“İnsan evrendeki durumunu sık sık düşünürmüş, vakit bulursa… Sözgelimi, birisi, annesi öldüğünde ikide bir denize bakar ya.
…Aynaya ve atlasa bakmadım, yakışıyor mu diye.
…Yine, insan fiiline çekiyorum, bütün zamanlarda. Bütün kiplerde!
…Patientement diyedir bir sözcük uydurdum. ‘Amicalement’i düşünerek heralde.”
“Her şeyin mutlak ya da görece anlamı var mı acaba? İnsanlararası ilişkiler; tarih, fizik evren aynı düzlemde değiller, eski geometriler bunları yanyana getiremez. Gerçekliğin araştırılması… İnsan eylemini çekmek bütün zamanlar da (şiir). Şiir de bir kolaratur inceltmesi mi?
Ben dişlerimi gereğinden çok sıktım. Geç konuşuyorum. Geç konuşanlar! Ey geç (vakit) konuşanlar.”
“Kar; herkese, tabiata, tabiatın insanına, insana, sınıfının içindeki insana göre yorumlanıyor. Başka her şey gibi. (Katman demek daha doğru, sınıf yerine.)
Belki de bu yağan kar bu dağların -Alpler- bu (göllü) kentin, bu Zürih’in değildir de; sanki Kantonsspital’in kendi özel bir kar’ıdır. Yukarıdan aşağıya ve düzgün düzgün düşüyor. Sözgelimi bir Üsküdarlı’ya bir Beykozlu’ya, bir Anadolulu’ya baka (göre) kar yağıyor. Ve kar ve yağmur çağrışımları soba, kömür, yakacaktır!”