Gönderi

Bütün Alıntilar
günlük hayatta tek bir kişinin iki otobüs biletiyle yapabileceği bir iş için bir tonluk bir cihazı hareket ettirecek kadar yakıt harcaması bana hiç verimli gelmiyor doğrusu. 3 7,400 Watt: James Watt’ın 1784 tarihli buhar makinesinin ürettiği güç 84,000 Watt: Uluslararası Uzay İstasyonu’nun ürettiği güç 1 milyon Watt: Trafiğe çıkma izni olan en güçlü otomobil SSC Tuatara’nın harcadığı güç 2 milyar Watt: Hoover Barajı’nın ürettiği güç 40 milyar Watt: Uzay Mekiği’nin kalkışta harcadığı güç 29 Sonuc olarak hayata umut yön veriyor. 67 giyilebilir bilgisayarlar söz konusu olduğunda, 13. yüzyıldan beri kullanılan gözlüklerden ve 1923 yılında ortaya çıkan modern kol saatlerinden daha pratik ne olabilir? 75 Büyük Birader Devletlerin vatandaşları izlemesi için güvenlik kameralarına ihtiyacı yok. Carnegie Mellon Üniversitesi düşünceleri ve duyguları okuyan sistemler geliştiriliyor. H A Y A L G Ü C Ü O L M A D A N Y A Ş A Y A B İ L İ R M İ Y D İ K ? Evet, tabii ona hayat denirse. Albert Einstein, “Hayal gücü, bilgiden daha önemlidir” demişti. Çünkü hayal gücü yüksek olan kişilerin başlıca özellikleri; merak, dinamizm, güçlü bellek, hızlı öğrenebilme, ileri derecede gözlem gücü, gelişmiş analiz yeteneği, soyut düşünebilme, problem çözebilme, yaratıcılık, kendini rahat ifade edebilme ve geniş ilgi alanıdır. Bilim, hayal gücü yüksek olan insanların çok daha yaratıcı olduğunu kanıtladı. Hayal kurdukları sırada fMRI ile beyin incelemesi yapılan kişilerde, bu aktivitenin beynin 12 farklı bölümüne yayıldığı, yani neredeyse tüm beyni harekete geçirdiği tespit edildi. Aslında hayallerimiz olmasaydı, merak veya yaratıcılık diye bir şey de olamazdı. İnsanların birçoğu hala yaratıcı eylemlerin iyi fikirlerden oluştuğunu sanıyor. Bu, bir bakıma doğru sayılır. Ancak yaratıcılığı tetikleyen iyi fikirlerin merak ve hayal gücü sayesinde şekillendiğini unutmamak gerek. Örneğin, bugün hayatlarımızı kolaylaştıran tüm teknolojik ürünler, birilerinin bunları hayal etmesi sonucunda yaratıldı. İnsanoğlu gökyüzüne bakıp hayaller kurmasaydı yaşadığımız evren hakkında en ufak bir bilgimiz olmazdı. Hatta okyanusları geçmeye bile gerek duymayacağımız için gemiler inşa etmeyecek, kuşlar gibi uçmaya özenmeyeceğimizden uçak yapmayacak, tekerleğe bile ihtiyaç duymayacaktık. Yani evreni keşfetmek bir tarafa, dünya üzerindeki hızımız bacaklarımızın kuvveti ile belirleniyor olacaktı. Ama daha da kötüsü var; hayal gücümüz olmasaydı, mağara duvarlarına resim yapmayı akıl edemez ve iletişim kurmayı öğrenemezdik. Sonuçta bunu başaramasaydık, bugün hala yırtıcılardan kaçarak mağaralarda yaşayan, avlanacak aletleri olmadığı için besin bulmak için sürekli göç eden ilkel insanlar olarak kalabilirdik. 88 DÜRBÜN KULLANIRKEN ELLERİMİZ NEDEN TİTRER ? Her zaman titredikleri için. 90 NEYE GÖRE K A R A R VER İYORUZ? Değişken faktörlerin keyfimize göre bir araya getirilmesiyle. Hatta çoğunlukla bilinçsizce. 90 PİKSELLER NEDEN KARE ŞEKĹİNDE OLUR ? Ancak bu şekilde stan- dart bir form yaratabildikleri için. 91 Stres insanı acıktırırmı ? Evet ama canınız sırf abur cubur ister Bilim insanlarının stres altında yeme hakkında bildiklerinin büyük kısmı, hayvanları pleksiglas tüplere tıkıştırma yoluyla elde ediliyor. Araştırmacılar kobay fareleri her gün birkaç saat bo- yunca bu rahatsız edici halde tutunca, kemirgenler sağlıklı yemeklere karşı iştahlarını yitiriyor. Ancak önlerine çok şekerli ya da aşırı yağlı bir şey kondu mu, farelerin adeta gözü dönüyor. “Bazen, hayvanın kalori alımı aslın- da değişmese de yediği besinlerin türü değişiyor” diyor Davis’teki Kaliforniya Üniversitesi’nde fizyolog olan Kevin Laugero. Bilim insanı, on yılı aşkın süredir stres altında yeme alışkanlık larını araştırıyor. “Yüksek enerjili ya da enerji bakımından yoğun gıdalara karşı seçici bir odaklanma olduğunu