Şuan, yaşadıklarımızla geldiğimiz nokta insanlık olarak diğer toplum kesimleri, halklar ve farklı kültürlerle olan kopukluğumuzdur.. Yüksek duvarların ayırdığı zihinlerimizle diğer insanlara şüphe ve korkuyla bakıyor, zaman zaman bir birimizi yok etmeye varan şiddeti kullanabiliyoruz. Kültürel farklar, insanlar arası aşılamayacak engellermiş gibi bir düşünce ve davranış moduna girmişiz. Oysa hepimiz aynı türe aitiz ve yeterince geriye gidildiğinde şu veya bu kişiyle ortak bir ataya yaşamımızı borçluyuz.
Bizi bir birimizden farklılaştıran tüm sosyo-kültürel ayrımlar yapaydır ve hepimizin sonsuz evrende bir iğne ucu büyüklüğünde yer kaplayan dünyada yaşayan milyonlarca canlı türünden biri olduğumuz gerçekliğini gizliyor ya da yok sayıyor. Genel olarak yaşam içerisinde kendimize sormamız gereken "kimim ben ?" ve "İnsan nasıl var oldu?" gibi insanlığımıza ait soruları es geçiyoruz. Oysa ilk sormamız ve cevabın peşinde ısrarla koşmamızı gereken sorular bunlar.
Yuval Noah Harari'nin İnsanın doğada var oluşunu, farklılaşmasını bilimsel terimlere gömülmeden, popüler bir dille yazıp örneklendirerek sunduğu bu kitabı, sorulması gereken sorulara ufuk açıcı cevaplar vermeye çalışıyor. Şuan kitabın hala çok satanlar listesinde olması, bu cevaplara aslında ne kadar aç olduğumuzun göstergesi. İnsanın var oluşu, geçirdiği tarihsel evreler ve tutturduğu yol hakkındaki bu kitap kesinlikle okunması gereken bir eser.
Bilmek en büyük erdem ve sevgiye giden en büyük yoldur.
yazarvar.blogspot.com/2016/08/sapiens...