Çocuklara felsefe öğretilebileceğini hatta onların bize felsefeyi yeniden öğretebileceğini düşünüyorum.
Onlar bizim kodlanmamış hallerimiz, o nedenle felsefe onlarda daha saf daha masum halde bulunur. Dolayısıyla felsefede merak duygusu tanımlanırken “çocuklar gibi merak etmek, her şeyi merak etmek” cümlesi boşuna kullanılmaz.
Arada kuzenlerimle ufak felsefi tartışmalar yaparız, “neden varım? eylemim doğru mu? adalet ve ahlak nedir? din nedir? iyilik ve kötülük nedir?” Gibi uzayıp giden meseleler üzerinden sohbetler ederiz, sıkıldıklarına açıkçası denk gelmedim, aksine çok meraklılar, özellikle de yaşamlarındaki örneklerle anlatınca daha çok ilgilerini çekiyor. Hatta bazen filozof hikayeleri uyduruyorum :) tam ağızlarına layık oluyor sohbet.
Bir çocuğa adalet kavramını mahkemeyle anlatırsanız sıkılır, arkadaşıyla yemeğini paylaşması gerektiği ile anlatırsanız aydınlanır.
Ahlak kavramını yetişkinlere bağlı toplumsal cinsiyet üzerinden anlatırsanız sıkılır, fakat kız-erkek arkadaşlarının eylemlerde eşit olduğunu, örneğin bir kızın futbol oynamasıyla bir erkeğin dans etmesinin gayet doğal olduğunu bunda bir ahlaksızlık olmadığını anlatırsanız ilgi duyar.
İyiliği, kötülüğü hayvan sevgisi ile temellendirirseniz, canlılara karşı şefkatli olur.
Dolayısıyla Bilal sana katılıyorum, bu kitabı bizlerin okuması lazım, kendi kodlarımızı kırmaları ve yeni düşünce sistemleri ile daha iyi bir gelecek hazırlamaları için sözümüzün değdiği her çocuğa bunu borçluyuz.
En kısa zamanda ben de okuyacağım, kalemine, emeğine, sağlık. Kardeşine ve dolayısıyla diğer çocuklara adeta bir eğitimci edasıyla felsefe ve sorgulama öğretme mücadelene, bir felsefeci olarak gönülden teşekkür ederim. Var ol 🌸