gözde

ve işte şimdi onu gene romanın başında bana göründüğü gibi görüyorum; pencereden dışarıya, avlunun öte yanındaki duvarlara bakarken. Bu görüntüden doğdu Tomas. Önceden de söylemiştim, roman kişileri insanlar gibi kadından doğmaz; yazarın henüz hiç kimse tarafından keşfedilmediğini ya da hakkında önemli bir şey söylenmediğini düşündüğü temel bir insani olasılığı bir fındık kabuğunun içine sığdıran bir durum, cümle ya da eğretilemeden doğarlar. Ama bir yazarın ancak kendini anlatabileceği de doğru değil midir?
Sayfa 238·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
...aşklar da imparatorluklar gibidir; üzerine dayandırıldıkları düşünceler unufak olduğunda, onlar da silinir gider.
Sayfa 183·Kitabı okudu
Edebiyat
yaşamımızdaki sarsıcı durumları dile getirmek istediğimizde, ağırlık belirten eğretilemelere başvurmak eğilimindeyizdir. Bir şeyin bizim için bir yük olduğunu söyleriz. Ya taşırız bu yükü ya da beceremez, okkanın altına gireriz; bu yükle didişir, kazanır ya da kaybederiz.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Edebiyat
gerçekten de, gündüz okunsun diye yazılmış kitaplar vardır, bir de sadece geceleri okunabilecek olanlar.
Sayfa 117·Kitabı okudu
Edebiyat
müzik onun kadar özgürleştirici bir güçtü; onu yalnızlıktan, içedönüklükten, kütüphanelerin tozundan kurtarıyordu; bedeninin kapısını açıyor ve ruhunun dışarıya, dünyaya adım atıp dost edinmesini sağlıyordu.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Edebiyat