Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?
İnsanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar.
Fakat insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
Ancak yaz da çok güzeldi. Yaz güneşiyle gökyüzüyle geçen günler mutluluk vericiydi. Faydalı işlerden keyif almış, eski dostlarıyla olan bağlarını sıkılaştırıp derinleştirmişti. Anne, o yaz daha cesurca yaşamayı, daha sabırla çalışmayı, hayat oyununa içtenlikle katılmayı öğrenmişti.
"Yaşamla ilgili tüm dersler üniversitede öğrenilmiyor," diye düşündü. "Hayat o dersleri her yerde veriyor."