Öğretmen Değil; Prometheus
9/10
·343 syf.··
2020 6. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2020 20:45
. [İlk dört paragraf spoiler’dir] Eğitim Enstitisünde öğrenci iken öğrenmiş olsa gerek öğretmen, mitolojik bir öykü öğrenir ve bu onun hayatını değiştirir çünkü görev duygusu bölünmüş, görev alanı genişlemiştir bu öykü sebebiyle. Öykü şöyle bir şeydir : Tanrı Zeus’un yeryüzündeki (yarı tanrı) oğullarından olan Prometheus, Olimpos’taki tanrısal yaşam ışıklar içinde sürerken yeryüzündeki köylerin ışıksız/karanlık içinde sürüp gitmesinden hoşlanmaz ve babası Zeus’un sarayından gizlice ışığı çalar ve getirip ev ev köy köy dağıtır. Bunun ona bedeli de babası Zeus tarafından Kafdağı’na zincirlenmektir. Bu zincirlerinden kurtulması da ancak oğlunun, büyüdüğünde, gelip kendisini kurtarmasıyla mümkün olur. Bu öykü sebebiyle ve de yüreği ve aklı da kendisine bunu dikte ettiğinden Öğretmen artık kendisini sadece öğrencilerinin eğitimiyle sınırlı tutamaz, görev yaptığı köy/ler/de gördüğü haksızlık ve çarpıklıklara müdahale etmek, eksiklikler için köylüye destek olmak konusunda da sorumlu hisseder kendini. Öyle ki bu duygusu asıl işine karşı hissettiği duyguların bile önüne geçer olur. Hatta diyebilirim ki asıl amacı budur (Literatür; Sf.198, Prgrf. 16) öğretmenlik ise onu köyde tutan bir araçtır çoğunlukla... (öğrencilerinden yana umut ve hayaller ortaya koysa da öğretmenin mizacının köylüyü uyandırmaya dönük bu baskın yönü öğrencilerine yönelik umudunu ve hayallerini yerle bir eder ve dış etkenlerin de devreye girmesiyle bu yöndeki umut ve hayalleri [ #96409483 ] yok olup gider.) Yüreğindeki asıl amacı Prometheus gibi Köylüyü ve köyü aydınlatmaktır öğretmenin: Bunun için öğrencileri ile yaptığı çalışmaların haricinde köy hayatına ilişkin bir sürü güzel ve etkili çalışmalar yürütür. Köylünün ensesindeki kene olan adamla cephe oluşturana kadar da sürer bu. Prometheus gibi onun da bedel ödeme zamanı gelmiştir. Görev yeri değiştirilir. Ama bu gururuna dokunur o da kendi mesleğini değiştirir. Bu yeni mesleği ile eski çalıştığı köye komşu bir köyde yaşamaya başlar. Oraya da ışığını bırakır ve ters düştüğü çıkar çevrelerinin baskısı ile (başka yerlere ışık dağıtamadan ölmekten korkup) kendisini başka bir köye sürer kendi elleriyle... Bu arada evlenmiştir artık çevre köylerden bir kadınla ve karısı ile birlikte onuncu köyüne doğru yola çıkar. Onuncu köy ise, varır varmaz görür ki, kapkaranlıktır ama oraya da ışık sunmada başarılı oluverir hemen. Roman da orada biter. ............................. Onuncu Köy bir öğretmenin öyküsü değil; bir Prometheus’un öyküsü... Karanlık, geri kalmış, çürüme noktasına gelmiş köylere; ayakta uyuyan köylülere aydınlık, adalet, cesaret, bilgi, bilinç götürme/sunma öyküsü... Tabii bir köyde yaşamamın yolu o köyde çalışmaktan geçtiği için böyle bir misyon edinmiş yabancı birisi için de bütün meslekler birer araçtır. Burada da (yapılan şeyler yanlış ve kötü olmasa da) öğretmenliğin böyle bir misyona araç edildiğini gördüm. Bu da hoşuma gitmedi. Ama tabii Prometheus’luk diye bir meslek olmadığı için Prometheus’luk sevdasında olanlar İÇİN öğretmenlik de daima bir fırsat kapısı olacaktır. Üzücü ama böyle! Bari, yapanlar öğretmenliklerini/öğrencilerini unutmadan, boş vermeden, onları düşünerek yapsalar! Kitabı Fakir Baykurt’un natüralist ifadelerle yüklü, bol diyaloglu etkili, akıcı, rahat anlatımı ile zevkle okudum ve büyük bir tat aldım