Korkunuzu ve öfkenizi fark edemezseniz, kendinizi nasıl sakinleştireceğinizi bilmiyorsanız, düşmanınızla huzur masasına nasıl oturabilirsiniz? Bir masanın karşısında düşmanınızla yüz yüzeyken sadece savaşmaya devam edersiniz. Kendinizi anlayamadığınızda, yalnızca savaşmaya devam edersiniz. Kendinizi anlayamadığınızda, diğer insanı da anlayamazsınız.
Derinlemesine baktığımızda, mutluluğun bir şeye veya birisine sahip olunca gelmediğini biliyoruz. Mutluluk, iyilik ve şefkatten, acıların dinmesine yardım etmekten gelir.
Lütfen Tanrı'nın sadece sizin tarafınızda olduğunu düşünmeyin. Tanrı taraf tutmaz. Tanrı şefkat ve kapsayıcılıktır. Eğer Tanrı herkesi seviyorsa, biz herhangi birini nasıl dışlayabiliriz? Tanrı Amerika'yı korusun" diyoruz ama "Tanrı herkesi korusun" demeliyiz çünkü herkes Tanrı'nın bir çocuğudur. Başkalarını dışlayarak huzur bulabileceğinizi sanmayın. Tek yol, onlara yardım etmektir.
Fransa'daki Erik Köyü'nde, bilinçli farkındalık zilleri olarak manastır çanını, saat zilini ve telefonun ilk üç çalışını kullanırız. Zil sesini duyduğumuzda, nefes alış verişlerimizin farkına varmak için, ne düşünüyor, ne söylüyor veya ne yapıyorsak dururuz. Bilinçli farkındalık zili bize bedenimizi rahatlatma ve kendimize dönme şansı verir. Bir kez daha, bize sunulan dünya nimetlerinin farkına varır ve hayatta olduğumuz gerçeğinin tadını çıkarırız. Üç kez nefes alıp vererek sükûnetimizi ve huzurumuzu yeniden sağlarız. Durur ve neşe içinde nefes alırız, ciddi ve resmi bir şekilde değil. Yaptığımız iş daha anlamlı hâle gelir ve etrafımızdaki insanlarla tam anlamıyla temasta oluruz.