Öğrettikleri şey "mükemmellik" olarak çevrilebilecek olmasına karşın, kişinin tam potansiyeline ulaşması şeklinde bir fikir taşıyan arete'ydi Arete kavrami, "iyi yaşam" kavramında merkezî bir rol oynamıştır ve aslında Yunanların "erdem" fikriyle eşanlamlıdır. Sokrates, erdemli bir hayat yaşamak için arete'nin ne olduğunu bilmemiz gerektiğine inanmış ve böylece erdemin bilgi olduğu sonucuna varmıştı. Erdemin iyi bir yaşam için gerekli ve de yeterli olduğunu savundu. Erdemi bilmeyen biri iyi ve mutlu bir yaşam süremez ve erdemi bilen biri de iyi ve mutlu bir yaşamdan başka bir şeye yol alamaz. Bunu, paradoksal görünen bir ifadeyle, "Hiç kimse kötülük istemez," şeklinde özetledi; erdem bilgi demek olduğu için bir kişi ancak cehaletten ötürü yanlış yapabilirdi.
Modem insanlar tatlıyı neden bu kadar seviyor dersiniz? 21. yüzyılın başında insanlar hayatta kalmak için çikolata ve dondurmayla beslenmek zorunda değildi ancak Taş Devri’ndeki atalarımızın tatlı bir meyve ya da bal bulduklarında yapmaları gereken en akıllıca şey yiyebildikleri kadar çok tatlı yemekti. Neden gençler dikkatsiz araç kullanır, kavgaya karışır ya da internette gizli bilgileri hacklemeye çalışırlar? Çünkü bugün manasız hatta yararsız görünen tüm bu arkaik genetik kararlar 70 bin yıl önce evrimsel olarak çok gerekliydi. Bir mamutun peşinde hayatını tehlikeye atarak korkusuzca koşabilen genç bir avcı, tüm rakiplerini eleyerek yöredeki güzelin gönlünü çalabilirdi; şimdiyse elimizde sadece bu maço genler kaldı.
Sürekli ve ısrarla dayatılan ve pek insansever görünen nakarat insanın mutluluğunu vurgulayıp durur. Sanki çokuluslu şirketlerin zirvelerinde, medyanın doruklarında, en umursamaz bilimadamlarının steril laboratuvarlarında başka bir şey düşünülmezmiş gibi bir hava vardır. Sizin için, açlığı, hastalıkları yenmek için çalışıyoruz: Artık bedensel ve zihinsel engelliler, acı çekenler, felçliler olmayacak, çünkü genetik ileri görüşlülük onları doğmadan önce ayıklayacak. Artık üzüntü, güvensizlik, hüzün olmayacak, utangaçların yüzü kızarmayacak çünkü ona uygun bir hap bile geliştiriyoruz.
Görünen o ki, yüz yıl önceki büyük beyinler bugün ya da yarın olacakları görmüş, bizler ise günlük rutinimizde rahatsız olmamak için kendimizi körleştiriyoruz.
Uzun süre karşısındaki boş duvara bakan Galen, gözlerini kenardaki resme kaydırdı. Yüzün anatomisini gösterenbu resimde bir kadının yüzünde kırmızı görünümlü bir sürü kasın bir araya gelerek oluşturduğu yapılar gözüküyordu. Resim Galen'de iki önemli farkındalık oluşturmuştu. Yüz gibi görece küçük bir alana bu kadar kasın sığdırılması müthiş bir şeydi. Öyle ki kasların muazzam düzeni sayesinde birçok duygu tek bir kelimeye ihtiyaç duymadan karşı tarafa aktarabiliyordu. Ama asıl fark edilmesi gereken kesinlikle deri tabakasıydı. Kas dokusunun görünümü tüm insanlarda benzer şekildeyse bu durumda aşık olunan, büyük hayranlık duyulan o yüzler, kas tabakasının üzerine örten ince bir deri tabakasından mı ibaretti? Bir insana olağanüstü güzelliğini veren ya da rengi nedeniyle haksızlığa uğramasına sebep olan, kalınlığı yarım milimetreden az bir deri parçası mıydı? Görünen o ki insanları birbirinden ayıran, kasları üzerine taktıkları deri maskelerden başka bir şey değildi ve bazı insanların maskeleri gerçekten çok güzeldi.