Piskopos Tihon'a söyledikleri şunlar: ''Bakın, ispiyoncularla psikologları, hiç değilse benim ruhuma girmeye çalışanları sevmem. Kimesyi buyur etmem ruhuma, hiç kimseye ihtiyacım yok, kendi kendime yeterim ben.'' Sonunda velinimet olmayı başarabilmiş, görünüşe bakılırsa ''görülmeden görme ayrıcalığı''nı ele geçirmiş adamdır Stavrogin. Etrafındakilere yol gösteren ışık, ama aynı zamanda onları kavuran güneş olmayı başarmış adam.
Türk şiirinin önemli, kendine özgü, yalnız bir şairidir, Uyar.
İnce, solgun sarı yüzü, mavi gözleri, çekingenliği. Bir şairin maddi ve manevi fizyonomisine yakıştırdığım bütün unsurların toplamı. O, bir şairin fizyonomisine uygun tespitler gibi gelir bana. Şiiri, sadece şiir için kullandı, böylece içine hayatın, cinselliğin, devriminden darbelere kadar birçok kavramı kattı.
"Ben" yazısından bir bölüm alacağım buraya. Gene Turgut Uyarı en iyi anlatan kendisi: "Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim..
Sanat eğitimi verilmemiş, kitap okutulmamış, müze gezdirilmemiş, tek tablo seyrettirilmemiş, iyi bir senfoniden tek ölçü dinletilmemiş, bu yüzden insan sevgisi oluşmamış bir toplumun, bütün hamlığını, hışırlığını ve hırtlığını yaşıyoruz.
...........................
Meramını ifade edemeyen insanın ilkel tepkisi kol geziyor.
Kirli Ağustos / Edip Cansever
O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.
Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli ağustos! beni ordan oraya götüren eşya
Aklımda üç beş otel ya kalır
Ya kalmaz üç beş otel aklımda
O da değil bir otelin kendisi
Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.
Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos! gözkapaklarımı da yaktım sonunda.
Edip Cansever
Şairin Seyir Defteri, Adam Yayınları