doğrusu. Köy yaşamını, köy Kültürünü ve köylü insanını aktarmaya yönelik başarılı anlatımlar ise başarılı olmasının haricinde ayrıca hoşuma gitti çünkü ben tam da böyle bir ortamda geçirdim çocukluğumu ve gençliğimi. Her şey o kadar tanıdıktı ki. Bu benzerlik/bağ, kitaptan alınan tadı katlıyor. Aksi takdirde kitaba 9 değil 7 veya 8 puan verirdim. Kahramanın Onucu Köyde geçirdiği zamanları anlatan son iki üç bölüm ise pek hoşuma gitmedi... Baştan sona ciddi ve gerçek olayların anlatıldığı kitabın sonunda, son köyde anlatılan olaylar ise gerçek olmaktan çok yazarın ya sembolize bir anlatımı ya da gerçekleri tiye alışı, karikatürize edişi diye düşünüyorum. Ama böyle de olsa kitabın son bölümünü kitabın gerçekçi anlatımına yakıştıramadım. Yine de yazara saygı duyuyor, bir bildiği vardır diyorum. Bana; roman okumak, özelde de yerli roman okumak tadını yeniden hissettiren bir roman oldu Onuncu Köy. İçimde bir sürü tat, düşünce ve “yerli/roman/ hayatımdan eksik olmamalı” kararı ile geride bıraktım kitabı. Ama kimbilir kaç kez okur okur okurum, kritik ederim!
Eğitim
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,541 okunma
··
79 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
Bu kitabı okuyan ve sevene Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını tavsiye ederim. Orada da bir kurtuluş öyküsü anlatılıyor Snelman vd Prometheus’ların katılımıyla. Finlandiya halkının kurtuluşu, ayağa kalkışı!
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
Yaşamı etkilemeye ve de iyi (bildiğimiz) yönde değiştirmeye, geliştirmeye hakkımız vardır ama bunu yaparken yaşamın kendisi ve yasaları ile ters düşemeyiz/düşmemeliyiz. Düşüyorsak da hiç olmazsa bunun bize çıkardığı bedelleri kucaklamalı ve sabırlı olmalıyız. Benim gördüğüm odur ki insan değişimi arzu etmekte iken değiştirmek konusunda cesaretli davranmamakta, cesaretli davrananların çoğu da kendisini bulan bedelleri kendisine karşı işlenen bir suç gibi görüp, yansıtıp bedeli ötelemektedir. Böyle olmaz. Bu, kendini/kendi mücadelesini de ötelemek anlamına gelir.
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
Bir köy/ilkokul öğretmenini hatırladım: Kendi köyünde çalışıyordu. Aşırı dinci idi. Köyünün birçok ergen/ortaokul öğrencisini kendi etrafında toplamıştı. Ayni şekilde bazı Köylüleri de... Karısı peçeli idi ve çocuklarla bile kapı arkasından konuşurdu. Öğrencilerini kendileri gibi ateist yapan lise öğretmenleri olduğunu da biliyorum... Bu da bir tür Prometheus ruhu... Bence bu durumun kötü yanı mesleğini bu işe aracı yapmak ve gayriresmi öğreti ve işlerin içine (çok ve fütursuzca) girmek.. Bazıları kendi düşüncelerinde sakınca görmeyebilir ve gerçekten de sakıncaları olmayabilir ama kendilerine bu konuda hak tanırken herkese de bu hakkı tanımış olduklarının ayırdında olmaları gerekir. Ama hakkını iade etmek ve ayrı tutmak gerekir; bu romandaki öğretmen hemen hiç aykırı iş yapmıyor. Ama işte yine de güzelliklerinin yanında, yaptıkları bedel yaratan şeyler oldu kendisine ve öğrencilerine, dahası köylüye. Keşke Duranâ’ya sabretseydi, diye düşündüm 😞 İYİ okumalar dilerim. 📖
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
Kitabı 86 günde okudum görünüyor. Utanç verici 😞 Ben kitabı 8 günde okudum. Harika bulmama rağmen uzun süre koptum kitaptan, sonra okuduklarımı boşverip, yeniden başladım ve 7-8 günde bitirdim 😎 Aslında 3 günde bile bitirilebilecek yapıda bir roman. Sıkı bir okuyucu 1 günde bile bitirebilir.