Ölümlüler hep aynı kılıkta doğar, ama büyüdükçe felek bizi balmumu gibi yoğurup değiştirir, aynı yollardan aynı sona, yani ölüme göndermekten hoşlanır. Kimine çiçekli, kimine dikenli yoldan gitmesini buyurur. Çiçekli yolun yolcusu dingin bakışlıdır, burcu burcu mutluluk içinde saf saf gülümser durur; kızgın kır güneşi altında kavrulan öbürü ise, ışınlardan korunmak için, yırtıcı hayvanlar gibi somurtur. Allık ve kolonya sürünmek, silinmesi olanaksız dövmelerle süslenmeye benzemez.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Damaris öyle büyük bir üzüntüye kapılmıştı ki, yataktan kalkmak, yemek yapmak, hatta lokmaları çiğneyip yutmak bile büyük bir külfet oluyordu. Ona göre hayat artık, karşıya geçmek için girmek zorunda kaldığı, suyu beline kadar yükselen, dibi ayaklarını yutan çamurla dolu o körfeze benziyordu. Yalnızdı... Yapayalnızdı...
Birine bir şey açıklamak zorunda kalmaktansa kaçmak, kaybolmak daha iyiydi; ormanın kendisini yutmasını arzuladı. Koşmaya başladı, ayağa takılıp düştü, kalkıp yeniden koşmaya başladı.