Mehmet Ali Yalçınkaya

Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zübüklüğün Panzehiri
Puan vermedi·272 syf.·
2026 16. kitabı
Bazı kitaplar vardır ki onların ait olduğu zaman yoktur. Yani dün, bugün ve yarın okundukları zamana ait olurlar. Onlar anlattığı hikaye bakımından hep tanıdık gelir sizlere. İşte Zübük böyle bir kitap. 1961 Yılında ilk defa yayınlanmasına rağmen bugüne aittir. Tıpkı yarına da ait olacağı gibi. Eser, Zübükzade İbrahim Bey adlı üçkağıtçı, düzenbaz, arlanmaz bir politikacının nasıl da palazlandığını anlatıyor bizlere. Peki kimin ağzından? Onunla aynı kasabada yaşayan halkın ağzından. Her birisi çok çekmiştir zübükten. Hepsi zübüğün bin türlü oyununa gelmiş ve bir şekilde onun tarafından dolandırılmıştır. İyi de bu zübük uğursuzu buna rağmen nasıl olup da taa Ankara'ya mebus olabilmiştir? Yine hep ondan şikayet eden halkın desteği sayesinde tabii ki. Zübük "çalıyordur ama çalışıyordur." nitekim. Hem muhaliflere aman vermemek lazımdır. Onlar teröristtir, cami düşmanıdır, halk düşmanıdır, dinsizdir, çok akılsızdır. İşin aslı da zübük çok akıllıdır. Halkını iyi tanır. Onları nasıl kandıracağını, akıllarını nasıl çeleceğini çok iyi bilir. Onların ağzından girer burnundan çıkar. Öyle ki bir yunus balığına dahi şehitlik verdirir de yunus adına türbe yaptırır. Halk bilir kandırıldığını da ne yapmalı bu düzen böyle gelir böyle gider. "Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük’te birleştiğini görünce ona kızıyoruz..Ama gerçekten zübüklerden, kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz?" Kendi zübüklüğümüzden kurtulabilecek miyiz? Bakalım
ZübükAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 20128,3bin okunma
Görmek tek başına bir işe yaramıyor. Kişinin o gördüğünü alacak, benimseyecek bir düzeye yükselmesi gerekiyor.
Sayfa 226
Yasal Yamyamlık
Puan vermedi·192 syf.·
2026 12. kitabı
Şüpheli bir salgından ötürü hayvan eti tüketilemez hale gelir. Salgın şüphelidir çünkü bazılarına göre hükümetler insan nüfusunu kontrol altında tutmak için olmayan bu salgını ortaya çıkarmışlardır. İnsanlık hayvan etinin tüketilememesi sorununu insan eti tüketimini yasal hale getirerek aşmaya çalışır. Böyle bir düzende besi insanları yetiştirilmeye başlanır. Dünya yasal yamyamlığın pençesine düşer. Ama bunu kimse garipsemez. Garipseyenler ise toplum tarafından dışlanır. Yakın dönemde çocuğunu kaybetmiş olan Marcos Tejo, bir et üretim tesisinde çalışıyordur. Oluşan distopik dünyayı onun gözünden izleriz. Bol bol da iğreniriz. Çünkü bu dünya merhametsizlerin hakim olduğu tüm ahlaki kuralların çiğnendiği bir dünyadır. Marcos ile kimi zaman besi insanlarının kesimine şahit oluruz, kimi zaman da insan avlayan avcıların sofrasına misafir oluruz. İnsanlık keskin bir bıçağın altındadır adeta. Marcos ise bu bıçağa iğrenerek bakar. Bir gün Marcos'a 'eti kaliteli' bir dişi hediye edilir. Marcos elbette onu yiyecek değildir. Gönülsüzce bakar ona. Sonra bir zaman gelir onunla birlikte olur ki bu büyük bir suçtur. Dişi hamile kalır. Marcos ona çok iyi davranır. Çılgın bir dünyanın ortasında bir umut ışığı olarak görür onu. Çünkü o, Marcos'un çocuğunu dünyaya getirecektir. Sonrası mı? Adeta insanın değişmeyeceğinin bir kanıtı. Çocuk dünyaya gelir Marcos'un ışığı doğar. Ama ışığı doğuranın bir önemi kalmamıştır. O sadece bir besi insanıdır. Çıkarları sağlandığı sürece insan insandır. Ama çıkarları zarar görürse veya ortada bir çıkar kalmazsa insan canavarlaşır. Marcos'da sonuç itibariyle bu sistemin bir insanıdır. Bu eser arka planda bizlere tekrardan kapitalist sömürü düzeninin acımasızlığını hatırlatıyor. Tüketim çılgınlığının nasıl uç noktalara ulaşabileceğini
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 20252,389 okunma
Doğu'nun Yobaz Harpagon'u
Puan vermedi·120 syf.·
2026 11. kitabı
Yıllar önce Reşat Nuri Güntekin tarafından yazılan Yeşil Gece ve Moliere tarafından yazılan Cimri adlı kitapları okumuştum. Aslında Cimri bir tiyatro eseriydi. Sonraki zamanda bu eseri tiyatro sahnesinde izleme fırsatı bulmuştum. Hacı Ağa bahsettiğim bu iki eserden de izler taşıyor. Esere ismini de veren Hacı Ağa, Yeşil Gece'nin hocaları gibi yobaz ve Cimri'nin Harpagon'u kadar da cimri. Kendisi bir bakıma "Doğu'nun Yobaz Harpagon'u" yani. Hacı Ağa günümüzde bile çevrenizde görebileceğiniz bir tip aslında. Her devirde işlerini aksatmadan yürütebilen bu tiplerin topluma faydadan çok zarar verdiği aşikar. Fakat işin ironik tarafı her ne kadar topluma üstü kapalı zararları olsa da bu tiplerin toplum tarafından seviliyor oluşu. Hacı Ağa'nın huzurunda ziyaretçileri hiç eksik olmuyor. Hepsi de ona görünüşte hürmet ediyor. O da nabza göre şerbet verip işlerini çözüyor. Huzura çıkan karakterlere baktığımızda Şair Munadilhak hariç hepsi makyavelist. Tabii bunların önünde bayrak tutan kişi de Hacı Ağa. Hedefe ulaşmak için her türlü yolu mübah görüyor. Dini, amaçlarına araç edip kendi deyişiyle toplumu sağmal ineği misali sağıyor. Çünkü onun gibileri ancak bu şekilde hayatta kalabiliyor. "İnsanlar aç, muhtaç, cahil ve hurafelere inanırsa bize itaat ederler...Bu yüzden buradaki insanların ilerlemesine engel olmalıyız ki dünya istediğimiz gibi dönsün, aksi halde sokaktaki çöpçü oluruz...Vazifemiz halkı ahmak bırakmak...Toplum bizim sağmal ineğimiz ve dünya bizden yana dönüyor. Bırakın böyle devam etsin...Bizim göğsüne zincir vurup kendini bıçakla yaralayan, kolayca inanan mutaasıp insanlara ihtiyacımız var, dindar müslümanlara değil. Öyle bir şey yapmalıyız ki köylüsü de çiftçisi de kendini sana, bana muhtaç bilmeli ve şükretmeli. Amacımıza ulaşmamız için onlar hasta, aç,
Hacı AğaSadık Hidayet · Kırmızı Kedi Yayınları · 20242,878 okunma