düşünüyoruz.” Hayvanlar stres altındayken, bir yır- tıcıya karşı savaşmak ya da güvenli bir yere saklanmak için fazladan enerjiye ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla bedenlerin- deki kortizol üretimi bir anda zirveye çıkıyor. Bu hormon kaslarda ve yağda saklanan glikozu serbest bırakıyor, bu glikoz da vücudun temel işlevlerinde yakıt olarak kullanılıyor. Hormon aynı zamanda hayvanları en fazla kalori içeren gıdalara, yani şekerli ve yağlı besinlere yöneltiyor. Kimi insanlar da benzer tepkiler Çiçeklerin sadece tek bir biyolojik rolü var; polenlerini etrafa saçmak. Bu yüzden gösterişli şekil ve renklerde oluyorlar. Bir çiçeğin göz alıcı renkleri- ne çekilen böcekler her zaman bal özü veya enerji açısından oldukça zengin olan polenlerle ödüllendirilir. Ama gösterişli görüntüleri sadece yakınlar- daki böcekleri cezbeder. Uzaktakileri çekmek için başka bir şeye daha ihti- yaçları vardır. Koku, bu işi çözer. Bazı çiçeklerin aroması 100’den fazla kimyasal içerebiliyor. Bu çeşitli kimyasallar sayesinde hem yaprakla- rındaki istenmeyen haşereleri uzak- laştırıp hem de diledikleri böcekleri kendilerine çekebilirler. Bahar aylarının gösteriyor. Araştırmalar gösteriyor ki laboratuvarda, insanları strese sokar- sanız –örneğin düzmece bir iş görüş- mesiyle– havuç değil de çikolata yeme olasılıkları artıyor. Laugero bu etkinin evrensel olmadığını, ancak stresin insan nüfusunun %80’inde beslenmeyi şu ya da bu şekilde etkilediğini söylü- yor. “Bir tür ödül bazlı ilişkilendirme- den ibaret de olabilir” diyor Laugero, “ancak ben yiyecek söz konusuysa bunun kesinlikle metabolik bir temele dayandığı görüşündeyim. Stresliyken dondurmaya saldırmak gerçekten uyum sağlamak amaçlı olabilir. Ancak bunun zaman içinde tekrarlanması kesinlikle uyumsuz bir davranış.” 92 Çiçekler nedengüzel kokar? Türlerinin gelecegini garanti altına almak için Çiçeklerin sadece tek bir biyolojik rolü var; polenlerini etrafa saçmak. Bu yüzden gösterişli şekil ve renklerde oluyorlar. Bir çiçeğin göz alıcı renkleri- ne çekilen böcekler her zaman bal özü veya enerji açısından oldukça zengin olan polenlerle ödüllendirilir. Ama gösterişli görüntüleri sadece yakınlar- daki böcekleri cezbeder. Uzaktakileri çekmek için başka bir şeye daha ihti- yaçları vardır. Koku, bu işi çözer. Bazı çiçeklerin aroması 100’den fazla kimyasal içerebiliyor. Bu çeşitli kimyasallar sayesinde hem yaprakla- rındaki istenmeyen haşereleri uzak- laştırıp hem de diledikleri böcekleri kendilerine çekebilirler. Bahar aylarının gösteriyor. Araştırmalar gösteriyor ki laboratuvarda, insanları strese sokar- sanız –örneğin düzmece bir iş görüş- mesiyle– havuç değil de çikolata yeme olasılıkları artıyor. Laugero bu etkinin evrensel olmadığını, ancak stresin insan nüfusunun %80’inde beslenmeyi şu ya da bu şekilde etkilediğini söylü- yor. “Bir tür ödül bazlı ilişkilendirme- den ibaret de olabilir” diyor Laugero, “ancak ben yiyecek söz konusuysa bunun kesinlikle metabolik bir temele dayandığı görüşündeyim. Stresliyken dondurmaya saldırmak gerçekten uyum sağlamak amaçlı olabilir. Ancak bunun zaman içinde tekrarlanması kesinlikle uyumsuz bir davranış.” ılık havaları, kimyasalların salgılanma- sını tetikliyor -ki bu da zaten böceklerin ortaya çıkmaya başladıkları zamana denk geliyor. Her bir çiçeğin karak- teristik kokusu belli böcek türlerini yüreklendiriyor. Bu kokuyu bir kez alan böcekler, o türün içinde bir çiçekten diğerine gezinerek polenleri transfer etmiş oluyorlar. Aslında tüm çiçeklerin güzel kok- tuğunu söyleyemeyiz. Ama bize kötü gelen bu kokular bile belli bir böcek türünü kendilerine çekebilmek için kurdukları zekice bir tuzaktan ibaret. Leş yiyen böcekler olarak bilinen bir grup, bizler için itici olan bu kokuya büyük bir hızla çekilir. 92
Teknoloji
62 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.