·516 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Kasım 2020 14:31 Merhaba sevgili dostlar. Uzun bir zamandır yoktum . Bugün hayli seveni olan bir kitapla aranıza döndüm .
Bir kitabı yazarından ayrı değerlendirmedim hiçbir zaman. Orhan Pamuk romanları için de bu geçerliydi. Daha önce 3 kitabını okuyarak onunla ilgili önyargımı kırmaya çalıştım fakat başaramadım. (Babamın Bavulu kitabındaki konuşmalar hala aklımda.) Biz gelelim bu kitabına.
“Hayatımın en mutlu anıymış,bilmiyordum.” cümlesi ile “Herkes bilsin çok mutlu bir hayat yaşadım.” cümlesi arasında yaşanan yoğun ve saplantılı bir aşk hikayesi anlatılıyor kitapta.
Kemal’in Füsun’a ait ya da onun dokunduğu eşyaları toplaması ,bunlarla kendini tatmin etmesi,bu aşkı senelerce içinde büyütmesi, bu uğurda kaybettikleri ve hazin bir son...
1960larda ve devamında gelen Nişantaşı ve çevresindeki varlıklı ailelerin etrafında gelişen modernleşme-batılılaşma isteklerinin hem haklı gibi gösterilip hem eleştirilmesi romanı salt bir aşk romanı olmaktan çıkarmıştır.
Romanla ilgili birçok soru var kafamda.
1. Kemal’in hissettiği germek aşk mı takıntı mı? Yoksa bedensel bir istek mi?
2. Füsun Kemal’e karşı bir şeyler hissetti mi?
3. Füsun’un annesi,özellikle babası Kemal’in hissettiklerini bilmelerine rağmen evlerine girip çıkmasına sessiz kalacak kadar modernler miydi?!
4. Füsun’un kitabın sonlarına doğru yattığı kaprisler şımarıklık mıydı?
5. Füsun’un ölümünü Kemal nasıl bu kadar kolay atlatabildi?
6. Yazar o kadar eleştirdiği Yeşilçam filmlerini ve sanat yoksunluğunu , zengin erkek tezgahtar kız üzerinden ve tahmin yeşilçamvari bir bitişle kendi de işlemiş olmuyor mu?
Kitabın kalınlığı, bazı düşüncelerin tekrarlanması ,iç hesaplaşmalar ve ruhsal çözümlemelerin yer yer sıkıcılaşması okuma hızımı etkilese de iyi ki okudum.
Nasip olursa ilerde bu önyargılarımdan kurtulmuş olarak kitabı tekrar okuyup Masumiyet Müzesini gezmek isterim. O zamana kadar hoşçakal Orhan Pamuk.