Gönül Demircioğlu

Bir şeyin dışarıdan görünümüyle içeriden hissedilme biçimi aynı değildir, sizin gözünüzde merkezi olan benim açımdan dışsaldır.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Reklam
Ah, artık ne olduğumu biliyorum: Ben bir kâtibim. Yardım edin! Yangın! Ateş. Yazmak insanı delirtebilir. Sakin, iyi uyum sağlayan, orta sınıf bir hayat sürmek gerek. Bunu yapmadığınız takdirde, delilik kaçınılmazdır. Bu tehlikeli. Çenenizi kapatmalı, ne kadar çok şey bildiğiniz ve ne kadar muhteşem oldukları hakkında hiçbir şey söylememelisiniz. Mesela ben Tanrı'yı biliyorum. Ona kendimden mesajlar iletiyorum. Sessizliğin nasıl yaratılacağını bilirim. Şu şekilde: Radyoyu çok yüksek sesle açarım, sonra aniden kapatırım. Sessizliği işte böyle yakalarım. Gösterişli sessizlik. Dilsiz ayın sessizliği. Her şeyi durdurun! Sessizliği ben yarattım. Sessizlikte sesler daha fazla duyulabilir. Çekiç darbelerinin arasında sessizliği duyuyordum. Özgürlüğümden korkuyorum. Özgürlüğüm kırmızı! Beni tutuklamalarını istiyorum. Ah, hayal kırıklıklarından bahsettiğim yeter; o kadar hırpalandım ki ensem, ağzım, ayak bileklerim ağrıyor, böbreklerime darbe aldım - bedenim bana ne için lazım? Hangi amaca hizmet ediyor? Sırf hırpalanmak için mi? Yüzde şiş ve kırmızı bir şaplak izi. Güllere, kelimelere sığınırım. Küçük bir teselli. Şişim. Benim hiçbir değerim yok. Gecenin sessizliği sözümü kesti. Geniş sessizlik sözümü kesiyor, bedenimi yoğun ve dilsiz bir ilgi yığınının içinde bırakıyor. Hiçbir şeyin peşinde değilim. Sessizlik boşluk değil, doluluktur. Yazdıklarımı okudum ve bir kez daha düşündüm: En gizli mahremiyetim hangi şiddetli uçurumlardan besleniyor, neden kendini bu kadar inkår ediyor ve fikirlerin alanına kaçıyor? İçimde yeraltından gelen bir şiddet hissediyorum; ancak yazma eylemi sırasında yüzeye çıkan bir şiddet.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
ÂNGELA: Ben, ürkmüş ceylan ve sarı kelebek. Bir virgülden fazlası değilim hayatta. Ben iki nokta üst üsteyim. Sen, sen benim ünlemimsin. Seninle nefes alıyorum. Kuşların uçuşu gibi eğriyim. Gözü korkutulmuş, güçsüz, ümitsiz, uyarısız, habersiz; titriyorum, her yanım titriyor. Kenardan kendimi gözetliyorum. Kendim olabilmek için nasıl da çabalıyorum! Tehlikeli ve kırılgan bir denge içinde, ancak iki ayağıma yetecek kadar yerin olduğu bir teknede gelgitlere karşı mücadele ediyorum.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Emin olamadan yazıyorum. Ben olduğumu gerçekten bilmem mümkün mü? Bu soru, Ângela’nın kendini tanımadığını fark ettiğim için ortaya çıktı. Bir merkezi olduğunun ve bunun ceviz gibi sert olduğunun farkında değil. İçinden kelimeler yayılıyor. Karanlıkta ışıldıyor.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Ângela’nın içinde su ve çöl, nüfus ve vahşi doğa, bolluk ve yokluk, korku ve meydan okuma var. Belagat ve absürd suskunluk, şaşkınlık ve eskilik, incelik ve kabalık barındırır. O, baroktur.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Reklam