Gözde

Gözde
@gozdeyleelele
Rezonans alanımızı değiştirdiğimizde bütün çevremiz değişir. Çoğu zaman başka bir söze ihtiyaç duymayız. Kendi rezonans alanını, enerjini ve titreşimini değiştirmek çok daha etkilidir. Bunu yaparak sadece kalıplarımızı yok etmekle kalmayız, aynı zamanda etrafımızdakilerin davranışlarını da etkileriz. Ve birden bir mucizenin meydana geldiğini düşündürtecek kadar büyük bir hızla içinde bulunduğumuz durum değişir. Ama gerçekte mucizelerin olmadığını biliriz. Bu olayın arkasında, değişmek için ortaya koyduğumuz isteğimiz ve cesaretimiz bulunur.
Sayfa 190
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her halkın içinden hem büyük şahsiyetler hem de aşağılık insanlar çıkabilmektedir. Bunlardan hangisinin iktidara geleceğini belirleyen temel etken halk kitlelerine hâkim olan ruh halidir. Halkın sahip olduğu değerler nelerdir? Zekâsi, iradesi ve vicdan gelişmekte midir yoksa zehirli otlar sarmış gib çürüyerek yok mu olmaktadır? Veya zavallı, utanç verici bir mevcudiyet için mi sarf edilmektedir? Burada hepimizin hayatı ve çalışmaları sorgulanmaktadır aslında. Kendi ülkemizde ne işle meşgulüz, halkımızın kaderinde nasıl bir rol üstleniyoruz?
Sayfa 61
Tutkularınız konusunda sizi durduran ve sizin gücünüzle yaratıcılığınıza inanmayan insanların yanında neden durasınız ki? Buna katlanmak zorunda olduğunuzu size düşündüren ne? Hayatımız akıcı ve duru olmalı; kendimizi aşabilmemiz ve yeni yollara adım atabilmemiz için güçlü, pozitif, bizi ileriye taşıyan, büyümemize yardım eden bir enerjiyle dolup taşmalıyız. Ama çoğu zaman bizi engelleyen ya da gelişimimizi durduran insanları yanımızda barındırırız, çünkü bu duruma geçmişten beri alışığızdır. Belki bu enerjiyi anne babamızdan, kardeşlerimizden, tanıdıklarımızdan ya da daha uzak akrabalarımızdan görmüş olabiliriz. Bu enerji üzerimizde olumsuz bir etki bıraksa da bazen kendimizi 'evimizde gibi' bile hissedebiliriz!
Sayfa 93
Velhasıl Osmanlı’nın çökmekte olduğu, son günlerini yaşayan hasta kimliği akıllardan silindi, geçmişteki güçlü zamanları her fırsatta önümüze konularak taparcasına ballandırıldı. Bakın görün öyle kutsandırılacak ki bundan 50 yıl sonra Osmanlı’ya en ufak eleştiri yapacak olursanız en acımasız eleştirilere maruz kalacaksınız. Çünkü amaç bu. Amaç, Cumhuriyeti Osmanlı Devletinin bir alternatifi ve onu tarihten silen bir yapı olarak değerlendirmek. Dinselleştirerek içselleştirmek. Böylelikle başta Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet ve değerlerine saldırmayı hak görmek, göstermek, milliyetilikçilik saymak. Onlar da biliyor İslamcı ideolojinin laiklikle bağdaşmayacağını. Bu yüzden de devletin laik aşındırmak, ortadan kaldırmak, devleti Sünni/islamcı bir kuruma dönüştürmek ve toplumu ayn doğrultuda biçimlendirmek istiyorlar. Dinin egemen sınıfların tahakkümüne hizmet ettiği görülmesin diye de cahilin ferasetine güveniliyor. Görmek için sadece göz yetmez, gördügünü anlamlandırmak için vicdan gerek diye boşuna kendimizi paralamıyoruz. Biliyoruz ki, siyasal islamcılara iktidar you açıldıkça, laiklik yerine din ağırlıklı yaşam biçimi, vatandaş yerine kul, ulus yerine de ümmet kavramları kabul görmeye başlayacak.
Sayfa 364
Her an, şu ana kadar kendi yarattığımız dünyanın dışına çıkma şansımız vardır.
Sayfa 76