Çevirmen:
Özkan Eden
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·222 syf.··
2023 16. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2023 01:12
Uzun zaman sonra bitirdiğim bir kitap oldu. Yeni gelişmeler, alışma süreci derken… Velhasıl geri dönüş yaşanacak umarım Kitaba başladım bitirdim evet kahramanımız açlıkla cebelleşti gerçekten. Kimse aç kalmasın bu hayatta. Kitaptan bu yüzden sıkılarak bitirdiğimi söyleyebilirim. Kahramanımız bir yazar ama ilham için zor koşullarda yaşıyor. Sonunda herkesin aklına gelen o şeyi yapıyor tahminleri alabilirim bu durumda bir kişi ne yapmalı sizce? Tasvirlerle doluydu, kahramanımız açlıkla boğuşurken absürt çok şey yaptı. “Noluyor ya şimdi ?” dediğim anlar oldu. (Açlığına verdim). Böyle bir kitaptı benim için açıkçası, okuyanlar varsa onları da dinlemek isterim.
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Yoksulluk
Puan vermedi·222 syf.··
2025 6. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 07:21
Knut Hamsun’un Açlık romanı, bir yazarın hem karnının hem de ruhunun açlığını anlatan etkileyici bir hikâye. Hikâye, Norveç sokaklarında geçiyor. Romanın kahramanı, cebinde beş kuruş olmayan, açlıkla boğuşan ama yine de gururundan ödün vermeyen bir adam. Bazen yemek bulamıyor, bazen yazacak bir fikir bulamıyor ama pes etmiyor. Bu kitap sadece fiziksel açlığı değil, insanın kendini kanıtlama çabasını, yalnızlığını ve toplumla yaşadığı iç çatışmayı da çok güzel anlatıyor. Dili zaman zaman ağır olsa da karakterin iç dünyasına öyle bir giriyoruz ki, sanki biz de onunla aç kalıyoruz, onunla birlikte sokaklarda dolaşıyoruz. Açlık, sıradan bir hayat mücadelesini anlatıyor gibi görünse de aslında çok derin bir kitap. Hayatta ayakta kalmaya çalışan herkes kendinden bir şeyler bulabilir.
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Açım aç!
Puan vermedi·222 syf.··
2023 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2023 00:37
Betimlemeler o kadar güçlü ki bahsi geçen açlık ve sıkıntı ile empati kurmamak imkansız. Böylesine açlığa rağmen dilenmek yok, çalmak yok, yalvarmak yok. Akıcı başlasa da ortalardan itibaren akıcılık bitti ve sıkıldım.Neredeyse yarım bırakacaktım bir yandan da acaba doydu mu merakı. Bilgi içerikli anlatıma rastlamadım. Karakter hep aç ,baştan sona aç. İsyan ettiği bölümler de mevcut.
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2023 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2023 17:53
Kitabın ilk sayfalarında Martin Eden tarzında bir kitap olarak düşündüm ama alakası yokmuş. Karakter tam anlamıyla Maslow’ un ihtiyaçlar hiyerarşisini yaşıyor.
