*SPOILER*
Ne yazık ki Çağların Kahramanı benim... Bunları yazanın Sazed olduğunu anlayınca tekrar okudum bölüm başındaki paragrafları, çok duygulandım. Sazed ilk kitaptan beri çok sevdiğim bir karakterdi ve onun gelişimine sevindim ama bence bu gelişim Sazed'in tanrılaşması olmamalıydı. Çünkü 3 kitap boyunca anlatıldığı gibi insan gördüğü, bildiği birini tanrı olarak kabullenemez. Gücün neden Sazed'i ya da Vin'i seçtiğini de anlayamadığım için biraz garipti.
Kitabın zaman zaman artık bitsin bu olaylar diyerek okuduğum kısımları oldu. Sazed'in kendini araması nispeten uzun sürdü bence, Vin gözünün önündekileri görmekte zorlandı, çete birbiriyle bir türlü iletişim kuramadı (çetenin detaylı anlatılmamasına ayrıca kırgınım... daha çok okumak isterdim, madem Kelsier'i okuyamadık, en azından firarinin çetesinin geri kalanını okusaydık), TenSoon'un kendini bulması da çok uzun sürdü. Ama nihayetinde her şey benim içimi rahatlatan bir sona ulaştı.
Kitapla ilgili eleştirilerim Kelsier'i daha fazla görememek ve tanrıların ulaşılabilirliği. Yani Lord Hükümdar'ın tanrı olmadığını çünkü onu yenebildiklerini söyleyen çete üyelerimizin bile tanrı olabilmesi biraz anlamsız geldi. Ama bütün bunların daha büyük bir şeye bağlanacağını da düşünüyorum belki de bu yüzden böyle yazılmıştır. Kelsier özlemim tamamen şahsi...
Ayrıca bu kitaptaki Elend'e ve Dikiz'e bayıldımm! Lord Hükümdar ile empati yapabilmemiz ve onun aslında sandığımız kadar kötü bir adam olmaması da güzeldi. Dikiz'in ölmemesine de çok sevindim, sevdiğimiz herkes öldü çünkü.