Bir kitap nasıl olur da, adı anıldığında ya da kapağına baktığında dahi insana iç çektirir? O kitap, Serenad işte. Ah Max, ah Nadia.. Nasıl okuduktan sonra aylar geçmiş olsa bile yüreğimi sızlatır bu kitap?
Kitap Maya adında üniversitede çalışan bir kadının ağzından anlatılıyor. Üniversiteye gelen yabancı konukları ağırmak ve ilgilenmekle görevlendirilen Maya, eskiden Türkiye'de çalışmış olan Profesör Maximillian Wagner ile bu vesileyle tanışıyor. Sonrasında Wagner'ın geçmişte yaşadıklarını çok güzel bir anlatımla dinliyoruz.
Çok fazla şey anlatmak istemiyorum, çünkü ben sadece kitabın çok güzel olduğu tavsiyesiyle okumaya başlamıştım ve her şeyi kitabı okurken keşfettim. Daha önce bilmediğim çok güzel bilgiler de öğrendim bu şahane kitabı okurken. Herkeste aynı etkiyi yaratıyor mudur bilemem ama Serenad benim ilk 5'imde yer alıyor.
Livaneli’nin ilk 'Kardeşimin Hikayesi' kitabını okumuştum. Dili ve olay örgüsü ile beni büyülemişti gerçekten. Elimde o kitabı gören herkes hemen Serenad'ı da okumamı önerdi. "#kardeşiminhikayesi böyle güzelse, o kim bilir nasıl güzeldir?" diye pozitif ayrımcılıkla başladım ama hiç pişman değilim.