Sultan Veled

Sultan Veled

Yazar
7.5/10
10 Kişi
·
42
Okunma
·
15
Beğeni
·
1018
Gösterim
Adı:
Sultan Veled
Tam adı:
Muhammed Sultan Bahaeddin Veled
Unvan:
Pir
Doğum:
Karaman, 24 Nisan 1226
Ölüm:
Konya, 11 Kasım 1312
Muhammed Sultan Bahaeddin Veled veya kısaca Sultan Veled (24 Nisan 1226, Karaman - 11 Kasım 1312, Konya), Mevlana Celaleddin Rumi'nin oğlu, Mevlevîliğin asıl kurucusu ve ikinci piri.

Annesi Semerkandlı Şerafeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun Harzem hanedanından olduğundan, Sultan Veled diye anıldığı rivayet edilmektedir. Sultan Veled, Mevlâna'nın en çok sevdiği talebelerinden Selâhaddîn Zerkûb'un kızı, Fâtıma Hâtun ile evlenmiştir. Bu hanımından Ulu Arif Çelebi dünyaya gelmiştir. Sultan Veled, ilk hanımının vefatından sonra iki kere daha evlenmiş olup, bu evliliklerden de Şemseddin Emir Abid, Selahaddin Emir Zahid ve Hüsameddin Emir Vacid doğmuştur. Ulu Arif Çelebi, Abid Çelebi ve Vacid Çelebi şeyh olmuşlardır.

Sultan Veled, Hüsameddin Çelebi'nin 1284 tarihinde vefatı üzerine, Mevlevî şeyhi oldu ve 1312'deki vefatına kadar bu makamda kaldı. Halifeliği döneminde Mevlana'nın düşüncelerini temel olarak Mevlevîliği kendine özgü kuralları, törenleri olan bir tarikat durumuna getirmiştir.
"Nebiyy-i alişan Mirac'a teşriflerinde Cibril-i Emin ile beraber sidretü'l- müntehaya ulaştığı zaman Cibril orada biraz geriledi. Resulullah, 'Ey Refik, hiç dost dostunu terk eder mi?' deyince Cibril, 'Ya Resulullah, burası seyrangahımın nihayetidir. Eğer bundan öte geçersem azamet-i İlahiyye' nin nurundan elbette yanarım.' dedi. "
Fahreddin Irakî Hazretleri Lemeat-ı Aşk risalesinde diyor ki:
"Hak Teala ezelde kendi hüsnünü arz eyledi. Kendi nazarında hüsnü cilve eyledi. Nazar etmesi cihetiyle âşıklık ve nazar edilen olması haysiyetiyle de mâşukluk hali zâhir oldu. Böylece âşıklık ve mâşukluk vasfı zuhûr buldu."
Devr-i gerdûbhâ ziyaret mevc-i ışk dân
Ger nebûdî ışk bifsored cihân
.
.
Feleklerin dönmesini aşkın dalgasından bil.
Aşk olmasaydı cihan donardı.
Hakikatte sûretler, mânâdan haber verirler...Akıllı bir insan, her şeyin sûretinden hayalinden o şeyin hakikatini arar...Bu âleme gönül bağlayanlar, hiçbir şeye eremezler. O âlemi ananlar ise, ebedîdirler.
"Din, şeriat lisanında ilâhî bir hükümdür ki akıl sahibi insanı kendi idaresiyle bizzat hayırlı olan şeye sevk eder. Namaz, zekât, oruç, hac ve İslam'ın diğer farz, vacip ve sünnet ibadetleri aşktır. Bu amellerin tayin edilmesinin sebebi aşktır. Bunda, "Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim. Bilinmek için de mahlûkatı yarattım." kudsî hadisinin ve, "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım." "Yani Beni bilsinler diye" âyetlerinin delalet ettiği gibi anlaşılması güç nice sırlar vardır. Etraflıca düşünmek gerekir. İbadetleri yaparken çekilen meşâkkatler, zekât gibi şeriatin emrettiği vergiler aşk aynasının cilasıdır. Hazreti Aşk ister ki bunlarla müminlerin kalp ayineleri parlasın tâ ki onda âşık ve mâşuk yüzünden kendi kemalâtını müşahede edebilsin."
342 syf.
·Beğendi·9/10
Feriduddin Attar'dan, Mevlanâ'dan, Şems-i Tebrizi'den ve Sultan Veled'den derlemelerle hazırlanmış ;her bir sayfasında derin anlamlar bulunan mükemmel bir kitap okumanızı
tavsiye edebilirim.

