“Meydana gelmeleri yalnız bize bağlı olan arzular.”
Sadece bize bağlı olması sebebiyle bu şekilde arzuladığımız şeyin bizim için iyi sonuçlanmasından başka ondan beklediğimiz tüm tatmine de daima kavuşuruz. Ama bu konuda genellikle yaptığımız hata fazla arzulamak değil, yalnızca çok az arzulamaktır. Buna karşı en iyi çare zihni daha az faydalı diğer tüm arzulardan olabildiğince kurtarmak, sonra da arzulanması gereken iyiliği açıkça tanımaya ve dikkatle irdelemeye gayret etmektir.
“Bize ve başkasına bağlı olan arzular?”
Ama arzularımızın çoğu tümüyle bize ya da başkasına bağlı olmayan şeylere uzandığı için bunlar arasında sadece bize bağlı olanı tam olarak ayırt etmek zorundayız, böylece arzumuzu sadece buna yöneltebiliriz.
“Yalnızca başka nedenlere bağlı olan arzulara dair ve talih nedir?”
Katiyen bize bağlı olmayan şeylere gelince, ne kadar iyi olursa olsunlar onları asla tutkuyla arzulamamalıyız. 
“Keder ve nefretle kıyaslanan neşe ve sevgiye dair.”
Öyle ki yanılgıya düşme tehlikesini bertaraf edemediğimiz gündelik yaşamdaki karşılaşmalarda kötülükle bağlantısı olan tutkulara eğilim göstermektense, sırf bu kötülüklerden kaçınmak için dahi olsa iyiliğe yönelik tutkulara eğilim göstermekle daima daha iyi yapmış oluruz.
Hatta asılsız bir neşe çoğu kez nedeni gerçek olan bir üzüntüden evladır.
Ama aynı şeyi nefretle ilişkisi içinde sevgi için söylemeye cesaret edemem. Zira nefret haklı olduğunda bizi yalnızca kötülük içeren ve kendisinden ayrı durulması gereken sebepten uzaklaştırır, oysa haksız sevgi bize zarar verebilecek ya da en azından onlara olduklarından daha fazla önem atfetmemize değmeyecek şeylere bağlayarak bizi rezil eder ve alçaltır.
“Ruha ait olmaları itibarıyla aynı tutkuların kullanılması ve ilk olarak sevgiye dair.”
Eğer sadece bedenimiz olsaydı ya da beden bizim en iyi bölümümüz olsaydı bu açıklama yeterli olurdu, fakat beden daha az öneme sahip kısmımız olduğu için tutkuları esasen ruha ait olmaları bakımından göz önünde tutmalıyız.