Eski Mısır mumyalarının
hazırlık aşamasında da kullanılan sodyum
karbonat, Natron Gölü’nde ölen hayvanların
çürümesini engelliyor.
33
DÖNÜM NOKTASI
Amerika, Lawrence
Livermore Ulusal
Laboratuarı’na
bağlı Ulusal
Ateşleme Tesisi’nde
(NIF), tarihte ilk
kez, kendi kendine
devam edebilen
pozitif nükleer
füzyon tepkimesi
gerçekleştirildi.
36
%78
Günümüzde tarım
arazisinin et üretimi
için kullanılan kısmı
67
İngilizce n a s ı l
uluslararası bil im dil i oldu?
Herkes Almanlara düşman olduğu için
Günümüzde yayımlanan tüm bilimsel
makalelerin %98’inden fazlası İngilizce, ama
eskiden durum böyle değildi. Princeton
Üniversitesi’nde bilim tarihçisi olan ve bilimsel dillerin seçimi hakkında bir kitap yazan
Michael Gordin, “Avrupa’da tek bir bilim dili
vardı o da Latinceydi” diyor. Ne var ki araştırmacılar 17. Yüzyılda Latinceden uzaklaşmaya
başladılar. Galileo, Newton ve diğerleri gerek
çalışmalarının daha erişilebilir olması gerekse
Protestan reformu ve Katolik Kilisesi’nin
gücünün azalması yüzünden makalelerini
anadillerinde yazdılar.
Latince dünya dili olma özelliğini yitirince
bilimsel söylem yerel dillere bölündü. Araştırmacılar ortak bir dilin kaybolmasının bilimsel
ilerlemeye engel olacağını düşündüklerinden,
19. Yüzyıl ortasına gelindiğinde üç ana dil
üzerinde karar birliğine varılmıştı. “Eğer profesyonel bir bilim insanıysanız” diyor Gordin,
“Fransızca, Almanca ve İngilizce bilmeniz
bekleniyordu.”
Almanca bu güçlü konumunu uzun
süre devam ettiremedi. Birinci Dünya
Savaşı’nın ardından ABD, İngiltere, Fransa ve
Belçika’dan araştırmacılar önde gelen bilimsel
örgütleri, örneğin Uluslararası Astronomi
Birliği’ni kurdular. Eski düşmanlarıyla bir
arada olmak istemediklerinden Alman bilim
insanlarını dışladılar. Almanca 1933’te bir
diğer darbe daha yedi ve hükümet, ülkenin
fizik öğretim elemanlarının beşte birini ve
biyoloji öğretim elemanlarının sekizde birini
kültürel ve politik nedenlerle (Musevilere ve
sosyalistlere yasak getiriliyordu) yitirdi. Bu
bilim insanlarının birçoğu ABD ve İngiltere’ye
gidip İngilizce yayın yapmaya başladı.
O noktadan sonra uluslararası bilim dili
olarak İngilizceye doğru bir yönelim başladıysa da, bu geçiş onlarca yıl sürdü. Bu yolu tıkayan şeylerden biri Soğuk Savaş’tı. 1950’lerde
ve 60’larda çoğu bilimsel makale ya İngilizce
ya Rusça yayınlandı. “Sonra 1970’lerde her
şey değişti” diyor Gordin. Sovyetler Birliği’nin
çöküşüyle beraber, Rusçanın kullanımı da
geriledi. 1990’ların ortasına gelindiğinde
dünyanın bilimsel makalelerinin %96’sı İngilizceydi ve günümüzde bu rakam daha da arttı.
Gordin bugünlerde “İngilizce yayın yapmak
artık bir seçim olmaktan çıktı” diyor
90
BAKTERİ VE VİRÜSLER
ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Biri canlı bir
organizmadır
ve hücreleri
ele geçirir.
Diğeri ise
sadece otostop
yaparak
hedefine
ulaşabilir.
91