“Şu kiliseler de kadının her derdine deva diyordu kendi kendine. Bir yahudiyle evlendi diye onu avutuyor, siyaset hayatında karşı çıkan bir tutum, seçkinler dünyasında itibarlı bir duruş kazandırıyor. Aşk buluşmaları için de bir sığınak görevi görüyorlar. Bir şemsiye gibi kullanıyor dini. Hava güzelse baston yapıyor, güneş varsa güneş şemsiyesi, yağmur varsa yağmur şemsiyesi. Eh, evdeyken de bırak holde dursun. Böyle yüzlerce kadın var. Yüce tanrı hiç umurlarında değildir, ama hakkında kötü konuşulsun da istemezler işlerini görsün diye bakarlar. Garsoniyere gitmeyi teklif etsen iffetleri ayaklar altına alınmış sayarlar da mihrabın altında aşk kaçamağı yapmak gayet normaldir.”