fakat uykusuzluktan yorgun düşmemiştim ve uykum da gelmiyordu. Öylece karanlığa bakarak bir süre uzandım, bu sonu olmayan yoğun karanlığın derinliğini düşünerek idrak edemiyordum. Hadsiz hesapsız bir derinlik gibi görünüyordu, varlığının benim üzerimde baskı yaptığını hissediyordum. Gözlerimi kapayıp fısıldayarak şarkı söylemeye başladım ve ileri geri sallanarak dikkatimi dağııtmaya çalıştım ama nafile. Karanlık tüm düşüncelerimi ele geçirmişti ve bana bir dakika bile huzur vermiyordu. Bizzat kendim karanlığın içine karışıp onunla bir mi olmuştum?
oraya öylece oturdum, acımasızca hayatı ve sefaleti kendime geri çağırdım. İlk hissettiğim, kendimi açık havada bulmanın ahmakça şaşkınlığıydı fakat bunun yerini hemen acı bir ümitsizlik aldı, hala hayatta olduğum için teessüfle ağlamanın eşiğindeydim.
garip bir kafa karışıklığı hissi beynime saplandı. Tökezledim, bunu aldırış etmemeye kararlıydım fakat durumum gitgide kötüleşiyordu ve en sonunda bir merdiven basamağına oturmak zorunda kaldım. İçime sanki bir şey sızıp girmiş ya da beyin zarım veya oradaki bir doku sanki ikiye ayrılmışcasına tüm benliğimle bir değişim geçirdim.