Kaan

Kaan
@gonulyolcusu
Podolog / Yaşlı Bakımcı
İstanbul Gelişim Üniversitesi / Anadolu Üniversitesi
Batman, 2000
5 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Ne dedik, İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn:(Fatiha /4) “Yalnız sana âbd oluyoruz ve yalnız seni istiyoruz.” Bu duayı yaparken Allah’a bir söz verip, bir vaatte bulunuruz. “İyyâke na’budu” dediğimizde; “yalnız sana âbd oluyorum ya rabbi! Ben senin kulunum, kulluğumu, âbdlığımı yalnız sana yapıyorum. Senden başka hiç kimseyi rab olarak, sahibim olarak kabul etmiyorum. Sen benim için nasıl bir hayat takdir etmiş, beğenmişsen onu seçiyor, beğeniyor, seviyor, öyle yaşamaya çalışıyorum; çünkü ben senin âbdınım. İnsanların, başkalarının ne söylediği beni ilgilendirmiyor. Senin sevdiğin gibi, beğendiğin gibi yapmaya çalışıyorum ya rabbi! Hiç kimsenin önünde eğilmiyor, hiç kimseden korkmuyor, endişe etmiyorum; çünkü ben yalnız senin âbdınım. Senin doğru dediğine doğru, yanlış dediğine yanlış, güzel dediğine güzel, çirkin dediğine çirkin, hak dediğine hak, batıl dediğine batıl diyorum. Kim ne derse desin, benim rabbim sensin, doğruyu, yanlışı bilen sensin, ben seni kabul ediyorum” demiş oluruz. “İyyâke nestaîn” dediğimizde ise; “yalnız seni istian ediyorum, yalnız seni, senin rızanı, dostluğunu, senin sevgini istiyorum, cemalini müşahede etmek, senin sevdiğin, beğendiğin gibi olmak istiyorum ya rabbi” demiş oluruz. Sonra ne diyoruz? İhdinâs sırâtel mustakîm:(Fatiha /5) “Bizi sırat-el mustakime hidayet et (ya rabbi).” Allah ayet-i kerimede; “(de ki) rabbim sırat-el mustakim üzeredir”(Hûd /56) buyurur. Başka bir ayet-i kerimede de; Yâ benî âdeme en lâ ta’budûş şeytân, innehu lekum aduvvun mubîn. Ve eni’budûnî, hâzâ sırâtun mustakîm.”(Yâsîn /60-61) “Ben size şeytana tapmayın, şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, sadece bana âbd olun, sırat-el mustakim budur, demedim mi” buyurur. Biri Allah’a âbd olmazsa şeytana âbd olur; yani Allah’ın emrettiği, sevdiği, beğendiği gibi yapmaya
Sayfa 171·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İman; Allah’ı her şeyden çok sevmektir. Allah’ın tanıdığı bütün imkânların hepsi bu âşıklığı ispatlamak içindir. Allah, kuluna tanıdığı imkânlarla ona; “beni her şeyden çok mu seviyorsun, öyleyse malından infak et, beni her şeyden çok sevdiğini iddia mı ediyorsun, öyleyse vaktini, zamanını benim yolumda harca, canını feda et” der. Çünkü ayet-i kerimede; “Allah mü’minlerden cennet karşılığında mallarını ve canlarını satın almıştır”(Tevbe /111) buyurur. Yani sen malını, canını Allah yolunda feda etmedikçe cenneti satın alamazsın, böyle bir şey yok; çünkü cennete giden biri cennete layık olduğu için cennete gider. Peki, cennetlikle