Kaan

Kaan
@gonulyolcusu
Podolog / Yaşlı Bakımcı
İstanbul Gelişim Üniversitesi / Anadolu Üniversitesi
Batman, 2000
5 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Önümüze gelen her ne musibet olursa olsun kazanmamız içindir. Eğer önümüze gelen musibet veya hastalığa sabredip; “ya rabbi! Bu senin takdirindir” dersek kazanırız. Bu yüzden Allah ayet-i kerimede; “Allah sabredenleri sever, Allah sabredenlerle beraberdir”(Ali İmrân /146, Bakara /153, 249, Enfâl /46) buyurur. Allah bu musibeti ve hastalığı bize sabrımızın karşılığında bizi sevsin diye vermiştir. Allah bize nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun mutlaka bu onun rahmetinin eseri, rahmetinin sonucudur. İşte “Er rahmânir rahîm” dediğimizde; “bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, o mutlaka benim için güzeldir ve ben ona itiraz etmem, etmedim, etmiyorum ya rabbi! Çünkü senin rahman ve rahim olduğuna iman etmişim. Sen benim rahman ve rahim olan rabbimsin” demiş oluruz.
Sayfa 160·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Evet, devam ediyoruz. Er rahmânir rahîm:(Fatiha /2) “Allah rahman ve rahimdir.” Allah zatında, sıfatlarında, isimlerinde, fiillerinde rahmandır, merhametlidir. Er rahmânir rahîm dediğimizde; “ya rabbi! Ben iman ettim ki sen rahman ve rahimsin. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, o senin rahmetinin eseridir. Kazanayım, kâmil insan, Hz. İnsan olayım diye bana muamelede bulunup, imkân tanıyorsun” demiş oluruz. Peki, Allah bize nasıl imkân tanır? Allah bir nimeti ikram ettiğinde o nimete şükrediyorsak; yani o nimeti insanlara ikram ederek şükrün gereğini yerine getiriyorsak, Allah’ın Kerim ismini üzerimizde gösterip, cömertlik yapabiliyorsak nimeti değerlendirmiş oluruz. Peki, Allah bize bir musibet, bir bela, bir hastalık, bir dedikodu, bir iftira verdiyse bu durumda ne yapmamız lazım? -Tabi ki sabretmemiz lazım; yani “Allah’ın Sebur fiilini üzerimizde gösterip, gönlümüzü Allah’a açarak “ya rabbi! Bana bu muameleyi ben kazanayım, sabredeyim, sana itiraz etmeyeyim diye sen yaptın. Ben de buna sabrediyor, sana itiraz etmiyorum” deyip sabretmemiz lazım; çünkü Allah kazanalım diye bize ya bir nimet ya da bir musibet, bir bela vererek imkân tanır. Allah ayet-i kerimede; “Allah dilemedikçe ağaçtaki yaprak düşmez (hiç kimse kıpırdayamaz)”(En’âm /59) buyurur. Eğer biz; “falanca şunu yaptı, filanca bunu yaptı” deyip Allah’ı, Allah’ın takdirini yok sayarsak Allah’ı, Allah’ın takdirini inkâr etmiş, Allah’ı yok saymış oluruz. Eğer Allah’ı yok saymazsak “bu işi yapan, bunu takdir eden sensin ya rabbi! Eğer sen dilemeseydin bu böyle olmazdı, falanca şunu yapamazdı, falanca şöyle söyleyemezdi” deriz. Biri, Allah’ın dilemesi dışında bir şey olduğuna inanırsa Allah’ın takdirine iman etmemiş, dolayısıyla Allah’a iman etmemiş olur.
Sayfa 159·Kitabı okuyor
El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en güzelidir. Aynı şekilde övmek de sana aittir, senin içindir. Ben de bütün hayatım boyunca insanların beni övmesini değil senin beni övmeni istiyorum ya rabbi! İşim, amelim sana göre güzel olsun, sen beni, yaptığımı, söylediğimi, düşündüğümü beğen, beni öv, isterse hiç kimse beni övmesin; çünkü insanların beni övmesi önemli değildir. Benim için önemli olan senin beni övmendir ya rabbi” demiş oluruz. Evet,“el hamdu lillâhi rabbil âlemîn; övme, övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir” dediğimizde böyle söyleriz. Biri, Allah’ın işini beğenmezse Allah’ı beğenmediği için işini beğenmez, Allah’ın ayetini kabul etmezse Allah’a iman etmediği için ayeti kabul etmez. O halde biri Allah’ı, Allah’ın işini, kendisine yaptığı muameleyi kabul etmez, beğenmezse Allah onu neden beğensin! Allah onu beğenir mi! Bir kul için Allah’ın övgüsü önemli değilse, insanların onu övmesi, kabul etmesi, beğenmesi daha önemliyse, insanları Allah’ın önüne koyup, onları Allah’a şirk koşuyorsa Allah onun imanını kabul etmez. Bunun için Allah ısrarla; “hiçbir şeyi Allaha şirk koşmayın (ortak
Sayfa 156·Kitabı okuyor
Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur.
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Allah Malik’tir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Allah aklımızı sonuna kadar kullanalım diye bize vermiştir. Kullanılmayan bir akıl, akıl değildir. Öyle birilerinin peşine takılıp gitmek sürü mantığıdır; çünkü sürüdeki koyunlardan biri kendini bir yerden aşağıya atarsa diğer koyunların hepsi onun peşinden kendini aşağı atar. Bu; sürü mantığıdır, sürü olmaktır. Allah bizden aklımızı sonuna kadar kullanmamızı istiyor. Aklımızı kullanmak için doğrunun, yanlışın, hakkın, batılın, güzelin, çirkinin ne olduğunu anlayıp hayatımızı Allah’ın “güzel” dediği, “hak” dediği gibi yaşamaya çalışmamız lazım. Öyle ki kazanabilelim, aklımızı kullanmış olabilelim. İster peygamber çocuğu olsun, ister şeyh veya veli çocuğu olsun ya da birinin evladı, eşi Allah dostu olsun bu fark etmez, o kim olursa olsun Allah birini huzuruna aldığında tek başınadır. O zaman hiç kimse kendini kandırıp; “işte ben falan peygamberin ümmetiyim, onun için ben üstünüm, ben kurtulurum, benim peygamberim, benim hocam, benim şeyhim bana şefaat eder” dememelidir; çünkü Allah herkesten kulluk istiyor, âbdiyet istiyor, Hz. İnsan olmasını istiyor. Allah’ın huzurunda hiç kimse kimseye yardım edemez; çünkü yardım, şefaat buradadır. Bu yüzden Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, Hz. Fatıma (r.a.)’a; “kızım Fatıma! ‘Babam peygamberdir’ diye bana güvenmeyesin. Nefsini Allah’ın kudret elinden satın al. Yarın Kıyamet günü ben de sana yardım edemem, bunu böyle bilmiş olasın”(Müslim, İman 89, Hadis No: 351) buyurmuştur. İsterseniz, nefsi Allah’ın kudret elinden satın almanın ne olduğunu kısaca izah edeyim; Allah maliktir; mülkün sahibidir ve hiç
Sayfa 139·Kitabı okuyor