Kendi kaderini ulusuyla birleştiren bir lider!
9/10
·316 syf.··
2020 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 18:37
Paraşkev Paruşev’in bu kitabını elime aldığımda, açıkçası merakla birlikte bir kuşku da hissettim. Çünkü Atatürk’ü kaleme alanların çoğu ya aşırı resmî, soğuk bir anlatıya sapar ya da yüzeysel bir hayranlık gösterisine. Paruşev’in kitabı ise bu ikisinin ortasında duruyor: akıcı, merak uyandırıcı, ama ideolojik tercihleri belirgin bir metin. Okurken ilk dikkatimi çeken, yazarın Atatürk’ü yalnızca askerî başarılarıyla değil, devrimleriyle de merkeze alması oldu. Çanakkale’den Sakarya’ya uzanan satırlar sürükleyici; fakat esas vurgu, Cumhuriyet devrimlerine kayıyor: halifeliğin kaldırılması, hukuk ve eğitim birliği, laikliğin kurumlaşması, harf ve dil devrimi… Bu bölümleri okurken, Atatürk’ün sadece bir komutan değil, bir milletin yeniden doğuşunu örgütleyen kurucu olduğunu bir kez daha hissettim. Eserin üslubu akademik değil; dipnotlu, ağır kaynaklı bir tarih çalışması bekleyenler için eksik kalabilir. Daha çok akıcı bir biyografi havasında, hatta yer yer roman tadında ilerliyor. Bu yüzden birincil kaynak merakı olan araştırmacıyı tatmin etmez, ama genel okuyucuya Atatürk’ün hayat çizgisini heyecanla aktarır. Bununla birlikte, yazarın bakış açısı beni yer yer rahatsız etti. Olayları sık sık “sınıf mücadelesi” ve “emperyalizm” kavramlarıyla açıklıyor. Evet, anti-emperyalist mücadele Atatürk’ün mirasının temel taşlarından biridir. Ama Türk milletinin ayağa kalkışını sadece bu kavramlarla anlamlandırmaya kalktığınızda, işin ruhunu ıskalarsınız. Atatürk’ün asıl dehası, Türk ulusunu kendi öz kültürü, dili ve tarih bilinci etrafında yeniden inşa etmesindedir. Paruşev’in kitabında bu yan bazen geri planda kalıyor. Okurken zaman zaman şunu düşündüm: Yazar bize bir çerçeve sunuyor, ama boşlukları doldurmak bize kalıyor. Mesela Hatay meselesine tek cümleyle değinip geçiyor; oysa Hatay, Atatürk’ün ömrünün son döneminde en büyük davasıydı. Ya da Dersim gibi sancılı meseleler hiç yok. Bu eksiklikler bana şunu hatırlattı: Atatürk’ü anlamanın yolu, daima Nutuk’a, TBMM zabıtlarına, Cumhuriyet’in kendi kaynaklarına dönmekten geçiyor. Tüm bunlara rağmen, kitabı bitirdiğimde memnundum. Çünkü Paruşev, Atatürk’ün büyüklüğünü inkâr etmiyor. Tam tersine, onu bir “ilerici lider” olarak yüceltiyor. Yalnız, biz Atatürkçüler için mesele bundan ibaret değil. Atatürk, yalnızca ilerici bir lider değil; Türk milletinin bağımsızlık iradesini ete kemiğe büründüren, Türkçülüğü devlet politikası hâline getiren, laik Cumhuriyet’i inşa eden büyük kurucudur. Sonuç olarak, bu kitabı “ilk okuma” için tavsiye edebilirim. Atatürk’ü tanımaya başlayan bir okura heyecan verecek, yol gösterecek bir metin. Ama derinlemesine anlamak isteyenler için bu eser bir durak olabilir, nihai menzil asla değil. O menzile bizi ancak Atatürk’ün kendi sözleri ve Cumhuriyet’in asli kaynakları götürür. Neyse, bedenini çoktan aşan bir kişiye dönüşen, dünya tarihinde eşi, benzeri olmayan bir lider için ne desek az kalır. Ömrü cephelerde geçmiş, büyük zaferlere imza atmış gerçek bir dünya lideri Mustafa Kemal Atatürk. Özlemimiz, hasretimizsin; Türk evlatlarının yüreğinde yanan sönmez meşalesin. #70357949
Tarih
Demokrat Diktatör AtatürkParaşkev Paruşev · Etkin Yayınları · 201159 okunma
··
4 +1'leme
·
626 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.