Gönderi

Bütün Alıntılar
2014 Şubat ayında Facebook, WhatsApp mesajlaşma hizmetini baş döndürücü bir rakama, 19 milyar dolara satın aldı 21 Ortalama bir İsveçli günde dört fincan kahve içiyor. Bu da yılda 1.460 fincan ediyor ki, ortalama bir Amerikalının tüketiminin yaklaşık iki katı 22 Son yıllarda yapılan araştırmalar￾da baz istasyonları gibi elektromanyetik alan kaynaklarının kuşların yön bulma (navigasyon) hissini şaşırttığı ve göç eden kuşların kaybolmasına neden olduğu sonucuna varılmıştı 26 Kanımız bir haftada ne kadar yol katediyor? 17.000 km 94 Güven ve zeka arasında bir bağlantı var mı? Evet, öyle görünüyor Başkalarına karşı geliştirdiğimiz güven, farklı kriterler üzerinden yaptığımız değerlendirmelerle şekilleniyor. Ancak bu kriterlerin hepsi aynı oranda önemli. Yapılan araştırmalar, zeki insanların başkaları hakkında daha doğru yargılara vardığını gösteriyor. Bir başka deyişle; kime güvenecek￾lerini iyi biliyorlar. Ama bu durum onların genelde güvensiz oldukları anlamına gelmiyor. Aksine, güven kriterlerini doğru şekilde uygula￾yabildiklerinden, insanların çoğunu “güvenilmez” olarak görmüyorlar. New York Şehir Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada katılım￾cılara şu soru yöneltildi: “Sizce insanların çoğu genellikle güvenilir midir, yoksa onlara karşı tetikte olmanıza gerek yok mu?” Cümleyi okurken bir yanlışlık olduğunu anladıysanız, haklısınız. Soruda gizlenen hile, katılımcıların dikkat seviyesini ve güven/zeka ilişkisini değerlendirmek üzere özellikle tasarlanmış. Böylece soru başka￾larına duydukları güveni kolayca kurup kuramadıklarını ölçüyor gibi görünse de, aslında kendilerine yö- neltilen soruyu ne kadar anladık￾ları ve kişisel değerlendirmelerinin ne ölçüde tutarlı olduğu ölçülüyor. Araştırmadan çıkan sonuçlar, sorudaki hilenin farkına varanların daha sağlıklı ilişkiler kurabilenler olduğunu gösterdi. Hilenin farkına varmayanlardaysa güven kavramı tutarsızlıklar içeriyordu. Ama araştır￾macıların özellikle eklediği bir sonuç daha var: Zeki olsun ya da olmasın, başkalarını “genelde” güvenilir bulan insanlar, güvensiz olanlara oranla çok daha mutlu ve daha sağlıklı. 95 Dünyanın en yüksek dağı hangisi? Mauna Kea Tibet’lilerin deyimiyle; Dünyanın Ana Tanrıçası Everest, gezege￾nimizdeki en yüksek dağ olarak biliniyor. Aslında bu pek de doğru değil. Everest, deniz seviyesinden ölçüldüğünde en yüksek dağ olabi￾lir ama aslında bir dağın zirveden tabanına kadar değerlendirilmesi gerek. Bu durumda dünyanın en yüksek dağı, Hawaii adalarındaki Mauna Kea oluyor. Pasifiğin ortasın￾daki bu adanın, deniz seviyesinden ölçülmeye başlandığında 4.206 metrelik aldatıcı görüntüsüne, su altında kalan devasa bölümünü de eklersek, 10.200 metre gibi müthiş bir yüksekliği olduğunu görüyoruz. Everest ise 8.848 metre yüksekli- ğe sahip. Milyonlarca yıl önce kıta￾ların çarpışması sonucunda oluşan bu ada, Hint-Avustralya_Pasifik tektonik plakalarının çarpışma hat￾tında bulunuyor. Polinezya’lıların Tanrıların Evi diye isimlendirdikleri Mauna Kea, zaman içinde sönmüş olduğu söylense de aslında hala aktif olan bir yanardağ. Fakat son patlayışını 4.500 yıl önce ger- çekleştirdiği ve bir sonrakini de yaklaşık 5.000 yıl sonra sergileye￾ceği biliniyor. Günümüzdeyse tüm bu ününe daha fazlasını eklemiş durumda. Çünkü artık dünyanın en büyük teleskopları da burada. Yıldızlara giden yolu astronom￾lar için kısaltan coğrafi koşulları ve kuru havası, en net gökyüzü gözlemlerin yapılabileceği ideal ortamı yaratıyor. Zirvedeki dokuz teleskoptan özellikle dört tanesi, gezegenimizdeki en gelişmiş optik/kızılötesi teleskoplar. 