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
9/10
·222 syf.··
2023 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2023 00:00
Knut Hamsun'ın okuduğum ilk ve en önemli eseri Açlık'tan bahsedeceğim sizlere. Kıtabı okumadan önce yazarın hayatı ile ilgili olan kısmı okuduğumda Hamsun'ın resmî olarak eğitim görmediği bir ayakkabı ustasının yanında çırak olarak çalıştığı ve bu eserinin yarı otobiyografik olduğunu öğrendim. Belki de eserde açlık ile mücadele eden kahramanımız gibi Hamsun da açlık ile mücadele ederek eserler yazmaya çalışmıştır. Eser genel olarak başvurduğu işlerden her seferinde geri çevrilen, hiçbir yerde tutunamayan, açlıkla, sokakta hayatta kalmaya çalışan ve yazar olup bu durumdan kurtulmaya çalışan bir gencin mücadelesini konu alır. Eserdeki olayları bölüm bölüm yazmaya çalışacağım. Kahramanımız cebinde parası olmadan, günlerce aç bir şekilde makale yazmaya çalışır. Öncesinde sığındığı bir evi vardır ancak kirayı ödeyemeyince oradan da çıkarılır ve sokakta yaşamak zorunda kalır. Hava soğuk, polisler sokakta dolaşmaktadır. Romanın başlarında kahramanımız insanlardan yardım almayı reddeder, durumunun kötü olduğunu saklar. Yiyecek tek bir lokması yokken bile sokakta ondan yardım isteyen bir adama para vermek için elindeki eşyasını rehinciye verip parayı yaşlı adama verir bu şekilde kendini daha iyi hissettiğini düşünür. Günler geçtikçe açlığı artmaya başlar; markete gidip mum ister gece de yazı yazabilmek için. Para vermemiş, borç olarak aldığını söylemek üzereyken marketteki çalışan başkasının bıraktığı parayı onun bıraktığını düşünüp para üstü verir kahramanımız para üstünü alıp hemen çıkar oradan ve yemek yiyilecek bir mekan bulup yemeğini yer oradan çıktıktan sonra midesi bulanmaya başlar ve yediği her şeyi çıkarır. Yavaş yavaş yaptığı hırsızlığı düşünmeden edemez ve kendini çok kötü hisseder yakalanmaktan korkar gidip bunu marketteki çalışana itiraf eder. Yine eserin
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Açlık
Puan vermedi·222 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2024 22:46
Açlık, yazar Knut Hamsun'un kendi hayatından izler taşıyan bir kitap. Kitapta açlık dışında kalan her şeyin geri plana atıldığını görüyoruz. Eser, genç bir adamın yazarak ve yazdıklarını yayınlatmaya çalışarak hayatını sürdürmeye çalışmasını ve bu süreçte açlıkla, yoksullukla olan mücadelesini anlatıyor. Eserde açlık çok derin bir şekilde hissediliyor. Baş karekterin aç olması kadar gururlu olması da dikkatimi çekti. Öte yandan okurken kitaptaki karakterin bazen tuhaf, bazen de derin düşünceleriyle kitapta anlatılan herşeyi çok iyi hissettim.
1000Kitap
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2023 10. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 18:00
AÇLIK’ı dibine kadar hissettim desem yalan olmaz. Otobiyografik bir roman olarak da adlandırabileceğimiz bu eser yazarın vermiş olduğu zorlu yaşam mücadelesini konu ediniyor. Öyle aman aman olay örgüsü olmamasına rağmen bazı an’lar oldukça etkileyiciydi. Özellikle kemik kısmı
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Kemik ve Hayat
Puan vermedi·222 syf.·
2026 6. kitabı
Bu eserde ismini bilmediğimiz bir yazar, açlığın ve yoksulluğun pençesinde her gün bir arayış peşinde koşuyor. O arayış sadece yiyecek bir parça ekmeğin arayışı değil. Ortada besbelli bir açlık var. Evet en başta bir mide açlığı. Fakat bunun ötesinde varoluşsal bir açlık. İnsan özü itibariyle yalnızdır. Zirveye yaklaştığınızda başarınızdan pay almak isteyenler sizi yanıltmasın. Kitapta bahsi geçen yazar belki de bir zamanlar peşinden koşulan ünlü birisiydi. Yer yer bunun izlerini okuyoruz zaten. Fakat bu yazarın yaşadığı düşüş hayatın bir gerçeğini ortaya koyuyor. Tok bir insanı beslemek