Açlık / Knut Hamsun - Kitap Yorumu
Gözüm korktuğu için aylardır kütüphanemde çaresizce okunmayı bekleyelen , 1920 Nobel Edebiyat ödüllü o kitap :)
Nedense ödüllü kitaplar beni biraz korkutuyor. Ödül alacak kadar başarılıysa dili gerçekten ağırdır diyorum. Aynı duyguyu yine ödüllü "Yabancı" kitabında da yaşamıştım ve korkularım boş çıkmıştı.
Bu kitapta korkularımı boşa çıkardı çünkü gerçekten akıcı bir kitaptı
Kitap bana biraz Martin Eden'i çağrıştırdı. Belki de o yüzden hoşuma gitti.
Kitapta yazar olmaya çalışan çaresiz bir karakterimiz var. Fakirlik içinde yazdığı makalelerden az da olsa bir şeyler kazanan ve bu kazandığıyla tık kanaat geçinen Andreas Tangen...
Aslında kitapta karakterin ismi hiç söylenmedi. Bu ismi karakterimiz kendi uydurmuş. Aynı şekilde sevdiği kıza da "Ylajali" diye bir isim uydurmuş. Bu kelime kitapta karşımıza bolca çıkıyor.
Adreas Tangen , kiralık odalarda , yarı aç yarı tok, sefil bir hayat sürmekte. Gazetede yayınlanan bir kaç yazısından kazandığı para ile karnını doyurmaya çalışıyor. Uzun günler açlık çeksede ileride ünlü bir yazar olacağına inancı tam.
Bazı işlere girmeyi deniyor ama maalesef başarılı olamıyor . Öyle ki artık karnını doyurabilmek icin elbiselerini bile satmaya başlıyor.
Sokaklardan ilham alarak farklı hikayeler yazmaya başlar ve bu hikayelerinde ki kurgular artık zihninde gerçeklerle karışır. Bazen yazdığı makeleden iyi bir para alır. Kirasını öder ve durumunu biraz düzeltir. Fakat bu uzun sürmez ve yine sefalet dolu günler başlar.
Gururundan hiç bir yardımı kabul etmez. Evsiz olduğu gerçeğiyle yüzleşmez. Ona yardım etmek isteyen insanları geri çevirir ve durumunun kötü olduğunu gizler. Bu sefalet dolu yaşam zamanla sinirlerini de yıpratır. Öyle ki artık yazılarından hiç birine olumlu yanıt alamaz.
Kitabın