Ülkede herkes cinnet geçirmiş durumda. En ufak bir tartışmanın bedelini canınla ödüyorsun resmen. Herkes birilerini vuruyor, asıyor, kesiyor… Öldürüyor… İnsan canının o kadar ucuz olduğu bir dönemden geçiyoruz ki, ben daha önce böyle bir dönem görmedim. İnsan izlerken, okurken nefesi yoruluyor… Herkes çok sinirli. Herkes çok mutsuz. Herkes sanki kaybedecek bir şeyi yokmuş gibi pimi çekilmiş bomba gibi dışarda. Sana fiziken zarar vermeyi göze alamayan da diliyle yapıyor bunu. Patavatsızlığıyla, hakaretiyle, hasetliğiyle, bakışlarıyla Karamsar bir tablo çizmek değil niyetim. Ama görünen köy klavuz istemiyor. Eve hiçbir zarar görmeden gelmek gerçekten büyük nimet. Kazanan sensin. Allah cidden bize akıl fikir, sakinlik versin.
Emre fel -merhabalar
youtu.be/oGR8Zjhgj3o?si=... O sabah hastaneye gidiyordum, bir gün öncesi çok ama çok sevdiğim bir erkek arkadaşım benimle bu şarkıyı paylaşmıştı. Onu bir daha hiç görmedim. Umarım hayatı kendine zehredenlerden olmamıştır. Çünkü o benim için çok önemli biri.
Müzik
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Kötü olduğumda ortadan kaybolan insanların, ben iyiyken ‘nasılsın?’ diye sorması kadar iki yüzlü bir şey görmedim.”
Onu ilk gördüğüm günü hatırlıyorum. Hep bu koltukta otururdu. Aylar böyle sürüp gitti. Her gün gelen isimsiz gülleri hep o gönderirmiş. Artık ona iyice alışmıştım. Sahneye çıkar çıkmaz gözlerim onu arardı. Sonra birgün gül gelmedi, o da gelmedi. Ertesi gün ve daha ertesi gün gene yoktu. Sonraki gün güller geldi ama o gelmedi. Ona öylesine alışmıştım ki dayanamadım soruşturdum. Aylarca gelip giden sessiz ve sıcak bakışlı adamım kimdi? İki gun sonra öğrendim hastanedeymiş. sırtından üç kurşunla vurmuşlar. Kimliğini öğrenince şaşırdım, meğer bizim sessiz ve sıcak bakışlı adamımız İstanbul'un gayrı meşru bütün işlerini çeviren büyük Fırat'mış. Hastaneye ziyaretine gittim. Sevinçten gözleri doldu. Günler sonra uslu bir çocuk çekingenliğiyle oyuna geldi. Kendisini aradığım için çok mutlu olmuş, teşekkür etti. Ben onun hayatında devamlı kanayan kırmızı bir gülmüşüm.Konuşurken utanıyor, yüzü kızarıyordu. Hiç güldüğünü görmedim. Sanki yüzünde geçmişin bütün kederlerini taşıyordu. Günler geçtikçe onsuz edememeye başladım. O benim için vazgeçilmez, uzağında yaşanılmaz bir hale geliyordu. Bir gün beni anasına götürdü. Anası çok sevdi beni. Boynuma sarılıp ağladı. "Yavrum bu deli herife sahip çık, onu kurtarırsan sen kurtarırsın" dedi.Her an ölümün eşiğinde bir adamdı. Belinde silahı, her an vuruşmaya hazır, ölüme hazır yaşıyordu. Yaşadığı hayat onu her an benden alıp götürebilirdi. Onu kurtarmak, onu yaşatmak zorundaydım. Benim hüzünlü ve kederli sevgilim ölmemeliydi. Su testisi su yolunda kırılmamalıydı. Kollarının sıcağında bir ömrü beraber bitirmeliydim.Kırları, tahta masalı kahveleri severdi. Ömrü hapislerde geçmiş, insanların hep kötü yanlarını görmüş. Bazen ona çocuk masalları anlatırdım. Gözlerini benden ayırmaz, sessiz, uslu, saatlerce dinlerdi. Bir gün bana "Senin
Aşk
"..bu kadar büyük bir sevgisi olan kadın görmedim... Beni korkutuyor. Korkuyorum ve utanıyorum." Gazap Üzümleri
Alıntı
Elmada çok kurt gördüm ama limonda hiç görmedim. Bazen insanlara karşı çok tatlı olmamak lazım!! Konunun elma ve limonla hiç alakası yok...🍏🍋