Felsefe ve siyasi yazılar' a
10/10
·115 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 01:12
Bu kitap, Einstein'ın fizik dehasından çok insan tarafını tanımak isteyenler için yazılmış bir metin. Sayfaları ilerledikçe karşınıza formüller değil, savaş, özgürlük, din, eğitim, bilim ve insanlık üzerine düşünen bir zihin çıkıyor. En etkileyici yanı ise kesin cevaplar vermekten çok okuru düşünmeye zorlaması. Einstein'ın birçok konuda kendi fikirlerini sorgulayabilen biri olduğunu görmek, onu yalnızca büyük bir bilim insanı değil, aynı zamanda güçlü bir entelektüel olarak da gösteriyor. Kitabı okurken her düşüncesine katılmak zorunda değilsiniz, katılamayabilirsiniz de. Hatta bazı görüşleri bugün bile tartışmaya açık. Fakat tam da bu yüzden değerli. Çünkü iyi kitaplar, okurların inançlarını doğrulayan değil, onları sınayan kitaplardır. Benim Gözümden Dünya da bunu başarıyor. Bu kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey Einstein'ın zekasından çok düşünme biçimi oldu. O dünyaya cevap vermeye çalışan biri değil, önce doğru soruları sormaya çalışan biri. Belki de onu sıra dışı yapan asıl özellik buydu kim bilir.
Benim Gözümden DünyaAlbert Einstein · Alfa Yayıncılık · 20201,783 okunma
4/10
·592 syf.··
2026 11. kitabı
Benim için tamamen çerezlik bir kitaptı. Boş bir zamanda kafa dağıtmak, biraz eğlenmek ve vakit geçirmek isteyenler için uygun olabilir. Kitap sürüklüyor mu? Evet, sürüklüyor. Bu yüzden okuması zor bir kitap değildi. Ancak bunun dışında bana çok fazla şey sunamadı. Öncelikle 595 sayfalık bir roman olacak kadar güçlü bir konuya sahip olduğunu düşünmüyorum. Hikâye rahatlıkla daha kısa tutulabilirmiş. Özellikle bazı olayların ve karakterlerin yaşadığı ayrılık sürecinin gereğinden fazla uzatıldığını hissettim. Hatta bazı bölümler bana tamamen kitabın sayfa sayısını artırmak için eklenmiş gibi geldi. Bu kadar uzun olmasına rağmen olay örgüsünde derinleşen veya kitaba farklı bir boyut kazandıran bir şey göremedim. Erkek karaktere ise daha ilk sayfalardan itibaren nefret ettim. Sürekli kadınların fiziksel özellikleri hakkında konuşması, kalça ve göğüs gibi detayları ön plana çıkarması beni oldukça rahatsız etti. Kadınları bir birey olarak görmek yerine dış görünüşleri üzerinden değerlendiren tavrı hiç hoşuma gitmedi. Cinsel anlamda. Bu yüzden gözümde klasik "playboy erkek" kalıbından öteye geçemedi. Zaten karakterin genel yapısı da "ben kötü çocuğum, kimseye bağlanmam, istediğimi yaparım" tarzında yazılmıştı. İnsanları kullanıp atan, ilişkileri ciddiye almayan bir karakterken ilerleyen sayfalarda bir kadına âşık olup değişmeye başlıyor. Ancak bu dönüşüm bana hiç özgün gelmedi çünkü romantik kitaplarda artık defalarca gördüğümüz klişelerden biri. Kadın karakter ise kilosu ve görünüşü konusunda özgüven problemleri yaşayan bir karakterdi. Onun kendini kabul etme sürecini okumak yer yer hoşuma gitti. Kitapta en sevdiğim noktalardan biri de buydu. Fakat hikâyenin genelinde yaşanan ayrılık ve barışma süreçleri bana oldukça yapay geldi. Özellikle ayrılığın bu kadar uzatılması
Yüksek UçuşLiz Tomforde · Ren Kitap · 2024776 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
*SP*
