.)
07:30 Melatonin üretiminin sonlanması
08:30 Bağırsakların normal tempoya dönüşü
95
E R K E N U Y U M A N I N S A Ğ L I Ğ A B İ R
FAYDASI VAR MI?
İnsan beyni gece uykusu boyunca
birçok aşamadan geçiyor. REM adı
verilen aşama, içlerinde en sığ olanı. Diğer üç aşamada
ise uyku git gide derinleşiyor. Sağlıklı bir uyku süresinde
her gece REM’den daha derin aşamalara doğru ortalama
dört kez geçiş yapıyoruz. Bunların içinde en derin olanı
ise uykuya ilk daldığımız anda yaşanıyor ve çok uzun bir
süre boyunca bu aşamada kalıyoruz. Tüm bunlar kişisel
gündelik döngümüzde melatonin adlı hormonla kontrol
edilmekte. Gece saat 3:00 civarında beyin, eğer uyku-
daysa yine en derin uyku moduna geçiş yapıyor. O esnada
melatonin üretiminde hızlanma oluyor. Melatonin üretimi
dengede olduğunda vücudumuzun tüm fonksiyonlarının
bakımı daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştiriliyor. Bunların
çoğu biz uykudayken oluyor. Bu nedenle daha erken
uyumak sağlığımız açısından çok faydalı. Hatta bu şekilde
gençliğimizin uzun sürmesini bile sağlayabiliriz. Çünkü
düzenli uyku sayesinde üretilen melatonin miktarında artış
oluyor, tüm hücrelerimiz bundan olumlu yönde etkileniyor.
Özetle gece 23:00’den önce uykuya dalmış olmak, 1:00’de
uyumakla kıyaslanırsa iki kat daha verimli bir uyku süreci
yaşamamızı sağlıyor. Daha geç saatlerde uyuduğumuzda
genelde REM aşamasından derin olan aşamalara pek geçiş
yapamıyor, bu nedenle 8 saat uyusak bile daha az dinlenmiş
bir şekilde uyanıyoruz.
97