95 Kelliğin çaresi hala bulunamadı mı? Bulundu Saç kaybı milyonlarca erkeğin korkulu rüyası. Günümüzde bu soruna adanmış koca bir endüstri bulunuyor. Üretilen çözümlerin hiçbiri tedavi niteliğinde olmasa da, her yıl yüzlerce ürün piyasaya sürülüyor. Bir tedavisi yok, çünkü saçları oluşturan foliküllerin sayısı doğum anında belirleniyor ve sonrasında sayısında hiçbir artış gerçekleşmiyor. Her bir insanın ortalama 100 bin adet saç folikülü var ve bunlar zaman içinde yeni saç üretimi yapamadı- ğında, saçlarda azalma başlıyor. Her bir folikülün yeni saç üretme sayısı da kısıtlı olduğundan, buna herhangi bir çare bulunamıyor. En azından bugüne dek öyleydi. Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. George Cotsarelis, Wnt isimli geni değişime uğratarak, fareler üzerinde gerçekleştirdiği deneylerinde saç foliküllerinin performansını arttırmayı başardı. Çalışmanın sonuçları öylesine geniş bir alanda etki yaratıyor ki, artık hem yeni saçlara kavuş- mak hem de cilt sorunlarını ve yara izlerini kalıcı şekilde tedavi etmek mümkün olabilir. Çünkü Wnt aslında yaraların tedavisinde devreye giren bir gen. Deneyin sonuçları, ciltteki bir yaranın iyi￾leşmesi esnasında, saç folikülle￾rinin de gelişebileceğini gösterdi. İşte bu sürecin dış müdahale ile manipüle edilmesi sonucunda saç foliküllerinin sayısını arttır￾mak bile mümkün olabilir. Cotsarelis’in deneyleri sırasın￾da, bir farenin cildinden çok ufak miktarda bir doku alınarak, tedavi edilmesi gereken bir yara oluş- turuldu. Bu durum, doğal olarak, yaralı bölgedeki kök hücre aktivi￾tesini hareketlendirdi. Fakat Wnt geni bloke edildiğinde foliküllerin gelişmediği tespit edildi. Gen uyarıldığındaysa, ciltteki yara, geriye en ufak bir iz bırakmadan iyileşti. Hatta sonunda üzerindeki bölgede tekrar tüylenme başladı. Üstelik yeni devreye giren bu foli-küllerin oldukça sağlıklı oldukları da tespit edildi. Deneyde kulla￾nılan gen terapisi teknolojisinin lisansı alındı, kullanılmaya hazır duruma getirildi. Tabii öncelikle klinik deneylerin tamamlanması, yani insanlar üzerinde de aynı sonucun yakalanması gerekiyor 96 Bakteriler nasıl antibiyotiğe dirençli hale gelebiliyorlar? Farklı bakter￾ilerle eşleşme veya DNA’nın kendini koruma mekanizmasını taklit yoluyla 96 Uluslararası Uzay İstasyonu’nda hangi zaman dilimi kullanılıyor? Koordineli Evrensel Zaman (UTC ISS (Uluslararası Uzay İstasyo￾nu) mürettebatı her 45 dakikada bir yeni gün doğumuna şahit olu￾yor. Yani burada belirli bir zaman diliminin kullanılması çok zor. Yine de çalışmaları esnasında dünyayla yakından ilişkili olduklarından, zaman dilimlerinden bağımsız ol￾maları da söz konusu olamaz. Ör￾neğin istasyona malzeme ve insan taşıyan gemiler Kazakistan’dan fırlatıldığı için, Kazakistan zaman dilimine uyumlu hareket ediyorlar. Ancak ISS mürettebatı çeşitli ülkelere mensup. Ve istasyonda birbirinden farklı birçok görev yürütülüyor. Üstelik yapılacak görevlerin kronolojik bir kargaşaya uğramadan gerçekleştirilmesi de gerek. Bu yüzden Koordineli Evrensel Zaman (UTC) denilen bir zaman dilimi kullanılıyor.
Bilim
·
50 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.