·22 syf.····Okunma: 18 Nisan 2019 02:44 Mikhail Bakhtin "bobok"ta Dostoyevski'nin sanatının en kusursuz örneğini, tanrı ve ruhun ölümsüzlüğü yoksa "her şeyin mübah" olduğu fikrini merkezi motifi kılan tüm yaratıcı üretiminin küçük bir dünyasını görmüştü. "Íki ölüm arasındaki" hayatın karnavalesk yeraltında bütün kurallar ve sorumluluklar askıya alınmıştı"(Slavoj Zizek, Acı Çeken Tanrı, s. 28).
Ínsan yaşamına içkin olan söylem ve eylem karşıtlığı, eylemin insan yaşamında söylemi de kapsayan (ve onun tarafından kapsanan) bir sembolik düzen içinde sınırlanmış olması anlamına geliyor. Söz konusu `askıya alma` Dostoyevski'nin bu eserinde şöyle ortaya çıkıyor: sembolik sınırlanmışlığın askıya alınması, yani ölüm, simgesel olarak değiş tokuş edilemediğinden dolayı artık eğitilmiş bir kulağa hiçbir anlam ifade etmeyen bir takım sözcükler (kelime denmez bunlara) ortaya çıkartır. 'Bobok' içeriğin, çürümüş ve şişmiş bir biçim üzerinden iletişime geçme denemesidir. Başka bir deyişle Shakespeare'in Dostoyevski'den yüz yıllar önce yazdığı şu cümle ile bir bağdaşıklık söz konusudur: "çürümüş bir şeyler var".