cehennemlikler beli midir? -Elbette ki bellidir. Her şey ortadadır, hem de bütün açıklığı ile ortadadır. Kimin cennetlik, kimin cehennemlik olduğunu bakan herkes bilir, bunu bilmeyen hiç kimse yoktur. Biri çok namaz kıldığı için, çok zikir yaptığı için cennete gitmez ya da cehenneme giden biri çok günah işlediği için cehenneme gitmez. Biri Allah’a iman etmişse amelsiz de cennete gidebilir; ama hiç kimse imansız cennete gidemez. Mesela Bedir Savaşı’nda iki ordu karşı karşıya geldiği zaman müşriklerin ordusundan bazıları; “ben de iman ettim” deyip mü’minlerin tarafına geçer, savaşır ve şehit olur. Bunlar ne namaz kılmış, ne oruç tutmuştur, sadece kelime-i şehadet getirerek karşı tarafa geçmiştir; ama Allah hiçbir ibadetleri olmadığı halde onlara en yüksük makam olan şehitlik makamını ikram etmiştir. Bu şehadeti, şehitliği, cenneti hiçbir amel işlemeden imanlarıyla, “lâ ilâhe illallah muhammedun resulullah” dedikleri için kazanmışlardır. Cennetliklerin nasıl bir hali, ahlakı vardır? Eğer biri Allah’a iman etmişse, Allah’ı her şeyden çok seviyorsa gönlü cennete döner. Allah o kulunun gönlüne iman nurunu indirir. İman nuru gönle inince de gönül
Sayfa 167·Kitabı okuyor
Evet, “mâliki yevmid dîn” diyorduk. “Mâliki yevmid dîn” deyince; “sen din gününün sahibisin, malikisin, melikisin ya rabbi! Ben hayatımı senin emrettiğin gibi yaşıyor, hesabını veremeyeceğim hiçbir işte bulunmamaya, hiçbir emrine karşı gelmemeye çalışıyorum. Sen neyi emretmişsen, neye ‘güzel, doğru’ demişsen ona ‘güzel’ deyip, ‘doğru’ deyip, onu yapmaya, neye de ‘bu çirkindir, yanlıştır’ demişsen ona da ‘çirkin’ deyip, ‘yanlış’ deyip, onu yapmamaya, ondan uzak durmaya çalışıyorum” demiş oluruz. Sonra ne diyoruz? İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn:(Fatiha /4) “Yalnız sana âbd oluyoruz ve yalnız seni istiyoruz.” Âbd olmak kelime manası ile; sevdiğine gönlünü kaptırıp onun peşinden sürüklenmektir. Allah’a âbd olmak demek ise; gönlünü Allah’a kaptırıp Allah’ın peşinden sürüklenmek; yani Allah’ı severek Allah’ın rızasının peşinden koşmak, Allah’ı istemek demektir. Yaratılışın gayesi de zaten Allah’a âbd olmaktır. Bu yüzden Allah ayet-i kerimede; Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li ya'budûn:(Zâriyât /56) “Ben cinleri ve insanları sadece ve sadece bana âbd olsunlar diye yarattım” buyurmuştur. Allah’a âbd olmak; Allah’ı her şeyden çok, hatta canından da çok sevmektir. Sonra Allah’ın sevgisini kazanmaya, ona layıkıyla kul olmaya, âbd olmaya çalışmaktır. Allah’a âbd olmak sevmekse, onu kazanmak için peşinden koşmaksa bu durumda Allah bizi kendisini sevelim, onun sevgisinin peşinden koşalım diye yaratmıştır; yani bir tarafta âşık, bir tarafta da maşuk vardır.
