Bir masa dört bardak, fakat üç kardeşler, üç kardeş dört sandalye, bu hep böyle devam etti, suskundular, ortak bir çığlık, sessizlik bağırır mıydı, kulağım halen sağır o sessizlik karşısında, üç kardeş birini yitirmişler, zamanla geçer diyemedim çünkü geçmemişti, dört kardeş ölü bir beden, üç yaşasın biri ölsün diye yok olmuştu üstelik açlıktan değildi, yahut hastalıktan da ölmemişti, bir sabah dağ doruğunda bir ev, yedim ve öksüz kardeşler, en küçükleri idi ölen, karıştırmışlar memleketimi, ötekileştirilmişlerdi dilimi, dinimi, en hızlıları bendim haber verdim üç kardeşime, küçüğüm bana bir şey yapmazlar dedim, evin altında ki ambar da saklandılar. Bir şey deseler bu dağ kenarında yazları çobanlık yaptım derim, üç kardeş-diler birini öldürdüler. Küçük çocuk konuşacağını zannetti, tek bir kelime etmeden öldürdüler, çocuğun bedeni silahları kadardı, o beden çayıra tüy gibi düştü yaprak dahi kıpırdamadı. Dışarıya çıktım gökyüzü ne kadar güzel, koşuyorum daha hızlı, arkamda koşan bir yığın adam, beni yenemezler hepsinden hızlıyım benim küçük ayaklarım var ama kimse beni geçemez. Üç kardeş birini elinden almışlar on üç kurşunla sırtından vurarak, onların canavarı insanlardı en büyük korkuları da. Yenemediler diye beni öldürdüler, ışık görmedim, halen karanlıktayım öğrendim tek şey on üç sayı, öldürdüler beni, canım yandı, gökyüzünde bulutlar üstünde koşmuyorum böyle yapıp, vicdanlarınızı rahatlatamazsınız o şimdi cennete diye. Üç kardeştiler birini hepimiz öldürdük susarak, görmeyerek. Neek
Duygu ve Düşünce
Elmada çok kurt gördüm ama limonda hiç görmedim. İnsanlarla iletişimde de böyle, bazen çok tatlı olmamak lazım.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Sobaya Bırakılan Çocukluk”
Yıllar önceydi… Sanırım yedi yaşındaydım. Annemi kaybedeli daha bir yıl olmuştu. O yaştaki bir çocuk için ölüm tam anlaşılmıyor belki ama yokluk insanın içine çok erken yerleşiyor.Herkes yaşamaya devam ediyordu ama benim içimde hayat durmuş gibiydi. Uzun zamandır yüzüm gülmüyordu. Sessizdim. İçime kapanıktım. Sanki çocukluğum annemin mezarına bırakılmıştı. Sonra halam Almanya’dan bana ve kız kardeşlerime oyuncak bebekler getirdi. Herkes için sıradan bir hediyeydi belki ama benim için değildi. O bebeği ilk gördüğüm anı hala hatırlıyorum. Küçücük kalbimde uzun zamandır ilk kez bir şey kıpırdamıştı. İlk kez gerçekten sevinmiştim. İlk kez yüzüm istemsizce gülmüştü. Onu sadece oyuncak gibi görmedim. Saçlarını taradım, yanımda yatırdım, onunla konuştum. Geceleri sarılarak uyudum. Çünkü insan bazen kaybettiği sevgiyi bir oyuncağın sessizliğinde arıyor. Belki annemin yokluğunu dolduramazdı ama içimdeki o karanlık boşlukta küçücük bir ışık olmuştu. Sonra bir gün… üvey annem o bebeği elimden aldı. Çocuk aklımla geri verir sanmıştım. Ama sobanın kapağını açtı… ve onu ateşin içine attı. Hala unutamıyorum. Eriyen plastiğin kokusu hala burnumda bazen. O an nasıl bağırdığımı, nasıl ağladığımı, küçücük ellerimle hiçbir şeyi kurtaramayışımı… Kimse beni duymadı. Kimse o gün içimde neyin öldüğünü görmedi. Bir çocuk için bazı eşyalar sadece eşya değildir. O bebek benim ilk sevincimdi. Annem öldükten sonra yeniden gülmeyi hatırlatan ilk şeydi. Ve onu gözlerimin önünde yaktılar. Sanırım o gün şunu öğrendim: İnsan bazen en sevdiği şeyleri koruyamaz. Bazen küçücük bir çocuğun elinden sadece oyuncağı alınmaz… yaşama tutunmaya çalışan son umudu da çekilip alınır. Şimdi yetişkin bir kadınım. Evimde bir sürü bebeğim var. İnsanlar belki koleksiyon sanıyor. Ama bilmiyorlar… Ben aslında
Benim çocukluğumundan beri siyasi partilerden alakasız bazı zenginler vardı ve bunlar nasıl batmazlardı, iflas etmezlerdi ve sürekli zengindiler diye merak ederdim. Hâlâ daha merak ediyorum böyle tipleri. Aksine bir yeri denetlerken, çalışırkende görmedim böylelerini. Ha bu zamanda ne bileyim kara para aklama, sanal para, borsa da parayla oynama vs. varda ben çocukken bu zenginlerde ne vardı? Müteahhit desem eh belki bir de öyleleri var misal babam çocukken bizi alıp dondurma yemeye götürse orada da varlar. Sahile yüzmeye gitsek ordalar, Allah nasip etse ve imkan el verse sapasağlam sıfır delilsiz olarak uzaya çıkıp kendimizi boşluğa bıraksak yine denk gelecekler. Bu zenginler kimler lan..m
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu kesmemeye Laleli'den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor Bütün kara parçalarında Afrika dahil Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma Yatakta yatmayı bildiğin kadar Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor Bütün kara parçaları için Afrika dahil Senin bir havan var beni asıl saran o Onunla daha bir değere biniyor soluk almak Sabahları acıktığı için haklı Gününü kazanıp kurtardı diye güzel Birçok çiçek adları gibi güzel En tanınmış kırmızılarla açan Bütün kara parçalarında Afrika dahil Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
Baban giderse (GÜLAYDINLAR DOSTLAR
Ben de babasız büyüdüm, 6 aylıkken kaybettim hiç görmedim yani,,,,,,siz değerli 1 K ailesinin bu özel gününü dualarımla kutluyorum saygılarımla,sınava girecekler kardeşler zamanında gelin ,giriş belgesi ,kimlik vs unutmayın,sakin olun...İnsana ancak çalıştığının karşılığını vardır.