Satan satana bu pazar başka pazar
Bu ne kalleş zamandır kime güveneceksin Tabib dertten yamandır kime güveneceksin Kimi özünü gizler Kimi sözünü gözler Kimi yüzünü gizler Kime güveneceksin Arak atan atana Kazık atan atan adam satan sana Kime güveneceksin Toprak sandım taş çıktı Dolu sandım boş çıktı can dedim kalleş çıktı kime güveneceksin Bütün değerler yitmiş Sevgi hoş görü bitmiş insanlık ölmüş gitmiş Kime güveneceksin Uzaktan ettim nazar bu pazar başka pazar Can cana kuyu kazar kime güveneceksin
Hissikalbelvuku
Hissikalbelvuku: Olacakları hissetme kabiliyeti, ön görü, yüksek tahmin gücü
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu hepimizin psikolojisi..Derlendi
Bir insan karşısın da, ondan daha bilgili bir insana denk gelince, hasetlenir, hazmedemez...Gerçeği idrak eder ama yine de karşısındaki kişi beğenmez...Bu hazım süreci zor bir süreçtir. Mesela ; mal, mülk paylaşım, adalet,hoş görü gibi kavramların, idrakı için, insana bir hazım süreci lazımdır... Bir sözle oldu bitti olmaz...Bazı insanın yaratılış duygularını kontrol edebilmesi için,bilgi dua ve sabır lazımdır.. Mesela kıskaçlık insanın elin de değildir...Kendi bu duygularla ömür boyu mücaadele eder veya boşlar, akışına bırakır...İşte bura da kişilerin niteliği ve takvası ortaya çıkıyor...ÖRNEK ; Sİyasetciler,toplum öncüleri gibi insanlar,popüler insanlar,konuşma dan önce kendini iyice bir göz den geçirmeli..Acaba konuşacaklarım, kutuplaştırma oluşturacak mı... ? Acaba ben nefsim den mi konuşacağım... ? Acaba ben konuşunca,insanların haset duygularını arttıracağım mı ? Ne kadar mutavaziyim ? ... gibi kendini gözden geçirip,duruşuna,bakışına,yüz ifadesine dikkat etmelidir...Ömür boyu mücaadele eder insan kendi iç çekişmeleriyle. Ya Törpüler, ya da Törpülenir.
1000Kitap
Mesela ; mal, mülk paylaşım, adalet,hoş görü gibi kavramların, idrakı için, insana bir hazım süreci lazımdır... Bir sözle oldu bitti olmaz.
Alıntı
Görü
Ne iyi olurdu, herkesin, ... Ben yalan söyleyebilirim, Ama sana değil... Bir, sen'i olsaydı.. Ne iyi. Şimdi herkesin bir sen'i var Yalan söylediği. Özdemir Asaf'
904- Kem Küm Yazılar- "Ne Demek Bu?"
-Ben dün akşam mühim bir karar verdim. -Neye? -Yaşamaya. -Bu, ne demek? Okuduğum kitapta geçen bir diyalog bu. "Bu, ne demek? " Burada durdum. Çünkü bu soru cümlesinde aklıma sen geldin ve ne zamandır sana yazmadığım.... Ben uzun zamandır senin için, sana yazmamıştım. Bu satırları okuyunca aklıma gelmemle birlikte sana yazma isteği de duydum. _Ne demek bu?_ Senin soru cümlen de, bu. Sana her ne desem, soru cümlesi kılığında cevaba bürünen o meşhur cümlen. Ağzımdan ne çıksa illaki bir de açıklama istemen... _Ne demek bu?_ Sanırım, ne anlatmak istediğimi, duygularımı, ne hissettiğimi somut olarak duymak, içindeki belirsizliği netleştiriyor. Ve bu kendini güvende hissetmeni sağlıyor. Bunu, bunun için yapıyorsun ve bir de beni daha iyi kontrol edip güvenliğimi sağlamak için. Hamimsin ya hani! Yüce Rabbim beni koruyup kollamak gibi bir sorumluluk vermiş bu dünyada sana:) İşin zor. Ama ben memnunum bu durumdan. Birincisi, yüküm hafifliyor. Beni düşünen biri varken bir de ben, kendimi düşünmekle uğraşıp bunun için vakit harcamamış oluyorum. İkincisi, sen bu görevi yerine getirirken mutlu oluyorsun. Seni mutlu görmek hoşuma gidiyor, beni de mutlu ediyor. Üçüncüsü, ve aslında en önemlisi: Senin bu davranışın ben de bir görü kazandırdı. Ben de soruyorum şimdi, karşımdaki insan bana soyut bir şey dediğinde, ne demek bu, ne demek istedin, diye... Benim neyi anladığımdan ziyade karşımdakinin ne demek istediğini anlamak sağlıklı iletişim kurma açısından iyi bir gösterge oldu. Ve böylelikle insanlar ile ilişkilerimde iyi-kötü, niyet kendini açık etmeye başladı.