Kitaba çok büyük bir beklentiyle başladığım için mi bilmiyorum ama biraz hayal kırıklığı oldu. Karakterlerin günlük konuşmalarında bile Shakespeare olması, okurken insana rahatsızlık vermeleri, olayın başından beri neredeyse belli olan cinayet örgüsüyle yaratılan sahte gizem; bunların hepsi birleşince ortaya biraz çiğ bir kitap çıkıyor. Yine de bir şekilde kendini okutuyor, yazım dili akıcı. 6/10.
*SPOILER*
Kitapta ilk bakışta normal görünen yedi konservatuvar öğrencisi var. Kale dedikleri, şehirden uzakta, Oliver'ın deyimiyle tarikat benzeri bir okulda eğitim alıyorlar. Bu yedi öğrenci, kendilerini oynadıkları rollere fazla kaptırıyor ve günlük hayatta da bu rolleri oynamaya devam ediyorlar. Karanlık atmosferi yansıtma konusunda kitabın hakkını yiyemeyeceğim. Ancak her şeyden önce karakterlerin arkadaşlıkları gereği gibi yansıtılmıyor. Kitabın başından beri bahsi geçen kardeşlik yalnız kelimelerde var, aralarında hep bir gerilim mevcut. Bu yüzden "dağılmaları" da yazıldığı gibi çarpıcı olmuyor.
Karakterleri anlamak çok zordu. Wren, Alexander ve Filippa hakkında fikir dahi yürütemiyorum, ne düşündüklerini anlayamadım; Meredith, Richard ve James ise gerçekten tiyatral karakterler, onları okurken kendimi histerik bir Rus romanı karakteri okuyor gibi hissettim. Oliver'a gelecek olursak; sadece cinsel yönelim konusunda değil, hiçbir konuda fikirlerinin net olmadığını, kendini tanımadığını söyleyebiliriz. Onun ağzından okuyor olsak da düşüncelerini anlamlandırmak, neyi neden yaptığını söylemek zordu. İşlemediği bir cinayetten suçluluk duyuyor, kendini asıl katilden daha sorumlu görüyordu.
Kitabın sonu pek tatmin edici değildi. Çünkü James de en az Richard kadar ego sorunları yaşayan bir karakterdi ve ara ara girdiği krizlerle birlikte cinayetle ilişkisi olduğu