Hafızasından şeylerin adları silindi; algılamadan bakmıştı, işitmeden dinlemişti: Burun deliklerine ve damağına yaklaştırdığı kokular ya da ıtırlar dağılmıştı.
İşin ilginç yanı, beyinde ödülü aldığımız zaman harekete geçen sistem ile ödülü beklerken harekete geçen sistem aynıdır. Bir tecrübenin beklentisinin, elde edilmesinden daha iyi gelmesinin nedenlerinden biri budur. … Yetişkinlikte yaklaşan bir tatilin hayalini kurmak, gerçekten tatilde olmaktan daha keyifli olabilir. Bilim insanları bu durumdan, “istemek” ile “hoşlanmak” arasındaki fark olarak bahsediyorlar.
YouTube kitap kanalımda Oscar Wilde'ın hayatını ve Dorian Gray'in Portresi kitabını anlattım: ytbe.one/Iw2V6jEzEuk
Hiçbir yerde bulunmayan bu özel ve muhteşem kitabı sonunda okudum!
Bu incelemenin altına yazılan her yoruma karşılık olarak akıcı ve bakış açınızı değiştirecek kitaplar önerdim, yeni kitap önerileri almak için yorumlar kısmına bakabilirsiniz.
En başta "hiçbir yerde bulunmayan" kelimelerini kullanmamın sebebi Dorian Gray'in Portresi kitabını, sansürsüz ve açıklamalı basım olan Everest Yayınları'ndan okuduğum içindi. Size yemin ediyorum, okurken öyle büyük keyif aldım ki sanki 100 kitap okumuşum gibi hissediyorum şu an!
Bu kadar keyif almamın sebebi hem baskı ve çevirinin kalitesinden hem de resimlerle ve dönem bilgileriyle desteklenen bir kitap olmasından dolayıydı. Şu an Oscar Wilde'ın hayatından bu kitabın basılması sürecinde yaşadığı zorluklara, Dorian Gray'in karakter dönüşümünden Victoria Çağı'nın baskıcı ortamına kadar her şeyi biliyor olmanın dayanılmaz hafifliği var üstümde.
Kitap okumak böyle bir şey işte... Bazı baskılar o kitaptan alınacak zevki 50-60 kat yukarı taşıyabiliyor. Belki de sansürlü baskılardan okuduğumuzda çok daha yüzeysel geçilmiş olan detayları, sansürsüz olan baskıda yazarın esas niyetleri ve ilk halleriyle daha filtresiz okuma fırsatı yakalayabiliyoruz. Edebiyat benim için bu şekilde çok daha keyifli.
Hatta Oscar Wilde'ın daha kitabın başında dünyadaki bütün kitapları değerlendirme konusundaki harika bir düşüncesini de okuyabiliyoruz:
"Ahlaklı kitap, ahlaksız kitap diye bir şey yoktur. İyi yazılmış kitaplar vardır, kötü yazılmış kitaplar vardır. Hepsi bu." (s. 32)
Kitapta ise gerçek anlamda bir kusursuzluk ideali var. İnsanlar olarak hepimiz kusursuz varoluşlara ulaşmayı arzuluyoruz. Kendimizi sosyal medyada