"İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum. Sevince de ölmelerinden korkuyorum."
"Sevdiklerinden çok ölen oldu mu?"
"Çok yok. Tek bir kişi var, bana hayatın sevgisiz hiç bir anlamı olmadığını öğreten oydu."
"Peki ben sana nasıl sesleneyim? Zeze mi diyeyim?"
"Lütfen, Zeze yok artık. O budalanın tekiydi, geçmişte kaldı. Bir sokak çocuğu adıydı. Ben çok değiştim. Gayet terbiyeli, uslu bir çocuğum ben."
Sabah başlayıp akşama bitirdiğim bir kitap oldu. Tiyatro metni olması sebebiyle okuması oldukça kolay. Harry Potter ile büyümüş, bu evrene hayran biri olarak karakterlerin büyümüş hallerini görmek. Kafada canlandırmak bana iyi geldi diyebilirim. İçerisindeki hikaye güzel mi diye sorarsanız bence çok temeli sağlam bir hikaye değil. Fakat bunun bir roman değil bir tiyatro olduğunu da unutmamak gerekir. Her ne olursa olsun büyümüş bir Harry, baba olmuş bir Ron, sihir bakanı bir Hermione beni mutlu etti. Harry kalbimde hep yerin büyük
Beyaz Diş. Çocukluğumun kitabı. Ama bu yaşta tekrar okumuş olmak beni mutlu etti. Küçükken tabi ki kısaltılmış bir çevirisini okumuştum ve bu sebeple Beyaz Diş karakterinin ruhani değişimini görmemiştim. Zaten o yaşta derin bir çıkarım yapmam mümkün değil. Şimdi okuduğumda Beyaz Diş'in sadece bir kurt olmadığını görüyorum. Aslında o tüm insanlığı temsil ediyor. Bir öğretmen olarak, nesil yetiştiren biri olarak okurken gördüm ki ne ekersen onu biçersin. Beyaz Diş' in yavruyken yaşadığı zorluklar,sevgi açlığı beni derinden etkiledi. Sevgiyi bilmeyen bir kurt... Sevgi görünce ne yapacağını şaşıran, bunu bir tehdit olarak algılayan... Ayrıca yazarın tüm hikayeyi Beyaz Diş' in düşünce yapısına göre anlatması çok hoş. Kitabı bir kurt olarak okumak çok güzel. Kitap bana çok şey kattı. Kısaltılmış halini öğrencilerime okuyup tartışmalar yapmayı planlıyorum.