“Hayır,” diyerek sözünü kestim, “ben kusurluluğu onu yaratan insanların saflığından kaynaklanan bir Tanrı’dan söz etmiyorum. Sözünü ettiğim, özünde bulunan en temel özelliği kusurluluk olan bir Tanrı. Bu, her şeyi bilme ve her şeye gücü yetme yetisi sınırlı, eserlerinin geleceğini önceden görme konusunda yanılan, kendi şekillendirdiği olaylar karşısında dehşete düşebilen bir Tanrı olur. Hep gücünü aşan şeyler yapmak isteyen ve bunların gücünü aştığını hemen fark edemeyen… özürlü bir Tanrı. Saatleri yapan, ama saatlerin ölçtüğü zamanı yaratamayan bir Tanrı. Bu Tanrı belirli amaçlara hizmet eden sistemleri ya da mekanizmaları yarattı, ama bunlar bu amaçları aşıp amaçlarına ihanet etti. Olması gerektiği gibi gücünün ölçüsünde değil, sınırsız yenilgisinin ölçüsünde bir sonsuzluk da yarattı.”