Ruhumuza tutkuyla pençe atan çetin bir duygudur haset; sahip olunmayan –ya da sahip olunmadığı sanılan (güzellik, başarı, zenginlik, ilişki vb.)– bir özelliğin bir başkasında görü­ lüp tutkulu bir şekilde arzu edilmesidir. Haset, “Onda var, ben­ de neden yok?” düşüncesini uyandırır. Bu düşünce eziklik, ek­siklik, küçük düşmüşlük duygularını harekete geçirir. Bu kıyas­lamaya (bilerek ya da bilmeyerek) neden olan kişiye karşı nef­ret, öfke duygularını kabartır. Bu can yakıcı duyguların itekle­diği ilkel davranışlar, genelde haset duyulan kişiyi ortadan kal­dırmak ya da ona zarar vermek, acı çektirmek gibi saldırganlık barındıran içgüdüsel dürtülerden kaynaklanır. Hasetin keskin acısını yaşamaktansa, buna sebep olan kişiyi ortadan kaldırma isteği en ilkel dürtülerden biridir.
Parapsikoloji deneylerinde istatistiki yöntemi ilk kez uygulayan dr. richet, oyun kâğıtlarını yarı-saydam zarflara koyarak hipnoz altındaki süjelerden bu kartları duru görü ile görmelerini istiyordu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Leibniz, bu esnada, eskiden bu kadar net bir şekilde yapılmayan ve kendisinden sonra felsefede çok büyük bir rol oynayacak bir ayrımla, görü ile basbayağı kavram arasındaki farkı ortaya koyar; bu farklılıktan da çok ciddi sonuçlar çıkartır.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Felsefe
Bir biliş, her ne tarzda ve her ne araçla kendisini nesnelere ilintilendirirse ilintilendirsin, kendisini doğrudan ilintilendirdiği ve her düşünmenin bir araç olarak hedeflediği hep şudur: Görü.
Saf Aklın Eleştirisi, Kant
Felsefe
Tüm doğa ürünleri için yalnızca mekanik bir açıklama arama yetkisi kendi içinde tamamen sınırsızdır; ancak buna ulaşacak yeti, doğa amaçları olarak şeylerle ilgili olduğu sürece anlama yetimizin yapısı göz önüna alındığında, yalnızca oldukça kısıtlı değil, aynı zamanda belirgin bir şekilde sınırlandırılmıştır, çünkü yargı gücünün yalnızca ilk prosedürü izleyen ilkesiyle bu tür ürünlerin açıklanması yönünde hiçbir şey başarılamaz, bu nedenle bizim onlara ilişkin yargımız her zaman teleolojik bir ilkeye tâbi olmalıdır. Bu bakımdan, doğanın ürünlerinin açıklanışında, olanaklı olduğu yere kadar doğa mekanizmasını takip etmek rasyonel ve gerçekten değerlidir; yine de doğanın amaçlılığını bu şekilde bulma çabasından, bunu bulmak kendi içinde değil, yalnızca biz insanlar için olanaksız olduğundan vazgeçilmelidir; çünkü bunun için duyusal görüden başka bir görü ve doğanın düşünülür katmanı için belirli bir bilgi gerekir ki böylece tezahürlerin mekanizması için bir zemin sağlanabilsin, ama bu bizim bütün yetilerimizi aşar. Demek ki eğer doğa araştırmacısı tamamen boşuna çalışmayacaksa, kavramları şüphe götürmez bir şekilde doğa amaçları olarak kurulmuş şeyleri (organize varlıkları) yargı-larken, başka organize biçimler üretmek ya da kendi biçimlerini yeni biçimlere (ki bunlar her zaman amaçtan ve ona uygun olarak çıkarlar) dönüştürmek için bu mekanizmayı kullanan kökensel bir organizasyonu temel almalıdır.
Sayfa 279 - Alfa Yayınları
Alıntı
içsel görü
Enerji uygulamalarında tecrübe edilen içsel görü ise uygulayıcının zihninde görüntü oluşturulması durumudur. Şeytan nasıl beyinde rüyalar vasıtası ile görüntü oluşturabiliyorsa, aynı şeyi uygulama esnasında uygulamacının zihninde yapabilmektedir.
Sayfa 67