Emre Özen, bir alıntı ekledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Portuganın Hayranlığı!
"Tanrım! Hiç bu kadar sevgiye susamış bir küçük yürek görmedim..."

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 158 - Portuga)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 158 - Portuga)
Emre Özen, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Tanrım! Bir çocuk nasıl olur da büyük insanların sorunlarını böylesine anlayıp benimseyebilir? Bunu hiç görmedim!"

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 144 - Portuga)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 144 - Portuga)
@kitapkokuluhatun, bir alıntı ekledi.
13 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yaz geçiyor sen gelmiyorsun. Belki bir gün geleceksin ama o kadar geç gelmiş olacaksın ki seni gördüm mü görmedim mi, doğru dürüst anlayamadan kalkıp geri gideceksin. Benim için tahammül edilmez bir devir daha başlayacak. Üstelik o devir kimbilir ne kadar uzun sürecek. Hayatımızın hiç düşünmeden feda edebileceğimiz seneleri o kadar çok mu? Ömrümüzü hep böyle birbirimizden uzak mı geçireceğiz? Sen belki yine bu kadere boyun eğmenin de güzel bir şey olduğunu söyleyeceksin. Ne lüzum var bu tür avunmalara. Bir arada olsak daha iyi değil mi?(

Yalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli KanıkYalnız Seni Arıyorum, Orhan Veli Kanık
Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
Dün 05:40 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Hoca'nın tasarladığı, uzun bir süre kurulup ayarlanmadan namaz saatlerini gösrerecek bir saat yapma düşüncesinin benim ergenlik hayallerimden biri olduğunu sanırdım, yanılmışım. Hâlâ gerçekleştirilmemesine şaştığım bu tasarıyla çok ilgilenen çıktı; birisi de Japonların böyle bir kol saati yaptıklarını söyledi, ama görmedim.

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 150 - Sonsöz)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 150 - Sonsöz)
Namütenâhi, bir alıntı ekledi.
 Dün 02:23 · Kitabı okuyor

YUSUF SURESİ/16-17-18
16.Onlar yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler.
17.Dediler ki :"Ey babamız! Hakikaten biz yarış yapmak üzere gitmiş, Yusuf'u da eşyamızın yanına bırakmıştık ; (bir de gördük ki) onu kurt yemiş.Ama (biliyoruz ki) doğru söylesek de sen bize inanmazsın!"
18.Bir de gömleğinin üzerinde sahte bir kan lekesi getirdiler.(Yakup:) "Hayır!" dedi, "Nefisleriniz sizi aldatıp (böyle kötü) bir işe sürükledi.(Yakup gömleği yüzüne gözüne sürüp "Bugüne kadar bu kurt gibi ağırbaşlı yumuşak huylu bir kurt görmedim.Oğlumu yemiş de sırtındaki gömleği yırtmamış." diye söylendi.) Artık bana düşen umutla güzel bir sabırdır. (Bu)Anlattıklarınız üzerine, yardımı istenecek ancak Allah'tır."
(Sabr-ı cemil, insanlara şikayette bulunmaksızın gösterilen sabırdır.)

Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli (Sayfa 236)Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli (Sayfa 236)

Ruh eşim gerçekten ruh galiba ...
Kendilerini heçç görmedim......

Erdoğan Koştan, bir alıntı ekledi.
Dün 00:02 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Uhud Savaşı 2. Bölüm
Talha iki ordunun tam ortasında durdu, meydanda ölüm sessizliği vardı. Dört bine yakın insan sus pus olmuştu. Mekkeli kadınların çaldığı tefler de susmuştu. Sanki tabiat susmuştu.

Talha'nın kılıcını çekerken ses meydanda yankılandı.
"Muhammed diyormuş ki eğer Allah yolunda savaşıp ölürseniz cennete gidersiniz. Kılıcımın acısını tadıp cennete gitmek isteyen var mı aranızda? Hemen onu Allah'ına kavuşturayım."

Halid Amr'a baktı.
"Kim çıkar sence?"
"Hamza."
Karşı cephede Ali ileri çıktı.

"Allah yolunda ölmek ne kutsaldır! ama ben kılıcımın acısını sana tattırıp seni cehenneme yollamaya geliyorum."

Ali'nin bu çıkışı Müslümanları galeyana getirmiş ve meydanda tekbirler inlemeye başlamıştı. Halid, Ali'nin hareketlerini dikkatle izlemeye başladı.

"Normal bir eşleşme değil, Talha'nın yapısı zayıf."
"Ama iyi kılıç kullanıyor."
Ali de kılıcını çekti. Bu çok değişik bir kılıçtı.
Halid:
"O nasıl bir kılıç. Daha önce böyle bir kılıç görmedim ben."
"Bedir'de de değişik bir kılıç kullanmış, budur herhalde."

Müslümanlar tekbir getirmeyi kesmişlerdi. Ali ve Talha karşı karşıya geldiler. Meydan yine sus pus olmuştu. Dikkatler meydandaki iki kişiye çekilmişti. İlk hamleyi Talha yaptı. Ali son derece sakin karşıladı. Bu kes Ali üst üste darbeler vurdu ve Talha'nın dengesini bozdu. Talha sendelemeye başladı. Ali, Talha'ya biraz ağır gelmişti. Talha son bir hamleyle kendini kurtardı; ancak tekrar üzerine davranacakken nereden, nasıl geldiğini anlamadığı bir darbeyle boynunda çok şiddetli bir acı hissetti. Gözleri donmuştu, korkuyla elini boynuna götürdü ve akan kanın şiddetini hissetti. Bu ölüm anlamına geliyordu. Ali acı çekmeden ölmesi için kılıcını aynı bölgeye tekrar vurdu.