Puan vermedi·304 syf.··
2026 7. kitabı
Bir babanın evlatları için nelere katlanabileceğini, evlatların da nasıl acımasız ve kalpsiz olabileceğini anlatan sağlam bir romandır kendisi. Yazarın kaleminin ne kadar iyi olduğunu kanıtlayan, insanı üzen, kızdıran ve duygulandıran bir kitap. Okurken gözyaşlarımı tutamadığım nadir kitaplardan biridir gorıot baba olayları tüm şeffaflığıyla anlatan bu kitapta gorıot babanın sefil hayatını ve kızları için verdiği mücadeleyi okuyoruz. Hayatının son anlarını sefalet içinde geçiren gorıot babanın ise tek istediği kızlarının mutlu ve refah içinde olmasıdır. Son anlarında onları yanında görmek ister ama nafile. Şimdiden sinirlerinizi hazirlayın çünkü kitabı okurken bol bol yerlerinden oynayacaklar iyi okumalar.. NOT* kitap moralimi çok bozdu. En sevdiğim yazarlardan olan yazarımız betimlemeleri kadar iyi yapıyor ki, karakterimizin odasındaki en ufak detaya, yürürken çıkarıldığı ayak seslerine kadar canlandı gözümde. Betimleme bu denli iyi olduğu için karakterin çektiği acıları da bir o kadar iyi hissettim.
Edebiyat
Goriot BabaHonore de Balzac · Can Yayınları · 201718,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
Sizi bugün harika bir fincan kahvenin izinde dünya turuna çıkarmak istiyorum.Bir kahve tiryakisi olarak @mayakitap tan çıkan bu kitabı görür görmez tabiki "hemen okumalıyım" dedim. Üstelik bitirdiğimde,kahve hakkında aslında ne kadar az şey bildiğim gerçeğiyle de tatlı bir yüzleşme yaşadım Yazarın hiç öyle süslü,edebi bir kaygısı olmamış,sadece kahvenin peşinden koşmuş. Şaka değil; 1988'de Kenya'da içtiği bir fincan kahveyle, önünde 32 bin kilometrelik bir dünya turu olduğunu bilmeden düşüyor yollara... Hikaye tadında,başından geçenleri aktarırken başrolü hep kahveye vermiş.Kendisi de tam bir kahve tutkunu olduğu için, o tutku sayfaları çevirirken size de birebir geçiyor. Etiyopya’dan Yemen’e, Paris’ten Osmanlı’ya uzanan kitapta; değişik demleme ve servis teknikleri, kültürlerin kahveyle tanışma hikayeleri var.Yazar bizim kültürümüze de bolca yer vermiş. Hatta kitapta öyle bir anekdot var ki: "Erkekler eşlerine kahve vermez ya da ihmal ederse, Türkler için bu bir boşanma sebebidir." Daha önce hiç duymadığım öyle çok şey öğrendim ki... Mesela keçilerinin kahve yiyip hoplamasını fark eden çoban Kaldi efsanesi çok keyifliydi Avrupa’ya yayılması ise tam bir tarihin cilvesi; Osmanlı 1683 Viyana Kuşatması'ndan çekilirken arkasında 500 çuval kahve bırakıyor ve akıllı bir Polonyalı tacir bunlarla ilk kahvehaneyi açıyor.Maymunlarla ilgili kısım gerçekten çok ilginçti 1901 Japonyada suda çözünen kahvenin bulunmasını ve bugün kahvenin petrolden sonra dünyada en çok ticareti yapılan ürün haline gelişini okumak bakış açımı değiştirdi. Uzun lafın kısası; mizah yönü baskın, son derece içten bir kitap okudum.Her gün severek tükettiğim bu içeceğin dünyayı nasıl şekillendirdiğini görmek harikaydı
Kahvenin HikayesiStewart Lee Allen · Maya Kitap · 2018112 okunma
Puan vermedi·
