• Herkesin, asla göremeyeceği hâlde görmek istediği kayıp bir yüzü vardır.
    Hasan Ali Toptaş
    Sayfa 114 - Everest yayınları
  • Ve insan yalnız kalmıştı.
    Hüznün derinliklerinde yüzüyordu.
    Etrafındaki tüm hayvanlar ona yaklaştı ve şöyle dediler:
    ‘Seni bu kadar üzgün görmek istemiyoruz, ne dilersen dile, senin için gerçekleştirelim.’
    İnsan dedi ki; 'Daha iyi görmek istiyorum.’
    Akbaba dedi ki; 'Görüşüm senin olsun, al.
    İnsan dedi ki; 'Daha güçlü olmak istiyorum.’
    Jaguar cevapladı; 'Benim kadar güçlü olacaksın.’
    Sonra insan dedi ki; 'Yeryüzünün sırlarını öğrenmek istiyorum.’
    Yılan dedi ki; 'Hepsini sana ben göstereceğim.’
    Böylece, insan hayvanlardan aldığı bütün özelliklerle beraber gitti.
    Onun ardından baykuş, geride kalan hayvanlara dönerek şöyle dedi:
    'Artık insan daha çok şey biliyor ve daha çok şey yapabilir.
    Artık ondan korkmaya başladım.’
    Geyik şöyle cevapladı onu;
    'İnsan, ne istediyse aldı. Artık üzüntüsü bitecek.
    Ancak baykuş böyle düşünmüyordu: 
    'İnsanda hiçbir zaman dolduramayacağı bir boşluk gördüm.
    Onu üzen ve devamlı istemesine sebep olan şey işte bu boşluk.
    O almaya devam edecek. Ta ki yeryüzü ona şöyle diyene dek;
    “Artık bende sana verecek hiçbir şey kalmadı.”
  • Bir insanin özü ancak onu kaybettiğimizi görmek zorunda kaldığımızda, o insan bir veda sürecine girdiğinde ortaya çıkarmış. Bu süreçte sözkonusu kişi birdenbire, kendisi için artık yalnızca nihai ölümüne hazırlık anlamına gelen her şeyde kendi gerçeği yönünden tanınır hale gelirmiş.
  • Tatli bir uykuda gibiyim onu severken.Uyandigimda,yalnizca onu gormek istiyorum.Ona dogru yuruyorum, yasim daha yirmilerde ustelik.Bir askin en saf oldugu hallerde...
  • Sevdiğin kişiye olumsuz eleştirilerini rahatça söylüyor, olumlu şeylere gelince “Sen içimi biliyorsun” diyorsun. Belki sadece bilmek değil duymak istiyor, takdir edilmek, görmek istiyor.
  • Her cemal (güzellik) ve kemal (mükemmellik) sahibi, kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek ister. (Sözler)
  • Anı yaşamak, hazzı iliklerinde hissetmek varken neden duraklamıştı? Buna Fuat’ın tutukluğu sebep olmuştu. Birazdan Mine’de ipler kopabilirdi. Keşfetmeye çalıştığı Fuat'ın kabarıklığı onu oldukça etkilemişti. Kumaşın altındaki sola doğru yerleşmiş, kavramakta zorlanacağı kadar kalın bu silahı bırakmak istemiyordu. O sırada Fuat elini Mine’nin göğüslerine, oradan göğüs dekoltesinin içine sokmaya başlamıştı. Dokunmakla daha da kabaran göğüs uçlarını kıyafetini esneterek görmek ve öpmek istiyordu. Mine keşfetmekten ve keşfedilmekten büyük haz alırken acele etmek istemiyordu. Fuat Mine’nin bir göğsünün ucunu dekoltesinden çıkaracakken, Mine eliyle Fuat’ın başını aşağıya iki göğsünün birleştiği noktaya gömdürdü. Kendini koklamasını, teninin yumuşaklığını, iki memesinin dolgunluğunu hissetmesi sağladı. Pamuk gibi yumuşak ve beyaz göğüs dekoltesine, köprücük kemiğine, boynuna küçük öpücükler konduruyordu. En son omzuna bir öpücük kondurduktan sonra tekrar öpüşmeye başladılar. Birbirlerinin yüzüne, boynuna, omuzlarına yumuşak hareketlerle dokunuyorlardı. Fuat tekrar Minenin elini kabarıklığına dokundurdu, sanki daha da sertleşmişti ya da dokunmadığı birkaç dakikada Mine’ye öyle gelmişti. Çok merak ediyordu. Pantolonun altından hissedebildiği kadarıyla oldukça büyük ve kalın bir şeyle karşılaşacağını düşünüyordu. Çünkü Mine için büyüklük kendi egosunu tatmin etmesi için çok önemliydi. Önemli olan her ne kadar işlevi olsa da hem uzun süre ayakta kalabilecek hem de iri gözünü tatmin edebileceği resmen âşık olabileceği bir erkeklik istiyordu idealindeki adamda. Bu yüzden de çok merak ediyordu. Bir erkeğe âşık olabilmesi için onun erkekliğini sevmesi, ona zevk vermesi ve iktidarını benimsetmesi gerekiyordu.