Talha'nın kafası yarıya kadar vücudundan ayrılmıştı. Halid'in gözleri, Ali'nin ilk vuruşundaki hızının etkisiyle yerinden fırlamıştı. Talha'nın yere düşen cesedinin farkında bile değildi. Kendine geldiği zaman Talha'nın yerde hırıltılarla can verdiğini gördü. Artık meydandaki hırıltı sesi de Müslümanların tekbir getirmesiyle duyulmuyordu. Ali peş peşe darbeler vururken başlığının bir bağı açılmıştı, onu da bağlayarak tekrar saflarına doğru yürüdü. Halid böylesi bir dövüşün ardından zerre kadar kibir göstermeyem Ali'ye tedirgin tedirgin bakakaldı. Amr gözlerini kısarak Halid'e baktı.

"Onu gördün mü Halid"
Halid'in donuk bakışı değişmedi, sadece kafasını sağa sola salladı.
"Yazık oldu Talha'ya."

Sonra da az gerisinde durmakta olan Dirar'a baktı' o da eliyle yüzünü kapamıştı. En iyi dostları çok acı şekilde öldürülmüştü. Halid ağlamaklı oldu, Talha'nın bu kadar kolay öleceğini tahmin etmiyordu. Halid' Talha'nın ailesinin olduğu bölgeye yüzünü döndü. Az önce Talha'nın sancağı verdiği kardeşi Osman ağlamaklı bir vaziyette sancağı yanındakilerden birisine bıraktı ve Ali'nin peşinden koşmaya başladı. Ali'nin zırhını bağlamakta olduğunu gören Hamza ileri atıldı. Ali de ardından birinin geldiğini hissetmişti; ama Hamza'nın müdahale edeceğini gördüğü için ardına bile bakmadan yerine dönmeye devam etti. Hamza, Ali'nin yanından fişek gibi geçti. Osman bir yandan ağlıyor, bir yandan da kılıcını çıkarmış iki eliyle bilinçsizce havada tutuyordu. O şekilde uzunca koştuğundan nefesini ayarlayamamış ve aralarında iki üç adım kala bitkin düşmüştü. Kılıcını can havliyle indirecekti ki Hamza ilerlemiş yaşına rağmen daha çevik davrandı ve tek darbeyle karnında bir yarık açtı. Osman'ın kılıcı havada kalmıştı. Öylece elinde tutuyor, bir yandan da ağlıyordu. Hamza da Ali'nin yaptığı gibi boynuna ölümcül vuruşu yaptı. Halid atının dizginlerini sıktı burnundan soluyordu.

"En azından acı çekmeden ölmelerini sağlıyorlar."
Amr'ın da ruh hali Halid'den farksızdı
"Ebu Süfyan müdahale etmeli artık."

Halid, Ebu Süfyan'a bakacağı sırada meydanda birinin daha ilerlediğini gördü.
Talha'nın küçük oğlu Müsavi önce babasının, sonra amcasının ölümlerini görmüştü. İçindeki acı ona cesaret vermiş ve koşarak meydana atılmıştı. Meydanda bağırarak koşarken nereden geldiği anlaşılamayan bir ok tam göğsüne isabet etti. Müsavi de sendeleyerek yere yığıldı. Genç adam küfürler ederek can veriyordu. Müslümanlar tekbir getiriyor, meydan Allahuekber sesleriyle inliyordu. Mekkeliler ise çok kısa bir zamanda üç ölü vermiş olmanın moral bozukluğunu yaşıyordu. Her Mekkelinin kafasında aynı fikir belirdi. Birazdan üç arkadaşlarını öldüren adamlarla dövüşeceklerdi. Yerde yatan cansız bedenlere baktıkça birazdan olanların onların da başına gelebileceğini düşündüler...

Kılıç : Halid Bin Velid, Ömer Murat Demirtaş (Sayfa 150)Kılıç : Halid Bin Velid, Ömer Murat Demirtaş (Sayfa 150)

Bir turna olsam, yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıra dağlarıma
Komşunun kızı, çoban yıldızı
Yaz bahçeleri yeşil, mor, kırmızı
Ah şişede lâl, hem de ay hilâl
Bir daha da görmedim öyle yazı...
https://www.youtube.com/watch?v=Xmp6_EuXY-4

Yr beni ağlatır merhameti yok
Öldüren bir zehir hiç adalet yok
Ben nasıl sevdim ah nasıl yandım
Kahroldum derdimden haberin yok
Anladım yokluğun en acı gerçek
lslanır gözlerim zormuydu sevmek
Hasretim sendin özlemim sendin
Ben sevdim sen buna değermiydin . .
Görmedim sen gibi bir hain asla
Aldatan kandıran hep bir yalanla
Yar beni sevmez yar bana gelmez
Gelsen de ben öldüm fayda etmez