CEM AKDAG, Montaigne'le Bir Yaz'ı inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 5/10 puan

Montaigne Cicero gibi insanın kamusal hayatta ,insanların arasında ya da mesleğin icra ederken tam olarak kendisi olmadığını düşünür. İnsan yalnızlıkta, tefekkürde ve okuyarak kendisi olur.

Aylaklık boş olmak değerini yitirerek tembellikle eşanlamlı olmuştur.

Dürüstlük insan ilişkilerinin kurulmasında vaz geçilmez olanıdır.

İnanç, sadakat, güven ve sırdaşlık, hepsi birdir..

Dürüstlük, kötülük ,kurnazlık ,maske, aldatma, hile olmamasıdır.

Kısaca, dürüstlük, sadakat, görünen ile olunan, gömlek ile ten arasındaki uygunluğun güvencesidir.

Canın istediği gibi, düzensizce, belirli bir yöntemi izlemeden bir kitaptan ötekine geç...

İç savaş, savaşların en kötüsüdür, öyle ki ertesi sabah özgür bir insan olarak uyanıp uyanamayacağını asla bilemez, hayatta kalmak için şansını kadere bırakır insan.

Şu anki zavallı durumumuzda, alışmak doğanın bize verdiği gerçek hediyedir, çünkü doğa duygularımızı uyutarak bütün kötülüklere dayanmamızı sağlar.

Kendime sürekli yönelttiğim dikkat başkalarını da aynı dikkatle değerlendirmeme yol açıyor, bu kadar mutluluk ve açıklıkla yaptığım çok az şey var.

Sözün yarısı konuşana, öbür yarısı dinleyenedir.

Bütün dünya bir tiyatro oyununda oynuyor .Petronius

Gençler samimiyet, doğruluk ve dolayısıyla olunanla görünüş arasında mükemmel bir birlik, yüce bir şeffaflık düşler.

Hamlet tüm saray adetlerini ve uzlaşmalarını reddeder Kraliçe olan annesine
“I know not ‘seems” diye bağırır. BEN GÖRÜNÜŞ TANIMAM.

Neyzen Tevfik, Babalar ve Oğullar'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Öncelikle belirtmeliyim ki tam puan vermemin nedeni-ki genelde yapmam- karakterlerde kendimi bulabilmem ve onların yerine kendimi koyabilmem, onlarla bütünleşebilmemdir.

Adından da anlaşılacağı üzere iki baba ve iki oğul bulunmakta hikayede. Bazarov ve Arkadiy, Vasiliy ve Nikolay. Görünen aksine, babalar ve oğullar başka karakterleri de ayrıca kapsar, ama biz uzatmamak için buradan devam edelim. Oğulların(Bazarov ve Arkadiy) hayata bakışları birlik içinde: Nihilizm. Bunun hayata yansıması ve yansı(ya)maması olaylara, konuşmalara oldukça güzel yedirilmiş. Babaların oğullarıyla ilişkilerinin ne kadar farklı olabileceği tek resimde anlatılmış. Kitabın son bölümlerinde düğümlerin çözülmesiyle edebi bakımdan eser, kanımca, zirveye ulaşmıştır.

Kusursuz cinayeti işlemek mümkün mü?

Cevabınız evetse, çok yanılıyorsunuz.

Sevil Atasoy, bütün hayatını bu soruya adamış bir kriminoloji uzmanı. Öyle ki, Türkiye'de adli bilimler diyince akla gelen ilk isim olacak kadar başarılı bir profesör. Bütün kitaplarını okudum, yaptığı bütün işleri dikkatle takip ediyorum yıllardır. Kendisine olan sevgimi burada uzun uzun anlatmak isterdim ama, konudan sapmayalım. Dersimiz cinayet!