"Sözüm ona modern çağda sevmekkk... Sevmek ne uzun ve zor kelime aslında haddini, edebini bilene tabi eskiler ne güzel demiş Edeb ya hû!!! İnsanların sevgi adı altında birbirlerinin arkasından işler çevirmesinden, samimiyetsizce gülümsemelerinden, kadınların da erkeklerin de 'bir sürü seçeneğim var' diyerek önüne geleni takip edip, beğenip sonra sessizce ortadan kaybolmalarıyla dolu bir çağda sevmek... İlişkileri bir ego tatmini aracına dönüştürmelerinden, kendi bencilliklerini masum insanların verdiği değerle beslemelerinden yorulduğumuz bir zaman.. Ne kadar kötü seven, ne kadar eksik kalan, ne kadar emek vermekten kaçan insanlarla dolu bir çağ bu. İnsan; durup dinlemeye, gerçekten bakıp görmeye, hissetmeye bile zaman bulamıyor. Belki de zaman bulmak istemiyor. Çünkü hissetmek sorumluluk getiriyor, anlamak emek istiyor, kalmak cesaret gerektiriyor. Bu yazılan satırlar bile muhtemelen yalnızca bir beğeninin ardından sonsuz kelimeler arasında kaybolup gidecek. İşte hızın acımasızca tükettiği çağın gerçeği bu. Hayallerden, kalplerden ve insanlığın içindeki güzel parçalardan çalarak büyüyen bir çağ... Dürüstlüğün bu kadar nadir, sevmenin bu kadar ucuz ve yüzeysel hâle gelmesine üzülüyorum. Neden herkes birbirini öylesine deniyor? Neden kimse gerçekten kalmaya niyet etmiyor? Neden bir insanın kalbini tanımaya çalışmadan, onu yalnızca bir ihtimalmiş gibi tüketip geçiyor? Biriniz de sahici olun istiyor insan. Biriniz de cesaret gösterin. Eğer samimiyetiniz yoksa insanların hayatına dokunmayın. Eğer kalmaya niyetiniz yoksa umut vermeyin. Eğer sevmeye cesaretiniz yoksa yüreği güzel insanları yaralamayın çünkü sevmek farkındalık ister güç ister kum fırtınasında güneşe bakamayacaksan niye güneşi hep görmek istiyorum diyorsun ki ? Bazen şöyle demek geliyor içimden: Bu çağın
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,385 okunma
Küçük Ağaç Büyük Öğretiler
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:08
Forrest Carter’ın Küçük Ağacın Eğitimi adlı eseri, yalnızca bir çocuğun büyüme hikâyesini değil; sevginin, dürüstlüğün, emeğin ve doğayla uyum içinde yaşamanın önemini anlatan etkileyici bir romandır. Anne ve babasını kaybeden Küçük Ağaç, büyükannesi ve büyükbabasının yanında yeni bir hayata başlar. Onlar, küçük torunlarını sadece büyütmekle kalmaz; ona hayatı tanımayı, dürüst olmayı, çalışmanın değerini bilmeyi ve doğaya saygı duymayı da öğretirler. Büyükannesi ve büyükbabasının sevgi dolu yaklaşımları sayesinde Küçük Ağaç, doğayla iç içe yaşayan, iyi kalpli ve çalışkan bir çocuk olarak yetişir. Yaşadıkları zorluklar ayrılıklar hüzün verse de, ona kazandırdıkları değerler hayatının en kıymetli mirası olur. Kitap boyunca aile bağlarının, sevginin ve geleneklerin insan hayatındaki yerini görmek mümkündür. Anlatımındaki samimiyet ve doğa tasvirleri, okuyucuyu hikâyenin içine çekerken, insanın aslında mutlu olmak için çok şeye ihtiyaç duymadığını da hatırlatmaktadır. Benim çok severek okuduğum bu eser, hem duygusal yönü hem de verdiği hayat dersleriyle beni derinden etkiledi. Okuyucusuna yalnızca bir hikâye sunmakla kalmayan Küçük Ağacın Eğitimi, aynı zamanda insan olmanın, sevmenin ve hayata doğru değerlerle bakmanın önemini hissettiren unutulmaz bir kitaptır. Bu nedenle, her yaştan okuyucunun mutlaka okuması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,7bin okunma