Kitap Açıklaması

Tasavvufa göre varlığın yaratılış-oluş sebebi aşktır. Tüm mevcudat aşkla yaratılmıştır. Tüm mevcudat aşkla ayakta durmaktadır. Aşk Tanrıdır (tanrının Kendisi). Aşk tanrının sırrıdır. Aşk her şeydir. Tüm insanlığın aldığı her nefes, tüm canlıların ve cansızların her an muhtaç olduğu kudretidir. Tanrı tüm masivayı kendi zatına duyduğu aşk sebebiyle meydana getirmiştir.
Sufi'nin aşkı, "aşkı mecazi" denilen insanlara karşı duyulan aşk değildir. Sufi "aşkı hakiki" peşindedir. İnsan aşkında diğer kişiye sahip olmak istenir. Oysa "aşkı hakikide" yok olunur. Sahip olmak istenir. Oysa "aşkı hakikide" yok olunur. Sahip olmak değil "O" olunur. "O" olmak kendini bilmektir, kendini bilen rabbini bilir. Rabbini bilen "aşkı hakiki" ile şereflendirilir. Sufi "aşkı hakiki" noktasında anlar ki aşkı kendisidir.

Şems-i Tebrizi

Şems-i Tebrizî ya da Şems ed-Dîn Muhammad (d: 1185 - ö:1248), Azerbaycan Türklerinin İslam alimi ve mutasavvıf.Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'nin gönül dünyasında büyük değişikliklere sebep olan ve Mevlânâ tarafından yazılan ilâhî aşk şiirlerinden oluşan Dîvân-ı Şems-î Tebrîzî adındaki nazım eser sayesinde tanınan çok kuvvetli bir din âlimidir.Daha sonraları Sacaslı Şeyh Rukneddin, Tebrizli Selahaddin Mahmut ile mutasavvıf Necmüddin Kübra'nın halifelerinden Centli Baba Kemal'e intisap ederek onlardan feyz almıştır. Muhammed'in ahlakını örnek alan Şemseddin-i Tebrizî, devamlı bir arayış içerisinde olmuş, manevî bir işaret üzerine de Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'yi arayıp bulmuştur. Dünyaya, kılık ve kıyafete önem vermeyen Şems, Mevlânâ ile üç-üçbuçuk yıl süren beraberliği neticesinde onun hayatında yeni ufukların açılmasına vesile olmuş, onu ilahî aşkın potasında eriterek, kâmil bir Hak aşığı yapmaya muvaffak olmuştur.Şems-i Tebrizî Şam'a döndüğünde, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî için onun yokluğu dayanılmazdır. Şems'in varlığını kabullenememiş kimseler, Mevlânâ'ya ileri geri laflar etmişlerdir. Celâleddîn Rûmî'nin bu kimselerden birine verdiği cevap şöyledir:"Onun ışığı vurmazdan önce ölü bir nakıştım sadece taş duvarlarınızda. O, elindeki yay ile vurmazdan önce tellerime; hep aynı nameyi çalıp söyleyen, kendi sesine yabancı bir kuru rebaptım. Ben onun avucunda bağlar, bahçeler ağaçlar görür; deryalar gibi geniş, deryalar kadar berrak sular görürüm. Onun avucunda çıkan ağaçların gölgesinde dinlenirim. Lâkin siz bunların hiçbirini göremezsiniz."Bir süre sonra Şems, Mevlânâ Celâleddîn Rûmî'in oğlu Sultan Veled'in çağrısı üzere Konya'ya geri gelir. Mevlânâ bir daha şehirden ayrılmasın diye, onu bir kızla evlenmeye iknâ eder; bu kız Celâleddîn Rûmî'nin evinde evlâtlık olan Kimyâ Hâtun'dur. Kimya Hatun'a gizliden aşık olan, Mevlânâ'nın küçük oğlu Âlâeddin, bu durumu hazmedemez ve Şems aleyhtarlarının yanında yer almaya başlar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sultan Veled
Tam adı:
Muhammed Sultan Bahaeddin Veled
Unvan:
Pir
Doğum:
Karaman, 24 Nisan 1226
Ölüm:
Konya, 11 Kasım 1312
Muhammed Sultan Bahaeddin Veled veya kısaca Sultan Veled (24 Nisan 1226, Karaman - 11 Kasım 1312, Konya), Mevlana Celaleddin Rumi'nin oğlu, Mevlevîliğin asıl kurucusu ve ikinci piri.

Annesi Semerkandlı Şerafeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun Harzem hanedanından olduğundan, Sultan Veled diye anıldığı rivayet edilmektedir. Sultan Veled, Mevlâna'nın en çok sevdiği talebelerinden Selâhaddîn Zerkûb'un kızı, Fâtıma Hâtun ile evlenmiştir. Bu hanımından Ulu Arif Çelebi dünyaya gelmiştir. Sultan Veled, ilk hanımının vefatından sonra iki kere daha evlenmiş olup, bu evliliklerden de Şemseddin Emir Abid, Selahaddin Emir Zahid ve Hüsameddin Emir Vacid doğmuştur. Ulu Arif Çelebi, Abid Çelebi ve Vacid Çelebi şeyh olmuşlardır.

Sultan Veled, Hüsameddin Çelebi'nin 1284 tarihinde vefatı üzerine, Mevlevî şeyhi oldu ve 1312'deki vefatına kadar bu makamda kaldı. Halifeliği döneminde Mevlana'nın düşüncelerini temel olarak Mevlevîliği kendine özgü kuralları, törenleri olan bir tarikat durumuna getirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 99 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.