İhsan'ın muayyen bir istediği yok. Şeref ve namus hissi için cepheden cepheye koşmuş, yaralanmış, fedakarlığı nümayişkâr olmayan biraz da mağrur bir insan
İhsan, yüksek, kayadan bir uzviyet. Onun biraz çilli, küçük bir yüzü, zarif ince burnu, beyaz dişleri ve bazen eski resimlere benzeten ortası ayrık derin gözleri var; alafranga genç bir zabit ruhundan başka hususi şeyler taşıdığını seziyorum. Fakat o kendinden bir şey vermiyor. Her vakit nazik, her vakit etrafındakilerin rahat ve arzusunu düşünen yeni bir Osmanlı enmûzeci, Türk demiyorum. Çünkü yeni Türk genci daha mütecaviz, daha dalgalı, daha istediği çok olan bir mahlûktur.
Fakat annesi nedeni bir hanım olmakla beraber erkekle konuşmuyor, kendisinde eski bir Babıali görgüsüyle temizlik, fart-ı nezaket azıcık da muhafazakarlık hakim, fakat oğulları başka bir şey
Neferimi bana bırakmalarını ne kadar seviniyorum; hayatta beni bilen, beni seven ondan başka kimse kalmadı. İki bacağım kesildi. Kafamın içini de açmak için müddet bekliyorlar