Öncelikle Sessiz Hasta nasıl Goodreads’de “En iyi gerilim romanı ödülü” almış aklım almıyor. Ana karakterden başlayarak sonsuza kadar giden sorunlar içeriyor kitap. Alex Michaelides’in belki diğer kitapları daha iyi olabilir bunun hakkında bir yorum yapamam fakat yazarın bir daha psikoloji/psikoterapi içeren başka hiçbir şey yapmaması gerektiğini söyleyebilirim. Sözde yarı-zamanlı gençler için bir klinikte çalışmış ve psikoterapi post-doc’una başlamış (iyi ki post-doc tamamlamamış çünkü öyle bir terapist yarardan daha çok zarar getirirdi). Tamam belki yazarın bir diploması yok fakat en azından araştırmasını düzgün yapabilirdi. Google’a yazmış ve bulduğu ilk şeyi kitabında kullanmış, acaba bu bilgi doğru mu diye sorgulamadan.
Öncelikle ana karakterimiz, psikoterapist Theo’nun sorunları ile başlayalım — ve karakter bir bakıma self-insert olduğu için Theo’nun sorunları kitabın geneline yansıyor:
1. “Onu tamir etmek istiyorum… Alicia Berenson’a yardım edebilecek niteliğe sahip tek kişi olduğumu düşünüyorum (sf.12-13)”
Öncelikle hiçbir psikoterapist hastasıyla (ki burada daha hastası bile değil) bu kadar saplantılı bir bağ kurmamalıdır, hem terapist hem de hasta için oldukça zararlı şeylere sebep verebilir. “Tamir” kavramı da aynı şekilde, psikoterapide asla kullanılmayan çünkü hem hasta-terapist ilişkisine hem de iyileşme sürecine zarar verebilecek niteliktedir. Ve bu alıntıdaki son sorun ana karakterin yenilmez egosu… Dünyada onun eğitiminin kat be katını almış yüzlerce, hatta binlerce insan varken bu adam nasıl “niteliğe sahip tek kişi” olabiliyor.
Ayrıca eski çalıştığı yerdeki hastalarını sadece bir kadına olan saplantısı için bırakabilmesi “niteliğinin” tamamını sorgu altına çekiyor. Bu adamın istediği işi alması değil diplomasının alınması gerekiyordu.
2. “ÇOCUKLUK”
daha Sessiz Hasta’nın yarısındayım 167/309 ama o kadar DNF’leyip camdan atmak istiyorum ki. Alex Michaelides psikoterapi hakkında hiç bir şey bilmiyor, psikoloji bilmiyor, terapist nasıl olunur bilmiyor. Bildiği tek şey araya Yunan göndermeleri koyup kadınları s*ks ile bağdaştırmak. Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi’nden daha çok nefret edeceğim bir kitap bulacağımı düşünmüyordum fakat bu kitap onu da geçti ve tam olarak bir vakit kaybı oluyor benim için. Şu an sadece bitirip düzgün bir yorum yapabilmek için bitirmeye çalıyorum.