·235 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Aralık 2020 03:38 Budapeşte Pál Sokağı'ndan herkese selamlar! Bundan birkaç yıl önce ortaokul çağındaki yeğenlerim için almış olduğum bir kitaptı. Tabii biri artık üniversiteli, diğeri liseli ve henüz okumadılar. (Okutamadık, bana bir eksi) Kendim de sürekli merak ediyordum ve ancak bu zaman okuyabildim. Hemen bu ilk paragrafta belirteyim: Kitabı gerçekten çok sevdim, çocukluğuna dönmek isteyen herkese de -bilhassa çocukluğunda askercilik oynayan, bilyalara dokunan, cam macunlarını avuçlarında yuvarlayıp yılan yapan okurlara- tavsiye ediyorum.
Kitabımız farklı okullarda okuyup farklı sokaklarda yaşayan iki çocuk grubunun çekişmesini anlatıyor. Boka, Nemescek, Geréb, Kolnay, Leszik, Csónakos, Csele ve bütün Pâl Sokağı'nın çocukları; Feri Áts, Pázstor kardeşler, Szebenics ve bütün Füvészkert Parkı çocukları 90'lı yıllara denk gelen çocukluğumu ve arkadaşlarımı hatırlattı. Bir arsayı sahiplenmiş, oyun yeri bellemiş ve başkalarından korumak için kendilerini asker ilan eden çocuklar; bu arsayı ele geçirip top oynamak için sahip olmaya çalışan diğer asker çocuklara karşı savaşmak zorundalar. Ancak çocuklar büyüklerden daha onurlu, daha erdemli. Savaşı kurallarına göre oynamak, plan yapmak, strateji geliştirmek, cesarete saygı göstermek, hainliğe "assla" prim vermemek, yine de hainlik yapanı ele vermemek... İnanın, Pal Sokağı'ndaki çocuklardan öğreneceğimiz çok şey var. Boka'nın, hile ile elde edilen bayrak için bu hileyi yapan arkadaşına kurduğu cümledeki sıcaklığa bir bakın: "...Uzun lafın kısası böyle elde edilen bayrak lazım değil bize! Sen de lazım değilsin."
Olaya bu açıdan bakınca kendi çocukluğumdaki -çok şükür 90'lı yılların çocuğuyuz- mahalle savaşları aklıma geldi. Farklı sokaklardan mahallemize bizden daha güçlü çocuklar gelir, ağaçlarımızdaki meyvelere -zerdaliye dalan vaaaaar- dadanır, mahalle maçı yaparken topumuzu alıp kaçırır, bilye oynarken pusuda bekler veee "EİNSTAND!". Varoş kültürünün kaçınılmazı: Uslu çocuklarsanız şiddete, gaspa, haksız rekabetle oluşan kavgalara maruz kalırsınız. Evimin duvarları, bu kavgalardan elde ettiğim ve sadece benim görebildiğim gümüş madalyalarla dolu. Şerefli ikincilikler... (Not: BJK'li değilim.)
Günümüz çocukları, ne yazık ki mahalle maçı nedir bilmiyorlar, saklambaçlar sadece küçücük alanlarda, belki hapishane görünümlü sitenin güvenlikli bahçesinde oynanıyor. İki tekerlekli bisikletler yerini elektrikli "scooter"lara -ne dandik bir şey ama- bıraktı. -Çocukları mı suçlamalı?- Kışın, elleri soğuktan çatlasa da bilya oynamaya devam eden çocuklar var mı sokaklarda, gören varsa bir fotoğrafını çekip yollasın. Dalya dombik, o da mı yok? Seksek oynamaktan da mı vazgeçildi? İp atlarken söylenen ezgili sözler peki, unutuldu mu onlar da? Çelik çomaklar kırıldı da benim mi haberim yok? Hortumlarla oynanan külah savaşları kazanıldı mı yoksa kayıp mı edildi? Ya peki bu savaşlarda düşman olanlar hep küs mü kaldılar, barışmak imkanı yok mu artık? Peki ya ARSA??? Park mı oldu, toprak sahamız halı saha mı oldu, yoksa daha da kötüsü çirkin apartmanlar mı dikildi oraya?
Çocuklar... Güvenelim onlara, her düşmesinde kaldırmayalım, bırakın dizleri kanasın, yaraları kabuk bağlasın, yaralarıyla oynasınlar. Her istedikleri yapılmasın, mücadele etmeyi öğrensinler istedikleri için. Geleceği güzel kılacak olanlar onlar, yeter ki güzel ve temiz bir dünya yaratabilelim onlar için, özgürce oyunlarını oynayabilsinler. Sevgiyle ve kitapla kalın! (Nemescek ve bütün Pál Sokağı Çocukları'nın sizlere selamı var.)