isteyen çok olur. Ya her bakımdan aç bir insanı kim beslemek ister? Toplum bazı istisnalara rağmen zayıflığı övgüyle karşılamaz. Zayıf insanı neşeyle kucaklamaz. Ona zavallı gözüyle bakar ama asla onu kendinden saymaz. Yazarımız aç ve zayıf. Yaşadığı açlığı içinde bulunduğu toplumda gidermesi ise neredeyse imkansız. Çünkü gurur denilen toplumun pek de hoş karşılamadığı bir hastalığa sahip. Yardıma muhtaç ama yardım istemiyor. Bunu görmezden gelip yardım edenlere de iyi davranmıyor. Tabii bu gururun arka planında kendini üstün görme ve başkalarını muhtaç görme illüzyonu da var. Bu illüzyon yüzünden yazarımız bazen yese içse de aslında doymuyor. Açlığı bir süre sonra fiziksel bir açlığın ötesine geçiyor. Zihinsel bir çöküşün ortasında çırpınıp duruyor. Her insan yaşadığı veya yaşayacağı düşüşü kaldıramaz. Yazarın yaşadığı durum bu aslında. Kitabın bana göre en etkileyici sahnesi yazarın bir kasaptan kemik alıp yemeye çalıştığı sahne. Aldığı kemiği bir köşede yemeye çalışıyor. Ama elbette midesi kaldırmıyor kusuyor. Buna rağmen devam ediyor. Açlığını gidermeye çalışıyor. Hayatına isyan ediyor kemik ağzındayken. Aslında burada kemik hayatın bizzat kendisini temsil ediyor. Her ne
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Puan vermedi·222 syf.··
Beğendi
·
2023 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Eylül 2023 17:34
Bu kitap çaresizliği en ince ayrıntılarıyla hissettirdi. İnsanın hayatta bir anda her şeyi kaybedip sonrasında yaşamaya çalışırken ki çaresizliği, acımasızlığı ve bencilliği hissettirdi. Bende uyandırdığı acıma hissi, ve oluşturduğu duygusallık ruhumu yordu. Dili anlatımı güzel fakat konu ve yaşananlar acımasız.
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma
Etkileyici bir kurgu
7/10
·222 syf.··
2023 43. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2023 18:45
Yazardan okuduğum ilk romandı. Aynı zamanda Açlık yazarın da ilk romanı. Yazarın Nobel Edebiyat ödülü almasına sebep olan bir ilk roman. Hiç ilk roman gibi değildi bana göre. Kurgusu, karakteri, dili her yönden oldukça başarılı ve etkileyici bir kitaptı. Özellikle karakter beni derinden etkiledi. Otobiyografik bir roman olması daha da gerçekçi yapıyordu kurguyu. . Konusuna gelirsek; başkarakter Andreas Tangen çevresinden destek görmeden yazar olmak için mücadele verir. Yaşayabilmek için de günlük işler yapar ve gazetelere makaleler yazarak kazandığı ufak paralarla geçinmeye çalışır. Bir gün karnını doyursa, üç gün aç kalır. Açlık durumu, o kadar gerçekçi ve etkileyici anlatılmıştı ki, başkahramanın açlığını ve sefaletini sizde tüm detayları ile hissediyorsunuz. Yiyecek bir şeyler almak için kıyafetlerini satması, bulduğu bir hayvan kemiğini kemirmesi gibi durumlar büyük bir yokluğu ve çaresizliği hissettiriyor. . Romanda hiç kimsenin ona doğru dürüst yardım etmemesi çok canımı sıktı karakterimiz aynı zamanda oldukça dürüst ve namuslu, kimseden açıkça yardım istemeyen ve kimsenin karşısında güçsüz durumda olmayı da kabullenemeyen bir insan. Kendi iç sesi ile konuşuyor çoğunlukla ve bu çok dürüst olma halini de eleştiriyor. İç sesi ile konuşurken kendine devamlı yüklenmesi, sorular sorması, bazen pes etmesi ve yine de ne kadar kötü durumda olsa da kendine umut vermesi çok iyi aktarılmıştı. . Karakterin gelgitlerle dolu ve açlıktan zihni bulanmış bir haldeki psikolojisinin okura hissettirildiği ve unutulmaz bir karakteri olan başarılı bir kurguydu. Bu kitapta Dostoyevski’nin ruhunu hissettim. Onun kurgu ve diline çok benziyordu. Yazarı bilmeden okusam Dostoyevski tahmininde bulunurdum açıkçası. Yazarın Dostoyevski’den etkilendiğini düşünüyorum. . Mutlaka okumanızı
AçlıkKnut Hamsun · Ren Kitap · 202335,6bin okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.