Söz konusu kitabımız bütün Sevil Atasoy kitapları gibi inceleme türünde yazılmış. Kısa kısa bölümlerden oluşan kitapta bizlere gezegenin dört bir yanından ilginç vakalar anlatıyor sevgili Atasoy. Dili sade ve samimi, gerçeklerden sapmamak adına kurgu katmamış sayfalara. Bir bilim insanı nasıl yazabilirse öyle yazmış. Her vaka farklı bir dünyaya götürüyor sizi. Dna analizinin kriminal tarihindeki yeri ve önemi, insafsız yargılara kurban giden masumlar, ilginç seri katiller, çözülmesi imkansız gibi görünen sözde kusursuz cinayetler... Kriminolojiye hayatını vermiş biri olarak okurken hiç sıkılmadım. Son sayfayı da bitirdiğimde yine bir Sevil Atasoy klasiği dedim içimden. Sevgim bir doz daha arttı. Ahh seninle katil kovalamayı çok isterdim kadın !

Bütün kitaplarını okuyun. Kusursuz cinayetin olmadığına sizi ikna etmekle kalmayacak, aaaa nasıl yaaa? tarzı tepkiler vereceğiniz oldukça ilginç olaylara şahit olacaksınız.

Katillerden korkanlara bile kriminolojiyi sevdiren kadın. Cinayet diyince aklıma gelen ilk insan. İyi ki yazdın kıymetlimisss!

Robot Kendi Varlığının Farkında
Testin orjinalinde, bir kral yeni vezirini seçmek için ülkedeki en zeki üç adamı huzuruna çağırır. Yarışma adil olacaktır. Kral, her bir adamın kafasına mavi ya da beyaz bir şapka koyar. Ardından ayağa kalkarak şapkasının rengini bilebilecek ilk adamı yeni veziri yapacağını ve içlerinden en az bir kişinin mavi şapka taktığını söyler. Adamların her biri karşısındaki kişinin şapkasını görür ve her birinin birbiriyle konuşması yasaktır.

ÜÇ ROBOTTAN BİRİ KENDİ VARLIĞININ FARKINDA
RPI araştırmacılarından Selmer Bringsjord, buna benzer bir testi üç robotla gerçekleştirdi. İki robotun konuşma yeteneğini kapatan araştırmacılar üç robota da aynı soruyu sordu: “Aranızdan hangisi hâlâ konuşabiliyor?” İki robot da bu soruya “Bilmiyorum” yanıtını verirken sadece bir tanesi bunu başarabildi. Kendi sesini duyunca hâlâ konuşabildiğini anlayan robot, “Tamam, şimdi biliyorum” dedi.
Bir insan için çok basit gibi görünen bu durum, bir robot için oldukça zor. Robot soruyu dinlemeli, anlamalı, ardından kendi sesinin ‘bilmiyorum’ deyişini duymalı, diğer robotların sesinden farklı bir ses olduğunu anlayarak bunu tanımalı, ardından orijinal soruyla bağlantıyı kurarak sonuca varmalı ve hâlâ konuşabildiğini anlamalı.

MAKRO FELSEFİ PROBLEMLERİ ÇÖZEBİLİR
Robotlarla yapılan bu testin sonucu, insanlar için umut vaadediyor. Buna göre, yıllarca çözülmeyi bekleyen felsefi problemlerin robotlar tarafından çözülebileceği öngörülüyor. Sonoma State Üniversitesi’nden John Sullins, bunun çok doğru bir adım olacağı kanısında.
Geçtiğimiz yıl Rus ve Ukraynalı iki bilgisayar mühendisinin geliştirdiği yazılım, Turing testini geçen ilk yapay zeka olmuş ve Eugene Goostman karakteriyle sorulara verdiği yanıtlar sonucu kendisinin 13 yaşında bir insan olduğuna ikna etmişti.

Yaren Bilici, bir alıntı ekledi.
 8 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

İnsanoğlunun büyük bölümünün hata yaptığı kesin ise, doğru önermelerden yanlış sonuçlar çıkarmak mı, yoksa yanlış önermelerden doğru sonuçlar çıkarmak mı daha iyidir? Bu tür bir problemin çözümü yoktur. Tek doğru çözüm, sanırım sıradan insanlara mantık öğretmek; böylece onlara yalnızca doğru görünen sonuçlara varmaktan kaçınma olanağı vermektir.