Sayfa 166·Kitabı okuyor
Eğer biri sadece cennete gitmek için ibadet ederse Allah ondan bu ibadeti kabul etmez; çünkü ibadet, Allah’a âbd olmanın gereğidir. Allah’a âbd olmak; Allah’ı her şeyden çok sevmek demektir. İbadetin sana iman vermez, muhabbet vermez, imanını, muhabbetini arttırmaz, seni Allah’a yaklaştırmazsa ibadetin ibadet olmuş olmaz. Bu yüzden Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “öyle insanlar vardır ki namaz kılarlar, onlara sadece yorgunluk kar kalır. Oruç tutarlar, onlara sadece açlık kar kalır”(İbn Mace, Sıyasm 21) buyurmuştur; yani böyleleri namaz kılarken sadece jimnastik, oruç tutarken de sadece perhiz yapmıştır. Allah, niyetin kendi rızası olmadığı bir ameli, kendisi için olmayan hiçbir şeyi kabul etmez; çünkü Allah “ben buna layığım, seni yaratan, sana bütün nimeti veren, sana en yüksek makamı takdir eden, meleklerden daha üstün konuma gelmen için sana imkân tanıyan benim; ama sen benim sana verdiğim şerefi bırakıp, bir avuç toprağın peşinden koşarsan ebedi hayatını kaybeder, hayvan gibi olur, hatta hayvandan daha aşağı olursun” buyurur. Bunun için Allah ayet-i kerimede; “Allah’ın ayetlerini yok sayanlar (inkâr edenler) hayvan gibidirler, hatta hayvandan daha aşağıdırlar”(Arâf /179) buyurmuştur. Bu yüzden cehenneme gidenler insan olmaktan çıkar, hayvan gibi olurlar. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bununla ilgili olarak bir hadis-i şerifinde; “cehennem ehli cehennemdeyken dua etmeye devam eder. Sonra Allah perdeyi açıp onlara ‘susun ve bir daha benimle konuşmayın’ diye hitap eder, cehennem ehli bu hitaptan sonra artık hayvan gibi olur ve konuşmak istediklerinde devenin böğürmesi gibi bir ses çıkarırlar” buyurur. Onlar artık konuşamazlar, içtikleri irin, yedikleri de zakkumdur.(Vâkıa /52, İbrâhîm /16, Nebe /25) Yani tam hayvan olmuşlardır. Peki, hayvan gibi olmalarının sebebi
Sayfa 165·Kitabı okuyor
Evet, mâliki yevmid dîn; Allah din gününün, Kıyamet gününün sahibidir, hüküm onundur. Allah ayet-i kerimede; “bugün mülk kimindir? -(Bugün mülk) Vahid ve kahhar olan Allah’ındır”(Mu’min /16) buyurur. Allah bu hitabı kıyamet yerindekilerine yapar. Bununla ilgili olarak da Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “o gün herkes diz üstü çökmüştür, hiç kimse kendisinde ayağa kalkma gücü bulamaz. Hiç kimse cevap verecek güçte değildir, kimse konuşamaz” buyurmuştur. Kim, Allah’ın mülkünde herhangi bir şeye sahip çıkıp; “bu benimdir” der, kendini Allah’tan bağımsız bir varlık olarak görürse Allah onu kahreder; yani Allah, kulun o sahip çıktığı şeyi ondan alır ve onu kahreder. Sorulsa herkes; “her şey Allah’ındır, biz de Allah’ınız” der; ama biri her şeyin sahibinin Allah olduğunu bilerek yaşamazsa, kendisine emanet edilen şeyi Allah’a teslim etmezse, Allah’ın istediği, sevdiği, beğendiği yerde onu kullanmaz, yürütmezse istediği kadar diliyle “her şey Allah’ındır” desin yalan söylemiştir. Zaten böyle birinin münafıklığı onun üzerinden “ben münafığım” diye bağırır. Hayatını Allah yolunda sarf etmek demek; her şeyi kendi hesabına Allah’a emanet etmek demektir. Allah ayet-i kerimede; “Kıyamet günü Allah’ın rızasını gözeterek yaptığınız şeyler dışında hiçbir işiniz şükrana layık değildir”(Leyl /19-20) buyurur. Sadece Allah’ın rızasını gözeterek yaptığınız şeyler Allah’ın şükranına layıktır; yani Allah onlara teşekkür eder. “Rabbim bunu böyle seviyor, rabbim bundan razıdır, ben de onun razı olduğu gibi yapayım” dediğimizde Allah’ın rızasını gözetmiş oluruz. Allah bunun dışında hiçbir şeyi bizden kabul etmez. Kıldığımız namaz, tutuğumuz oruç, kısacası bütün ibadetlerimiz ve davranışlarımız bunun içindedir.
Sayfa 164·Kitabı okuyor