-Ben dün akşam mühim bir karar verdim.
-Neye?
-Yaşamaya.
-Bu, ne demek?
Okuduğum kitapta geçen bir diyalog bu.
"Bu, ne demek? "
Burada durdum. Çünkü bu soru cümlesinde aklıma sen geldin ve ne zamandır sana yazmadığım....
Ben uzun zamandır senin için, sana yazmamıştım. Bu satırları okuyunca aklıma gelmemle birlikte sana yazma isteği de duydum.
_Ne demek bu?_
Senin soru cümlen de, bu. Sana her ne desem, soru cümlesi kılığında cevaba bürünen o meşhur cümlen. Ağzımdan ne çıksa illaki bir de açıklama istemen...
_Ne demek bu?_
Sanırım, ne anlatmak istediğimi, duygularımı, ne hissettiğimi somut olarak duymak, içindeki belirsizliği netleştiriyor. Ve bu kendini güvende hissetmeni sağlıyor. Bunu, bunun için yapıyorsun ve bir de beni daha iyi kontrol edip güvenliğimi sağlamak için. Hamimsin ya hani! Yüce Rabbim beni koruyup kollamak gibi bir sorumluluk vermiş bu dünyada sana:)
İşin zor. Ama ben memnunum bu durumdan.
Birincisi, yüküm hafifliyor. Beni düşünen biri varken bir de ben, kendimi düşünmekle uğraşıp bunun için vakit harcamamış oluyorum.
İkincisi, sen bu görevi yerine getirirken mutlu oluyorsun. Seni mutlu görmek hoşuma gidiyor, beni de mutlu ediyor.
Üçüncüsü, ve aslında en önemlisi:
Senin bu davranışın ben de bir görü kazandırdı. Ben de soruyorum şimdi, karşımdaki insan bana soyut bir şey dediğinde, ne demek bu, ne demek istedin, diye...
Benim neyi anladığımdan ziyade karşımdakinin ne demek istediğini anlamak sağlıklı iletişim kurma açısından iyi bir gösterge oldu. Ve böylelikle insanlar ile ilişkilerimde iyi-kötü, niyet kendini açık etmeye başladı.