Konu sadece ebeveynlerimizden kalıtım yoluyla almamız değil, aynı zamanda onlara ne tür ebeveynlik yapıldığı da bizlerin partnerlerimiz ve kendimizle ilişkimizi olduğu kadar çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimizi de etkilemektedir. İyi de olsa kötü de olsa anne babalar kendilerine yapılan ebeveynliği aktarma eğilimindedirler.
Basitçe söylemek gerekirse annemiz aracılığıyla anneannemizin annelik özellikleri bize aktarılır. Anneannemizin katlandığı travmalar, acılar, kederler, çocukluğunda veya dedemizle yaşadığı zorluklar, sevdiklerinin erken ölümü (bir dereceye kadar filtrelenerek) bizim annemize geçmektedir. Geriye dönüp diğer bir nesle bakarsak anneannemizin aldığı annelikle ilgili olarak da büyük ihtimalle aynı şeyin geçerli olduğu görülecektir.
Lipton şöyle açıklıyor: "Stres hormonlarının plasentadan geçmesi, ceninin iç organlarında kan damarlarının daha dar olmasına neden olur ve bölgeye daha çok kan göndererek cenini savaş/kaç modelinde davranışsal bir tepkiye hazırlar. Bu bakımdan, stresli bir rahim içi ortamı deneyimleyen bir çocuk benzer stresli bir durumda tepkisel hala gelebilir."
Öfke ve korku gibi kronik veya tekrarlayan duygular bir annenin çocuğunda iz bırakabilir. Özellikle de çocuğun çevresine uyum sağlama biçimini hazırlar veya onu önceden programlar.
Hücre biyolojisi uzmanı Bruce Lipton şöyle diyor: "Bir annenin korku, öfke, sevgi, umut gibi duyguları çocuklarının genetik ifadesini biyolojik olarak değiştirebilir."