Kendi kendime: "İşte, diyorum, şu dik erkânıharp yakasının altında kızıl bir gömlek, ateşin bir gömlek var. Bu zavallının teninden içine bu ateşin nasıl geçtiğini kendi gömleğim gibi biliyordum. Bu kızıl gömleği Ayşe'nin gözleri tutuşturdu."
İhsan acaba, Ayşe için, yeşil İzmir'in, siyah gözlü şehit çocuğun mezarının yolunda dövüşecek muhayyel ordunun bir derdinden başka bir şey değil miydi?