Ama anlamsızca güzelliklerle dolu bu hayatı seviyordu. Her şey bir rüya kadar kolay yok olabilirdi ama anıları rüya gibi solmayacaktı. Uzun, vasat hayatının geri kalanı boyunca peşini bırakmayacaklardı.
Sorun kitaplar ve peri masalları değildi, hikayenin sadece yarısının anlatılmasıydı; kötülerin öldüğü, dev üvey annelerin ve şeytani üvey kız kardeşlerin olduğu ama büyünün hep adil, fedakarlık gerektirmeyen bir şey olduğu bir dünya yanılsaması sunmalarıydı.
İnsanlar neden çocukları sihir vaadiyle yetiştiriyordu? Neden onlarda asla tatmin edilemeyecek bir istek oluşturuyor — aydınlanma için, dönüşüm için — ve sonra onları kasvetli, pragmatik bir dünyaya salıveriyorlardı?