Gönül Demircioğlu

Gönül Demircioğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Jon Fosse
6.5/10 · 204 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
10 günde okudu
·
2024 7. kitabı
Serkan Türk
7.9/10 · 456 okunma
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2024 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 15:59
“Zamanın seni bilmediğin, korktuğun bir şeye dönüştürmesine izin verme. Karanlık, kimine göre yeryüzünün apaçık görüldüğü tek şey. O parlak ışıkların altında başını dik tut ve sadece yürü. Sırtına güven. İçine hapsolduğun o sığınaktan, korkulardan ve korkuluklardan uzaklaşacak ve hayatın olanaklarını fark edip çıkışı bulacaksın.” Ausgang/ Serkan Türk işte böyle bitti ausgang. ona, nedenini son sayfasında anladığım bir yürüyüşle başladım. kitapların da ruhlarının olduğuna inanırım. sınırlara, arayışlara, köşeye sıkışmalara, çıkışlara, kaçışlara değinirken unutmadığı bir şey var hafızasında: ruhlarımızın çektiği fotoğraflar. hem onlar öyle fotoğraflar ki; kokuları, sıcaklıkları, soğuklukları var. hepsi içimizin duvarlarında. ausgang, o duvarların arasından yeni fotoğraflar için okurunu yürüyüşe çağıran bir kitap. annesinin, babasının evde olduğu yemek saati, pencerenin altından arkadaşını sokağa çağıran çocuk misali. #ausgang #roman serkan türk Yitik Ülke Yayınları Ausgang Serkan Türk
Roman
AusgangSerkan Türk · Yitik Ülke Yayınları · 2020456 okunma
“Ummak, düşüncelerindekiyle yaşadıklarının örtüşmesi. Az hayal kırıklığına uğrama hali. Zamanın sırtına yüklediklerini taşıyabilecek ölçüde güçlü olabilmek. Doğanın söylediklerine kulaklarını, kalbini açabilmek ve ona aynı cömertlikte karşılık verebilmek. Dile karışan hayata da karışıyor. Söze dönüşen bünyeye de zarar verebiliyor. Çalının çıtırtısını, karın soğuğunu, suyun akışındaki canlılığı hissedebilmek. Ah o rüzgârların getirdikleri, nedense hep bir uzaklık. Bir ummak. Gözünden, kalbinden düşürdüklerin. Gözüne, kalbine girebilenler.”
Sayfa 114·Kitabı okudu
Roman
“Çocuksuz ailelerin umudu tüp bebek, sonucunu vermiş. Birkaç gün önce Türkiye’nin ilk tüp bebeği dünyaya geldi. Bir kız. Bütün fonksiyonları yerli yerinde, sağlıklı… Belki de yüz yıl sonra, insanlar artık doğal yollarla çocuk sahibi olamayacak ve tüp bebek yöntemiyle dünyaya gelenler ülkeleri yönetecek. Kasalarda büyüyen ceninler. Okuduğum o tuhaf romanlardan olsa gerek aklıma garip fikirler geliyor. İyice yaşlandığım için bu tür düşüncelerden korkmuyorum artık. Belli bir seri numarası olan insanlardan avukat, polis, doktor, öğretmen, bakkal yapacaklar. Kim bilir belki aralarında başka türlü bir dil geliştirilecek. Biz normal insanlar ya da kendini normal sayanlar, bu dili öğrenemeyecekleri için hepten yabancıya dönüşecek. Yeraltı ülkeleri yer üstüne tercih edilecek. Mevsimler değişecek. Ağaçlar çiçek açmayacak. Bitkiler tohum vermeyecek. Toprak tozdan ibaret olacak. Başka bir gezegen bulmak için seferber olacak halk. Babil Kulesi gibi taşları taşların üstüne koyarak o gezegene yol döşettirecek. Seneler çabucak geçecek. İnsan ömrü bir arının ömrüne eş değer olacak. Makineler insanların kölesi değil, insanlar makinelerin kölesi haline dönüştürülecek.”
Sayfa 97·Kitabı okudu
Roman