Örneğin, Fransızların "mantıklı" olduğu söylendiğinde kastedilen şudur: bir önermeyi kabul ediyorlarsa; incelikli mantıktan yoksun bir kişinin, yanlış olarak bu önermeden çıkaracağı yanlış her türlü sonucu da kabul ederler. Bu en istenmeyecek türden bir özelliktir; İngilizce konuşan uluslar geçmişte, genel olarak, bu duruma diğer uluslardan daha az düşmüşlerdir. Ancak, bu duruma düşmemeye devam edeceklerse eskiden olduğundan daha çok felsefe ve mantık öğrenmelerine gerek olduğunu gösteren işaretler vardır.

Eskiden mantık çıkarım yapma sanatıydı. Şimdi ise, doğal olarak, yapma alışkanlığında olduğumuz çıkarımların ender olarak doğru olduğu anlaşıldığından, mantık da bir çıkarım yapmaktan sakınma sanatı olmuştur. Bu nedenle mantığın, okullarda insanlara akıl yürütmemeyi öğretmek amacıyla öğretilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü akıl yürütürlerse yanlış yürütecekleri kesin gibidir.

Sorgulayan Denemeler, Bertrand RussellSorgulayan Denemeler, Bertrand Russell

Dünya; var gibi görünen bir yalan... Allah; yok gibi görünen bir gerçektir...
Hz. Mevlana

sssulemmm, İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hepimiz çoğu zaman bu kaçamak yolu tercih etmişizdir. Ama bize gerçekten kötülük yaptıran içimizdeki şeytan mıydı yoksa bizim bir türlü engel olamadığımız tembelliğimiz , nefsimiz veya acizliğimiz miydi? Bunu çok güzel bir şekilde gözler önüne seren Sabahattin Ali içimi okşayayacak , ısıtacak ve duygularıma tercüman olacak yazımıyla yine beni etkiledi. Bir yerinde “ Kalabalık beni sahiden sıktı. Ben ikide birde böyle oluyorum, bazan bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek
kadar seviyorum, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu
nefret filan değil... İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim
oluyor ki, etrafımda küçük bir
hareket, en hafif bir ses bile
istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle
değişilmesi mümkün olmayan
muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor... Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu
beynimde geçen şeyleri teker teker,
uzun uzun anlatacak birini. O zaman
ne kadar hazin bir hal aldığımı
tasavvur edemezsiniz. “ demiş Sabahattin Ali.

Ezgi Ateş, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okumayı düşünüyor

"Gökbilimcilerin bize hep bir ağızdan öğrettiğine göre, bize sonsuz gibi görünen tüm dünya çevresi, evrenin büyüklüğüyle kıyaslanınca küçücük bir nokta sanki."

Soluk Mavi Nokta, Carl Sagan (Sayfa 23 - Ammianus Marcellinus (Roma'lı Son Büyük Tarihçi))Soluk Mavi Nokta, Carl Sagan (Sayfa 23 - Ammianus Marcellinus (Roma'lı Son Büyük Tarihçi))
DENİZ, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okuyor

Aldatmaya genetik bahane!
..."eski komün" ün savunucuları,modern evliliklerde sıklıkla görünen sadakatsizliklerin,yüksek boşanma oranlarının,çocukların da yetişkinlerin de sıkça maruz kaldıkları psikolojik birtakım komplekslerin insanları tek eşli ilişkilerde ve çekirdek ailelerde yaşamaya zorlanmasından kaynaklandığını ve bu tür bir yaşamın bizim biyolojik yazılımımızla uyumsuzluğundan bahseder.

Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah HarariHayvanlardan Tanrılara: Sapiens, Yuval Noah Harari