" Benim beklediğim aşk başka!" dedi." "O,bütün mantıkların dışında, tarifi imkansız ve mahiyeti bilinmeyen bir şey. Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek,bütün ruhuyla,bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!"
"Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen sevgi değildir.
O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki,nerden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemeyiz."
Yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek,hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını,bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak... Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak...
Bir ruh,ancak bir benzerini bulduğu zaman ve bize,bizim aklımıza, hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden,meydana çıkıyordu... Biz ancak o zaman sahiden yaşamaya,- ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk. O zaman bütün tereddütler,hicaplar bir tarafa bırakılıyor,ruhlar birbirleriyle kucaklaşmak için, her şeyi çiğneyerek, birbirine koşuyordu.